BİRİNCİ VE İKİNCİ BEDİR GAZALARI
Büyük İslâm İlmihali · s.579
127- Kureyş kabilesinden bir seriyye = çete, Medine-i Münevvere civarına kadar sokulup halkın hayvanlarını vurmuşlardı. Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz, bunu haber alınca Hz. Ali (R.A)yü sancaktar tayin ederek muhacirlerden bir fırka ile bu çeteyi takibe çıktı. Bedir denilen nahiyeye kadar gittiler. Fakat çete savuşup gitmiş olduğundan geri döndüler. İşte bunaBirinci Bedir Gazasıdenilmiştir. 128- İkinci Bedir Gazası'na gelince bu da Peygamber (S.A.V) Efendimiz'in hicretinin ikinci senesi Ramazanı şerifinde olmuştur. Buna"Bedr-i kübra"da denir. Şöyle ki, Peygamberi Zişan (S.A.V) Efendimiz, Mekkelilere ait olup Şam'dan geri dönmüş bulunan bir ticaret kafilesini elde etmek üzere üçyüzbeş kişi ile Medine-i Münevvere'den Revha denilen yere çıkmıştı. Bu zatlardan altmış dördü muhacirlerden, geri kalanı ise, Ensar'dan idi. İşte müslümanların ilk ordusunu oluşturan da bu kimselerdir. Kafile, bunu haber alıp başka bir yoldan savuşup gitmiş, vaziyet hakkında Mekkeliler'e haber göndermişti. Mekkeliler, dokuz yüzelli kişilik bir ordu ile kafileyi kurtarmaya koştular. Kafilenin Bedir hizasından savuşup kurtulmuş olduğunu haber aldıkları halde sırf Ebu Cehil'in teşvikiyle geri dönmediler, Bedir'e kadar geldiler, müslümanlar ile savaşta bulunmak istiyorlardı. 129- Peygamber (S.A.V) Efendimiz, düşmanın bu hareketini haber aldı. Ashab-ı Kiram'ıyla istişare etti. "Kafileyi mi takip edelim, Kureyş ordusuna mı karşı çıkalım? Hak Teâlâ Hazretleri bunlardan birini bana vaad buyurmuştur" dedi. Ashab-ı Kiram'dan bazıları: "Biz böyle bir kuvvetle harb edeceğimizi bilmiyorduk, yoksa daha hazırlıklı bulunurduk" diyerek kafileyi takip etmek istediler. Fakat Şanı yüce Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz'in savaşa meyilli olduğunu anlayınca: "Ya Rasulallah! Biz sana tabiyiz, sen ne tarafa yürür isen biz de seninle beraberiz, denizlere atılacak olsan biz de beraber atılırız." yollu sözleriyle dinlerindeki metaneti, Resulü Ekrem (S.A.V)e olan bağlılıklarını isbat ettiler. Artık İslâm kuvveti Bedir'e doğru yürüdü, Resulü Efham (S.A.V) Efendimiz, mübarek elleri ile: "Burası Kureyş'ten filânın, şurası da filânın ve filânın öldürüleceği yerdir." diyerek işaret buyurdu, sonra da hep öyle oldu. 130- Düşman ordusu, Bedir suyunu evvelce tutmuş, İslâm kuvveti susuz kalmıştı. ALLAH Teâlâ Hazretleri, o gece müslümanlara tatlı bir uyku verdi, karşılarında düşman yokmuş gibi korkusuz bir halde uyuyup yorgunluktan kurtuldular, ertesi gün de yağmurlar yağdı, dereler aktı. Müslümanlar su sıkıntısından da kurtuldular, bulundukları yer, askerî harekete elverişli bir hale geldi. Nihayet savaş başlamıştı. Düşman tarafından atılan bir ok ile Hz. Ömer'in azatlısı olan Mihca (R.A), şehit düştü, Peygamber (S.A.V) Efendimiz: "Mihca şehidlerin efendisidir." buyurmuştur. Müslümanlardan cihad meydanında ilk şehid olan, bu zattır. Radıyallah'ü Teâlâ anh. 131- Nebiyyi Zişan (S.A.V) Efendimiz: "Ya Rabbi! İslama yardım et. Eğer bu gün bu İslâm cemaatini helak edersen, yeryüzünde sana ibadet edecek kimseler kalmayacaktır." mealinde dua etti ve yerden bir avuç ufacık taşlar alıp: "Yüzleri kara olsun" diye düşmanların üzerine saçtı, bu taşlardan her biri, bir mucize olarak müşriklerden birinin gözüne veya kulağına isabet etti. Nihayet düşman ordusu fena halde bozuldu. Ebu Cehil haini iki genç İslâm mücahidi tarafından öldürüldü. Düşmandan yetmiş kişi öldürülmüş, yetmiş kadar da esir alınmış idi. Müslümanlar ise, on dört şehit vermişlerdi. Düşmandan alınan esirlerin bir kısmı para ile, bir kısmı parasız azad edilmiştir. Bazıları da Ensar-ı Kiram'dan on çocuğa yazı öğretmek şartıyla azat edildi. Esirleri öldürmeye Peygamber Efendimiz (S.A.V)in şefkatleri razı olmamıştı. 132- Bedir savaşının İslâm tarihinde ehemmiyeti pek büyüktür. Bu gazaya bir takım melekler iştirak etmiş, Ashab-ı Kiram'ın manevî kuvvetlerini arttırmışlardı. Bedir savaşında düşman ordusu, İslâm kuvvetinin üç mislinden fazla idi. Fakat yine İslâm kuvvetine mağlup oldular, çünkü düşmanların arasında kavmiyet duygusundan, cahilce bir gururdan başka bir bağ yok idi. Müslümanlar ise, dine ve insanlığa hizmet etmek arzusunda idiler. Aralarında bir din bağlılığı var idi. Manevî kuvvetleri pek yüksekti. Şehitliğin pek büyük bir rütbe olduğuna inanmış idiler. Başkumandanları olan Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz'in her emrine itaat ediyorlardı, din yolunda can vermeyi bir saadet biliyorlardı. İşte bu sayede parlak bir muzafferiyete erdiler. Müslümanlar kuvvet buldu. Birçok kimseler gelip İslâm ile müşerref oldular. Bedir gazasında hazır bulunan Ashab-ı Kiram ile mazeretleri sebebiyle hazır bulunmayan sekiz zataAshab-ı Bedirdenir ki, toplamı üçyüz onüç zattır. Bunların mertebeleri, Ashab-ı Güzîn arasında pek yüksektir. ALLAH Teâlâ Hazretleri cümlesinden razı olsun.