Risale-i NurÂyet ve Hadîs Meâlleri

Şuâât-ü Mârifetü'n-Nebîyy

Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.957

Risalet-i Muhammediyenin (a.s.m.) ispatının yapıldığı bu risale, 1921 yılında İstanbul'da Türkçe olarak te'lif edilmiştir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 45) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla.. ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥْ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ٭ ﻭَﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Ben şehâdet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur, yine ben şehadet ederim ki, Muhammed (a.s.m.) Allah'ın kulu ve peygamberidir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 46) ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠٰﻰ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ۨﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻙَ Allah'ım! Senin Vücub-u Vücuduna delâlet eden Muhammed'e (a.s.m.) salât ve selâm et. ﺍَﻟﺴَّﺒَﺐُ ﻛَﺎﻟْﻔَﺎﻋِﻞِ Birşeye sebep olan onu yapan gibidir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 50) ﻟَﻴْﺲَ ﺍﻟْﻜُﺤْﻞُ ﻛَﺎﺍﻟﺘَّﻜَﺤُّﻞِ Fıtrî karagözlülük, sunî (yapma) karagözlülük gibi değildir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 51) ﻟِﻠْﻜُﻞِّ ﺣُﻜْﻢٌ ﻟَﻴْﺲَ ﻟِﻜُﻞٍّ Bütünde bulunan hüküm, o bütünün hiç bir ferdinde tek başına yoktur. ﺧُﻠُﻘُﻪُ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥُ Onun ahlâkı Kur'ân idi. (Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn: 139; Ebû Dâvud, Tatavvu': 26; Nesâi, Tetavvu': 2; Müsned, 6:54, 91, 163, 188, 216; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 5:170; İbni Hibban, Sahih, 1:345, 4:112.) ﻭَﺍِﻧَّﻚَ ﻟَﻌَﻠٰﻰ ﺧُﻠُﻖٍ ﻋَﻈِﻴﻢٍ Hiç şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin. (Kalem Sûresi, 68:4) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 52) ﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻣَﻌَﻨَﺎ Korkma! Allah bizimle beraberdir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 53) ﻭَﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﻗَﺺَّ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟْﻘِﺼَﺺَ ﻟِﻠْﺤِﺼَﺺِ ﻭَﺳَﻴَّﺮَ ﺭُﻭﺣَﻪُ ﻓ۪ﻰ ﺍَﻋْﻤَﺎﻕِ ﺍﻟْﻤَﺎﺿ۪ﻲ ﻭَﻓ۪ﻲ ﺷَﻮَﺍﻫِﻖِ ﺍﻟْﻤُﺴْﺘَﻘْﺒَﻞِ ﻓَﻜَﺸَﻒَ ﻟَﻪُ ﺍﻻﺎَﺳْﺮَﺍﺭَ ﻣِﻦْ ﺯَﻭَﺍﻳَﺎ ﺍﻟْﻮَﺍﻗِﻌَﺎﺕِ ﺍِﻥَّ ﻧَﻈَﺮَﻩُ ﺍﻟﻨَّﻘَّﺎﺩَ ﺍَﺩَﻕُّ ﻣِﻦْ ﺍَﻥْ ﻳُﺪَﻟِّﺲَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﻣَﺴْﻠَﻜَﻪُ ﺍﻟْﺤَﻖَّ ﺍَﻏْﻨٰﻰ ﻣِﻦْ ﺍَﻥْ ﻳُﺪَﻟِّﺲَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ Ona bu kıssaları hikâye ederek ruhunu mâzinin derinliklerinde ve geleceğin şahikalarında gezdiren ve olayların karanlık köşelerindeki esrar perdesini onun için kaldırana yemin olsun ki, Onun keskin gözü kendisini şaşırtmayacak kadar dikkatlidir. Ve Onun hak olan mesleği ise insanları aldatmaktan uzaktır. Buna da ihtiyacı yoktur. