Risale-i NurÂyet ve Hadîs Meâlleri

Nokta Risalesi

Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.949

İman erkânının ispatının yapıldığı bu risale, 1919 yılında İstanbul'da Türkçe olarak te'lif edilmiştir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 7) ﻧُﻘْﻄَﺔٌ ﻣِﻦْ ﻧُﻮﺭِ ﻣَﻌْﺮِﻓَﺔِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺟَﻞَّ ﺟَﻼﺎﻟُﻪُ Marifetullahın (c.c.) nurundan bir nokta. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 8) ﺧُﺬْ ﻣَﺎ ﺻَﻔَﺎ Duru ve saf olanı al. ﺍٰﻣَﻨْﺖُ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﻣَﻠٰٓﺌِﻜَﺘِﻪ۪ ﻭَ ﻛُﺘُﺒِﻪ۪ ﻭَ ﺭُﺳُﻠِﻪ ﻭَﺍﻟْﻴَﻮْﻡِ ﺍﻻﺎٰﺧِﺮِ ﻭَ ﺑِﺎﻟْﻘَﺪَﺭِ ﺧَﻴْﺮِﻩ۪ ﻭَ ﺷَﺮِّﻩ۪ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺗَﻌَﺎﻟٰﻰ ﻭَ ﺍﻟْﺒَﻌْﺚُ ﺑَﻌْﺪَ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕِ ﺣَﻖٌّ ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥْ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَ ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah Teâlâdan geldiğine iman ettim. Ölümden sonra diriliş haktır. Allah'tan başka ilâh olmadığına şahitlik ederim. Muhammed'in, Allah'ın resulü olduğuna da şahitlik ederim. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 9) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla.. ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ ﻭَﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓُ ﻭَﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠٰﻰ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺧَﺎﺗَﻢِ ﺍﻟﻨَّﺒِﻴّ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﻋَﻠٰﻰ ﺍٰﻟِﻪ۪ ﻭَﺻَﺤْﺒِﻪ۪ٓ ﺍَﺟْﻤَﻌ۪ﻴﻦَ Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Peygamberlerin hâtemi olan Muhammed'e ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm olsun. ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺤَﻰُّ ﺍﻟْﻘَﻴُّﻮﻡُ Allah Teâlâ ki, Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O Hayydır, O Kayyûmdur. (Bakara Sûresi, 2:255) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 10) ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ Hiçbirşey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44) ﺍَﻟﻄُّﺮُﻕُ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺍَﻧْﻔَﺎﺱِ ﺍﻟْﺨَﻼٓﺎﺋِﻖِ Allah'a giden yollar, mahlukâtın nefesleri sayısıncadır. ﺗَﺎَﻣَّﻞْ ﺳُﻄُﻮﺭَ ﺍﻟْﻜَٓﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﻓَﺎِﻧَّﻬَﺎ ٭ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﻼﺎِ ﺍﻻﺎَﻋْﻠٰﻰ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﺭَﺳَٓﺎﺋِﻞُ Bir kitaba benzeyen kâinatın satırlarını düşünerek oku! Çünkü, onlar sana mele-i âlâdan gelen birer mektuptur. "Sahife-i âlemin eb'âd-ı vâsiasında Nakkaş-ı Ezelînin yazdığı silsile-i hâdisâtın satırlarına hikmet nazarıyla bak ve fikr-i hakikatle