CENAZELERİN GASLEDİLMELERİ
Büyük İslâm İlmihali · s.262
528- Cenazelerin biran evvel yıkanılması, hazırlanıp ve kefenlenmesi, kabirlerine konulması müstehaptır. Bu halde cenaze teneşir denilen bir sedir, bir tahta üzerine -ayakları kıbleye doğru olarak- arka üstüne yatırılır. Teneşirin çevresi güzel kokulu birşey ile üç, beş veya yedi defa tek olarak tütsülendirilir, göbeğinden dizlerine kadar olan avret mahalli birşey ile örtülüp üzerinden elbisesi tamamen çıkarılmış bulunur. 529- Cenaze yıkayan = Erkek veya kadın kimse, yıkama farzını yerine getirmeye niyet etmeli ve besmele-i şerife ile başlamalı ve yıkama bitinceye kadar:" ﻏُﻔْﺮَﺍﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﺭَﺣْﻤٰﻦُ = Gufraneke Ya Rahman = Ey Rahman olan mabudum! Mağfiretini dilerim" demelidir. Yıkayıcı, eline bir bez sararak örtünün altından ölünün istincasını (taharetini) temin eder. Sonra abdest aldırmaya başlayarak evvelâ: Cenazenin yüzünü yıkar, ağzına burnuna su vermez, yalnız dudaklarının içini, dışlarını, burun deliklerini, göbeğinin çukurunu parmakla veya parmağına sardığı bir bez parçası ile mümkün mertebe mesheder. Daha sonra elleri ile kollarını yıkar, -sahih olan görüşe göre- başını da meshedip ayaklarını da tehir etmeksizin hemen yıkar, böylece abdesti alınmış olur. Namazın ne olduğunu henüz anlamayacak bir yaşta bulunan bir çocuk ölünce, böyle bir abdest aldırması icap etmez. 530- Cenazenin abdesti tamamlanınca üzerine mümkünse ısıtılmış, tatlı su dökülür, saçı ve sakalı, var ise, hatmi denilen güzel kokulu bir ot ile, mevcut değilse sabun ile taranmaksızın yıkanır. Sonra sol tarafına çevrilerek evvelâ: Sağ tarafı bir kere yıkanır, sonra sağ tarafına çevrilerek sol tarafı da bir kere yıkanır ve böylece sağ ve sol tarafları üç defa yıkanır. Daha fazla da yıkanabilirse de israfa gerek yoktur. Bundan sonra cenaze hafifçe kaldırılıp, meselâ yıkayanın göğsüne veya eline veya dizine yaslandırılarak karnı yavaşça sıvazlanır, bir şey çıkarsa su dökülüp giderilir, yeniden abdeste ve yıkamaya lüzum görülmez. Fakat şişip dağılmak üzere bulunan bir ölünün üzerine yalnız su dökmekle yetinilir, abdesti ve üç kere yıkanması icap etmez. 531- Ölünün saçları ve tırnakları kesilmez, sünnet olmamış ise, sünnet edilmez, yıkanılmasında pamuk kullanılmaz, yıkanma neticesinde havlu gibi bir şey ile kurulandırılır, ondan sonra kefen gömleği giydirilir, geri kalan kefenleri yayılarak başına ve sakalına hanut denilip kâfuru, sandal ve benzeri şeylerden oluşan güzel kokulu bir şey konulur, secde yerleri olan alnına, burnuna, ellerine, dizlerine ve ayaklarına da kâfuru konulur. 532- Ölünün yıkanacağı yer örtülü olup, onu yıkayıcıdan ve ona yardım edecek kimselerden başkaları görmemelidir. Bir ölüyü kendisine en yakın olan kimse veya takva sahibi, emanet ehli bulunan bir şahıs yıkamalıdır. Bu yıkamak ücretsiz olmalıdır. Çünkü bu, bir dînî vazifedir. Hattâ bir kimse, bu yıkamak vazifesi için kesinleşip kendisinden başkası bulunmazsa, bunun karşılığında bir ücret alması caiz olmaz. Fakat böyle kesinleşmeyip başka yıkayıcılar da bulunursa, ücret almak caiz olur. 533- Erkek olan ölüyü erkek, kadını da kadın yıkar. Bu yıkayıcılar taharet üzere bulunmalıdırlar. Bunların cünüp veya hayızlı loğusa bulunmaları ve gayrimüslim olmaları mekruhtur. Ancak müslüman hakkında gayrimüslimden başka erkek ve müslüman kadın hakkında gayrimüslimden başka kadın bulunmazsa, o zaman mekruh olmaz. 534- Bir kadın, vefat eden kocasını yıkayabilir. Çünkü kadın iddet bekliyecektir. {(): ÖNEMLİ NOT: Kocası ölen bir kadının kendi evinde dışarıya çıkmadan bekleyeceği bir süredir ki, bu süre 4 ay 10 gündür. İddet bekleyen bir kadının evlenmesi kesinlikle haramdır. Bak: Bakara suresi: 234} Bu iddet çıkmadıkça, kocalık devam etmektedir. Fakat bir erkek, ölmüş bulunan hanımını yıkayamaz. Zira erkeğe iddet lâzım gelmez, hanımı ölünce aralarındaki evlilik bitmiş olmuş olur. Şu kadar var ki yıkayacak kadın bulunmazsa, hanımına teyemmüm ettirir. (Diğer üç mezhep imamına göre kocanın da hanımını yıkaması caizdir.) 535- Erkekler arasında ölmüş kadına mahremi var ise, eliyle teyemmüm ettirir, mahremi yok ise, yabancı olan bir erkek, eline bir bez sararak ve gözlerini kapayarak teyemmüm ettirir. 536- Su bulunmadığı takdirde de teyemmüm ile yetinilir. Bir cenaze hakkında teyemmüm yapılıp namazı kılındıktan sonra su bulunacak olsa, yeniden yıkanır, namazın tekrar kılınıp kılınmayacağı hakkında ise, İmam Ebû Yusuf'tan iki görüş vardır. 537- Henüzmüştehatolmayan bir kız çocuğunu erkek ve henüzmürahikolmayan bir erkek çocuğunu da kadın yıkayabilir. Dokuz yaşındaki bir kızmüştehattır. Bir erkek çocuğu on iki, bir kız çocuğu da dokuz yaşını bitirdiği halde büluğ çağına ermezse, erinceye kadarmürahikvemurahikaadını alır. 538- Tenasül aleti kesilmiş veya husyeleri çıkarılmış olan kimseler ile tam erkeklerin farkı yoktur. Bu sebeple bunları da erkekler yıkarlar. 539- Suda boğulmuş bir müslüman, yıkamak niyeti ile üç defa suda hareket ettirilerek yıkanır, sadece su içinde kalmış olması, hayatta olan müslümanlardan bu yıkama vazifesinin düşmesini icap etmez. 540- Bir müslümanın yakını veya eşi bulunan gayrimüslim bir erkek veya kadın kendi dindaşlarına teslim edilir. Teslim edilmediği takdirde sünnet üzere olmaksızın yıkanır, onun hakkında yukarıdaki tarif üzere hareket edilmez. 541- Vefat eden bir müslümanın gayrimüslim akrabasından başka bir velisi bulunmazsa, cenazesi bunlara verilmez. Çünkü onun hazırlanması ve kefenlenmesi, namazının kılınması bütün müslümanlara yönelik bir farz-ı kifayedir. 542- Ölü olarak düşen bir çocuk, bir bez parçasına sarılarak defnedilir, yıkanması lâzım gelmez, 543- Erkek mi, kadın mı olduğu anlaşılmayan, bu sebeple kendisine"Hünsayi müşkil"denilen kimse, ölünce yıkanmaz. Bilakis teyemmüm ettirilir, kefen hususunda ise, kadın sayılır. 544- Ölmüş olan bir müslümanın başı ile beraber vücudunun çoğu bulunacak olsa, yıkanır, kefenlenir, namazı kılınır. Fakat başsız olarak yalnız yarısı bulunsa veya gövdesinin çoğu kaybolmuş olsa; yıkanmaz, kefenlenmez, üzerine namaz kılınmaz. Bilakis bir beze sarılarak defnedilir. 545- Kefene sarıldıktan sonra ölüden çıkacak bir sıvı ve benzeri artık yıkanmaz.