ADAĞIN MAHİYETİ VE NEVİLERİ
Büyük İslâm İlmihali · s.335
232- Nezir, ALLAH Tealaya tazim için mübah bir işin yapılmasını üstlenmek, öyle bir işin yapılmasını kendi nefsine vacip kılmaktır. Nezrin çoğulu "nüzur" dur. Nezr edene de "nâzir" denir. Nezrin Türkçe'si "adak"tır. 233- Sırf Hak Teala'nın rızası için ibadet sayılacak bazı şeyleri adamak, makbuldür, sevaba vesiledir. "Adağım olsun yarın ALLAH rızası için oruç tutayım veya fakirlere şu kadar para vereyim" denilmesi gibi. Fakat dünyalık bir maksadın meydana gelmesi için yapılacak adaklar makbul değildir. "Filan işim yoluna girerse, üç gün oruç tutayım" veya "fakirlere para vereyim" denilmesi gibi. Böyle dünyalık bir gaye için yapılan bir ibadet ve itaat ulvi bir maksada değil, dünyalık bir isteğe bir niyete dayalı bulunmuş olur. Bu ise; ibadetlerde, itaatlarda aranılan ihlasa aykırıdır. Böyle bir adak kaderi değiştiremez. Kader ne ise, yine o meydana gelir. Şu kadar var ki, bazen böyle bir adak ile cimriden bir mal çıkmış olur. Bununla beraber adaklara riayet lazımdır. Çünkü adak adayan ALLAH Teala ile sözleşme yapmış demektir. Bundan dolayı adağına vefa etmesi, yani adak olarak yapmayı üstlendiği şeyi yerine getirmesi icap eder. Hak Teala Hazretleri adaklarına vefa edenleri Kur'an-ı Kerim'inde övmüştür. 234- Adaklar zaman, mekan, şahıs ve adanılan şey itibarı ile muayyen ve gayrımuayyen nevilerine ayrıldıkları gibi bir şarta bağlı olup olmamak itibarı ile de mutlak, muallak nevilerine ayrılır. Nitekim ileride görülecektir.