sarıl. Ta ki mele-i âlâdan uzanan şu selâsil-i resâil, seni âlâyı illiyyîn-i tevhide çıkarsın." (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 11) ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻗُﺪْﺭَﺓَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ Sen her türlü noksandan münezzeh ve uzaksın. Bizim hiç bir kudretimiz yoktur. Şüphesiz ki Sen Azîzsin, Senin kudretin herşeye galiptir; Hakîmsin, Senin her işin hikmet iledir. ﻣَﺎ ﺧَﻠْﻘُﻜُﻢْ ﻭَﻻﺎ ﺑَﻌْﺜُﻜُﻢْ ﺍِﻻَﺎ ﻛَﻨَﻔْﺲٍ ﻭَﺍﺣِﺪَﺓٍ Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 14) ﻗُﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺛُﻢَّ ﺫَﺭْﻫُﻢْ ﻓ۪ﻰ ﺧَﻮْﺿِﻬِﻢْ ﻳَﻠْﻌَﺒُﻮﻥَ Resûlüm) sen 'Allah' de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar. (En'âm Sûresi, 6:91) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 16) ﻓَﺎﺭْﺟِﻊِ ﺍﻟْﺒَﺼَﺮَ ﻫَﻞْ ﺗَﺮٰﻯ ﻣِﻦْ ﻓُﻄُﻮﺭٍ Haydi, çevir gözünü: En küçük bir kusur görüyor musun? (Mülk Sûresi, 67:3) ﺍَﻭَﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ ﺍَﻓَﻼﺎ ﻳَﻌْﻘِﻠُﻮﻥَ ﺍَﻓَﻼﺎ ﻳَﺘَﺬَﻛَّﺮُﻭﻥَ ﻓَﺎﻋْﺘَﺒِﺮُﻭﺍ Onlar bilmiyorlar mı ki? (Bakara Sûresi, 2:77) Hiç akletmiyorlar mı? (Yâsin Sûresi, 36:68) Hiç düşünmez misiniz? (Yûnus Sûresi, 10:3) İbret alınız. (Haşir Sûresi, 59:2) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 19) ﻟَﻴْﺲَ ﻛَﻤِﺜْﻠِﻪ۪ ﺷَﻲْﺀٌ ﺟَﻞَّ ﺟَﻼﺎﻟُﻪُ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﻣَﻦِ ﺍﺧْﺘَﻔٰﻰ ﻟِﺸِﺪَّﺓِ ﻇُﻬُﻮﺭِﻩ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﻣَﻦِ ﺍﺳْﺘَﺘَﺮَ ﻟِﻌَﺪَﻡِ ﺿِﺪِّﻩ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﻣَﻦِ ﺍﺣْﺘَﺠَﺐَ ﺑِﺎﻻﺎَﺳْﺒَﺎﺏِ ﻟِﻌِﺰَّﺗِﻪ۪ Onun benzeri hiçbirşey yoktur. Münezzehtir o Zât ki, şiddet-i zuhurundan ihtifâ etmiştir. Münezzehtir o Zât ki, zıddı ve rakibi olmadığı için istitar etmiştir. Münezzehtir o Zât ki, esbabı izzetine perde yapmıştır. ﻻﺎ ﻣَُﺜِّﺮَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻜَﻮْﻥِ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Mükevvenatta Allah'tan başka müessir yoktur. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 20) ﺍَﻳْﻦَ ﺍﻟﺜَّﺮَﺍ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺜُّﺮَﻳَّﺎ ﻭَ ﺍَﻳْﻦَ ﺍﻟﻀِّﻴَٓﺎﺀُ ﺍﻟﺴَّﺎﻃِﻊُ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻈُّﻠْﻤَﺔِ ﺍﻟﻄَّﺎﻣِﺴَﺔِ Serâ nerede, Süreyyâ nerede? Herşeyi gösteren ışık nerede, herşeyi örtüp saklayan zulmet nerede? (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 21) ﻥْ ﺧَﻴَﺎﻻﺎﺗ۪ﻰ ﻛِﻪ ﺩَﺍﻡِ ﺍَﻭْﻟِﻴَﺎﺳْﺖْ ٭ ﻋَﻜْﺲِ ﻣَﻬْﺮُﻭﻳَﺎﻥِ ﺑُﻮﺳْﺘَﺎﻥِ ﺧُﺪَﺍﺳْﺖْ Evliyaya tuzak olan hayaller, ilâhî bahçelerin ay yüzlü güzellerinin akisleridir. ﺗَﻔَﻜَّﺮُﻭﺍ ﻓ۪ﻰ ﺍٰﻻٓﺎﺀِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﻻﺎ ﺗَﻔَﻜَّﺮُﻭﺍ ﻓ۪ﻰ ﺫَﺍﺗِﻪ۪ ﻓَﺎِﻧَّﻜُﻢْ ﻟَﻦْ ﺗَﻘْﺪِﺭُﻭﺍ Allah'ın eserlerini, nimetlerini tefekkür edin; Onun zâtını