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 62) ﻓَﺎْﺗُﻮﺍ ﺑِﺴُﻮﺭَﺓٍ ﻣِﻦْ ﻣِﺜْﻠِﻪ۪ (Kur'ân'ın) mislinden bir sûre getiriniz. (Bakara Sûresi, 2:23) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 65) ﺍِﻥْ ﻫُﻮَ ﺍِﻻَﺎ ﻭَﺣْﻰٌ ﻳُﻮﺣٰﻰ O (Kur'ân) ancak kendisine vahyolunan bir vahiydir. (Necm Sûresi, 53:4) ﺍَﻟْﻤُﻌَﺎﺭَﺿَﺔٌ ﺑِﺎﻟْﺤُﺮُﻭﻑْ Harflerle muaraza, çekişme, kavga. ﻣُﻘَﺎﺭَﻋَﺔٌ ﺑِﺎﻟﺴُّﻴُﻮﻑْ Kılınçla dövüşme, muharebede vuruşma. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 66) ﺍَﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻌَﺮْﺵِ ﺍﺳْﺘَﻮٰﻯ O Rahmân ki, hükümranlığı Arşı kaplamıştır. (Tâhâ Sûresi, 20:5) ﺍَﻟﺘَّﻨَﺰُّﻻﺎﺕُ ﺍﻻﺎِﻟٰﻬِﻴَّﺔُ ﺍِﻟٰﻰ ﻋُﻘُﻮﻝِ ﺍﻟْﺒَﺸَﺮِ Cenab-ı Hakk'ın insanların akıl seviyelerine inerek hitap etmesi. "Yani, teşbihlerle beşerin akıl ve idrakleri seviyesine inen ilahî tenezzülleridir. Şu İlahî tenezzül ise, yani seviyelerine inerek, idraklerine göre hakikati anlatması, onların zihinlerini ünsiyetlendirmek içindir." (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 67) ﻗﺪ ﺳﻨﺢ ﻟﻰ ﻓﻰ ﺳﻨﺔ ٣٣٣١ ﻓﻰ ﺍﻟﻤﺮﺽ ﺑﻴﻦ ﺍﻟﻨﻮﻡ ﻭﺍﻟﻴﻘﻈﺔ ﻓﻰ ﻭﺍﻟﺸﻤﺲ ﺗﺠﺮﻯ ﻟﻤﺴﺘﻘﺮ ﻫﺬﺍ ﺍﻟﻤﻌﻨﻰ ﺍﻯ ﻓﻰ ﻣﺴﺘﻘﺮﻫﺎ ﻻﺳﺘﻘﺮﺍﺭ ﻣﻨﻈﻮﻣﺘﻬﺎ ﺍﻯ ﺟﺮﻳﺎﻧﻬﺎ ﺑﺎﺫﻥ ﺍﻟﻠّﻪ ﻟﺘﻮﻟﺪ ﺟﺎﺫﺑﺘﻬﺎ ﺍﻟﻨﻈﺎﻣﺔ ﻟﻠﻤﻨﻈﻮﻣﺔ ﺍﻟﺸﻤﺴﻴﺔ ﻭﻟﻮ ﺳﻜﻨﺖ ﻭ ﺳﻜﺘﺖ ﻟﺘﻨﺎﺛﺮﺕ 1333 h. (1915-1916) yılında, hasta halimde, uyku ile uyanıklık arasında "Güneş döner" ayeti hakkında kalbime bu mana doğdu. Yâni, kendi müstakarrında mihveri üzerinde (yörüngesinde) Allah'ın emriyle cereyanı, manzumesini (gezegenlerini) tanzim eden câzibesinin tevlidi (çekim gücünün meydana gelmesi) içindir. Eğer Şems (Güneş) silkinmese meyveleri düşecek. Silkinse yemişleri olan seyyaratın istikrarları temin edilir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 68) ﻣَﺎ ﻧَﺤْﻦُ ﻓِﻴﻪِ Bahsini ettiğimiz, üzerinde durduğumuz, meselemiz. ﻛَﻠِّﻢِ ﺍﻟﻨَّﺎﺱَ ﻋَﻠٰﻰ ﻗَﺪْﺭِ ﻋُﻘُﻮﻟِﻬِﻢْ İnsanlarla anlayış seviyelerine göre konuş. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 69) ﻗَﺎﻝَ Dedi, söyledi. ﻭَﺍﻟَّﺬ۪ﻱ ﻋَﻠَّﻢَ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥَ ﺍﻟْﻤُﻌْﺠِﺰَ ﺍِﻥَّ ﻧَﻈَﺮَ ﺍﻟْﺒَﺸ۪ﻴﺮِ ﺍﻟﻨَّﺬ۪ﻳﺮِ ﻭَﺑَﺼ۪ﻴﺮَﺗَﻪُ ﺍﻟﻨَّﻘَّﺎﺩَﺓَ ﺍَﺩَﻕُّ ﻭَﺍَﺟَﻞُّ ﻭَﺍَﺟْﻠٰﻰ ﻭَ ﺍَﻧْﻔَﺬُ ﻣِﻦْ ﺍَﻥْ ﺗَﻠْﺘَﺒِﺲَ ﺍَﻭْ ﻳَﺸْﺘَﺒِﻪَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟْﺤَﻘ۪ﻴﻘَﺔُ ﺑِﺎﻟْﺨَﻴَﺎﻝِ ﻭَﺍِﻥَّ ﻣَﺴْﻠَﻜَﻪُ ﺍﻟْﺤَﻖَّ ﺍَﻏْﻨٰﻰ ﻭَﺍَﻋْﻠٰﻰ ﻭَﺍَﻧْﺰَﻩُ ﻭَﺍَﺭْﻓَﻊُ ﻣِﻦْ ﺍَﻥْ ﻳُﺪَﻟِّﺲَ ﺍَﻭْ ﻳُﻐَﺎﻟِﻂَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânı Öğretene and olsun ki, Beşîr ve Nezîr olan Zâtın nazarı ve herşeyi inceden inceye tetkik eden basireti, hakikati hayale karıştırmak veya benzetmekten yüce, dakik ve parlak; hak olan mesleği ise, insanları aldatmak veya yanıltmaktan müstağni, münezzeh ve yücedir. Buna da ihtiyacı yoktur. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 70) ﻭَﺍِﻧَّﻚَ ﻟَﻌَﻠٰﻰ ﺧُﻠُﻖٍ ﻋَﻈِﻴﻢٍ Hiç şüphesiz Sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin. (Kalem Sûresi, 68:4) ﺧُﻠُﻘُﻪُ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥْ Onun (a.s.m.) ahlâkı Kur'ân idi. ﺍﻟْﺒُﻐْﺾُ ﻓِﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Allah için buğz etmek. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 71) ﻭَﺍﻧْﺸَﻖَ ﺍﻟْﻘَﻤَﺮُ Ay yarıldı. (Kamer Sûresi, 54:1) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 72) ﻭﺻﻠّﻰ ﺍﻟﻠﻪ ﻋﻠﻰ ﻧﻮﺭٍ ﻛﻪ ﺯﻭﺷﺪ ﻧﻮﺭﻫﺎ ﻳﺪﺍ ﺯﻣﻴﻦ ﺍﺯ ﺣﻠﻢ ﺍﻭﺳﺎﻛﻦ ﻓَﻠَﻚْ ﺍﺯﻋﺸﻖ ﺍﻭﺷﻴﺪﺍ ﺩﻭ ﺷﻢ ﻧْﺮﺳﻴﻦ ﺍﺵ ﺭﺍﻛﻪ ﻣﺎﺯﺍﻍ ﺍﻟﺒﺼﺮ ﺧﻮﺍﻧﺪ ﺩﻭﺯﻟﻒ ﻋﻨﺒﺮﻳﻨﺶ ﺭﺍﻛﻪ ﻭﺍﻟﻠّﻴﻞِ ﺍِﺫﺍ ﻳﻐﺸﻰ ﺯِﺳِﺮِّ ﺳﻴﻨﻪﺀﺵ ﺟﺎﻣﻰ ﺍَﻟَﻢْ ﻧَﺸْﺮَﺡْ ﻟَﻚَ ﺑﺮ ﺧﻮﺍﻧﺪ ﺯﻣﻌﺮﺍﺟﺶ ﺧﺒﺮ ﺩﺍﺩﻧﺪ ﻛﻪ ﺳَﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺍَﺳْﺮَﻯ Allah'ım bütün nurların Onun nurundan meydana geldiği Peygambere salât olsun. Zemin Onun hilmi ile sâkin, gökkubbe Onun aşkıyla coşkun. İki nergiz gözlerin ki "Gözü şaşırıp kaymadı" âyetini okudu. Anber kokulu zülüfleri ki "kararan geceye ond olsun" âyetini okudu. Ey Câmi, "biz senin göğsünü açmadık mı?" âyetinin okunması, Onun göğsünün sırrına işaret eder. "Sübhânellezî esrâ" âyeti Onun mi'racına işaret eder. ﻣﻼﺎﻳٍﻰﺀ ﺟﺰﻳﺮﻯ ﻳﻰِ ﻛُﺮﺩﻱ ﻩ ﺧﻮﺵ ﻭﺗﻴﻪ ﻣِﻴﻢ ﻣَﻄْﻠَﻊ ﺷَﻤْﺴَﺎ ﺍَﺣَﺪْ ﻳﻴﻨﻪ ﺻِﻔَﺖْ ﻛِﺮْ ﻻﺎﻣِﻊْ ِﻋَﺮَﺏْ ﺑَﺮْﻕِ ﻟِﻔَﺨَّﺎﺭِ ﻋَﺠَﻤْﺪَﺍ Molla Cezîrî-i Kürdî ne güzel söylemiş: Ehadiyet güneşine ayna kıldı Muhammed adını, (ayna gibi O'nun rengiyle sıfatlanmış) Acemde gösterdi Arap diyarında parlayan nurun tecellîsini. (Arabistanda parladı ama dünyanın her tarafında o nur tecellî etti.) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 74) ﺟَﺰَﺍﻫُﻢُ ﻟﻠّٰﻪُ ﺧَﻴْﺮًﺍ Allah onların mükâfatını en güzel şekilde versin. ﻣَﺎ ﺍﻟﺪَّﻟِﻴﻞُ ﺍﻟْﻮَﺍﺿِﺢُ ﻋَﻠَﻰ ﻭُﺟُﻮﺩِ ﺍﻻﺎِﻟٰﻪِ ﺍﻟَّﺬ۪ ﺗَﺪْﻋُﻮﻧَﻨَﺎ ﺍِﻟَﻴْﻪِ Bizi, kendisine iman etmeye çağırdığınız "Allah'ın varlığına ve birliğine" delâlet eden açık delil nedir? ﺗَﺎَﻣَّﻞْ ﺳُﻄُﻮﺭَ ﺍﻟْﻜَٓﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﻓَﺎِﻧَّﻬَﺎ ٭ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﻼﺎِ ﺍﻻﺎَﻋْﻠٰﻰ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﺭَﺳَٓﺎﺋِﻞُ Kâinatın satırlarını dikkatle mütalâa et. Zira onlar, Mele-i Âlâdan sana gönderilmiş mektuplardır. ﻭَ ﻓ۪ﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻟَﻪُ ﺍٰﻳَﺔٌ ﺗَﺪُﻝُّ ﻋَﻠٰﻰ ﺍَﻧَّﻪُ ﻭَﺍﺣِﺪٌ Herşeyde Allah'ın birliğini gösteren bir delil vardır. ﻟَﻮْ ﻛَﺎﻥَ ﻓ۪ﻴﻬِﻤَٓﺎ ﺍٰﻟِﻬَﺔٌ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟَﻔَﺴَﺪَﺗَﺎ Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, ikisi de harap olup giderdi. (Enbiyâ Sûresi, 21:22) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 75) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla.. ﻗﻞْ ﻫُﻮَ De ki: O... (İhlâs Sûresi, 112:1) ﺍَﻯْ ﻻﺎ ﻣَﺸْﻬُﻮﺩَ ﺑِﻨَﻈَﺮِ ﺍﻟْﺤَﻘ۪ﻴﻘَﺔِ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ Yani: Hakikat nazarıyla bakıldığında âlemde görünen herşey Ondandır ve ancak Ona delâlet eder. ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﺣَﺪٌ Allah birdir. (İhlâs Sûresi: 112:1) ﺍَﻯْ ﻻﺎ ﻣَﻌْﺒُﻮﺩَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ Yani: Aslâ Ondan başka mâbud yoktur. ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟﺼَّﻤَﺪُ Allah Samed'dir; herşey Ona muhtaçtır, O ise hiçbirşeye muhtaç değildir. (İhlâs Sûresi: 112:2) ﺍَﻯْ ﻻﺎ ﺧَﺎﻟِﻖَ ﻭَﻻﺎ ﺭَﺏَّ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ Yani: Aslâ Ondan başka Hâlık ve Rab yoktur. ﺍَﻯْ ﻻﺎ ﻗَﻴُّﻮﻡَ ﻭَﻻﺎ ﻏَﻨِﻰَّ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻻﺎِﻃْﻼﺎﻕِ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ Yani, mutlak manada Allah'dan başka Kayyûm ve Gâniyy yoktur. ﻟَﻢْ ﻳَﻠِﺪْ O doğurmamıştır. (İhlâs Sûresi, 112:3) ﻭَﻟَﻢْ ﻳُﻮﻟَﺪْ O doğmamıştır. (İhlâs Sûresi, 112:3) ﻭَﻟَﻢْ ﻳَﻜُﻨْﻠَﻪُ ﻛُﻔُﻮًﺍ ﺍَﺣَﺪٌ Ve hiçbirşey Onun dengi değildir. (İhlâs Sûresi, 112:4) ﻟَﻴْﺲَ ﻛَﻤِﺜْﻠِﻪ۪ ﺷَﻲْﺀٌ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺴَّﻤ۪ﻴﻊُ ﺍﻟْﺒَﺼ۪ﻴﺮُ Onun hiçbir benzeri yoktur. O herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir. (Şûrâ Sûresi, 42:11) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 76) ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥْ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ٭ ﻭَﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪٌ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Ben şehâdet ederim ki, Allah'tan başka bir ilâh yoktur, yine ben şehadet ederim ki, Muhammed (a.s.m.) Allah'ın kulu ve peygamberidir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 77)