tefekkür etmeyin. Çünkü buna güç yetiremezsiniz. (El-Münâvî, Fey-zü'l-Kadîr, 3:262-263) ﺣَﻘ۪ﻴﻘَﺔُ ﺍﻟْﻤَﺮْﺀِ ﻟَﻴْﺲَ ﺍﻟْﻤَﺮْﺀُ ﻳُﺪْﺭِﻛُﻬَﺎ ﻓَﻜَﻴْﻒَ ﻛَﻴْﻔِﻴَّﺔُ ﺍﻟْﺠَﺒَّﺎﺭِ ﺫِﻯ ﺍﻟْﻘِﺪَﻡِ ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺍَﺑْﺪَﻉَ ﺍﻻﺎَﺷْﻴَٓﺎﺀَ ﻭَ ﺍَﻧْﺸَﺎَﻫَﺎ ﻓَﻜَﻴْﻒَ ﻳُﺪْﺭِﻛُﻪُ ﻣُﺴْﺘَﺤْﺪَﺙُ ﺍﻟﻨَّﺴَﻢِ İnsan, kendi hakikatini dahi idrak etmekten âciz iken, herşeyden önce var olan ve herşeyi ceberutiyet-i mutlaka ile hükmü altında tutan Zâtı nasıl idrak edebilir? O Cebbâr-ı Zîkıdem ki, herşeyi ilk olarak yoktan yaratmış ve inşa etmiştir; sonradan var olup can bulanlar Onu nasıl idrak etsin? (İmam-ı Ali'ye (r.a.) ait olduğu rivayet edilmektedir. bk. Dîvân u İmamı Ali, Beyrut) ﺍَﻟﻄُّﺮُﻕُ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺍَﻧْﻔَﺎﺱِ ﺍﻟْﺨَﻼٓﺎﺋِﻖِ Allah'a giden yollar, mahlûkatın nefesleri kadardır, nihayetsizdir. Mârifetullahın bürhanları nefesler kadar hadsizdir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 22) ﻳَٓﺎﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺎﺱُ ﺍﻋْﺒُﺪُﻭﺍ Ey insanlar, ibadet ediniz. (Bakara Sûresi, 2:21) ﻭَﺍِﻥْ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﻓ۪ﻰ ﺭَﻳْﺐٍ ﻣِﻤَّﺎ ﻧَﺰَّﻟْﻨَﺎ Eğer indirdiklerimizden herhangi bir şüphe içindeyseniz. (Bakara Sûresi, 2:23) ﻭَﺑِﺎﻻﺎٰﺧِﺮَﺓِ ﻫُﻢْ ﻳُﻮﻗِﻨُﻮﻥَ Onlar, âhirete de kesin olarak iman etmiş kimselerdir. (Bakara Sûresi, 2:4) ﻭَﻣِﻦَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺘَّﻮْﻓ۪ﻴﻖُ Muvaffakiyet sadece Allah'tandır. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 27) ﺗَﻨَﺰَّﻝُ ﺍﻟْﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺔُ ﻭَﺍﻟﺮُّﻭﺡُ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﺑِﺎِﺫْﻥِ ﺭَﺑِّﻬِﻢْ Melekler ve Cebrâil o gecede Rablerinin izniyle yeryüzüne iner. (Kadir Sûresi, 97:4) ﻋَﻠَﻴْﻬَﺎ ﻣَﻠٰٓﺌِﻜَﺔٌ ﻏِﻼﺎﻅٌ ﺷِﺪَﺍﺩٌ ﻻﺎ ﻳَﻌْﺼُﻮﻥَ ﺍﻟﻠﻪَ ﻣَﺎ ﺍَﻣَﺮَﻫُﻢْ ﻭَﻳَﻔْﻌَﻠُﻮﻥَ ﻣَﺎ ﻳُﻮﺀْﻣَﺮُﻭﻥَ O ateşin başında, Allah'ın emrine karşı gelmeyen ve verilen emri yerine getiren haşin ve şiddetli melekler vardır. (Tahrîm Sûresi, 66:6) ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ﺑَﻞْ ﻋِﺒَﺎﺩٌ ﻣُﻜْﺮَﻣُﻮﻥَ ﻻﺎﻳَﺴْﺒِﻘُﻮﻧَﻪُ ﺑِﺎﻟْﻘَﻮْﻝِ ﻭَﻫُﻢْ ﺑِﺎَﻣْﺮِﻩ۪ ﻳَﻌْﻤَﻠُﻮﻥَ O, evlât edinmekten ve her türlü kusurdan münezzehtir. Melekler ise, Allah'ın ikramda bulunduğu kullardır. Allah emretmedikçe bir söz söylemezler; ancak Onun emriyle hareket ederler. (Enbiyâ Sûresi, 21:26-27) ﻗُﻞْ ﺍُﻭﺣِﻰَ ﺍِﻟﻰَّ ﺍَﻧَّﻪُ ﺍﺳْﺘَﻤَﻊَ ﻧَﻔَﺮٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺠِﻦِّ De ki: Cinlerden bir topluluğun Kur'ân'ı dinledikleri bana vahyolundu. (Cin Sûresi, 72:1) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 28) ﻭَﺍﻟْﺒَﻌْﺚُ ﺑَﻌْﺪَ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕِ ﺣَﻖٌّ Ölümden sonra diriliş hak ve gerçektir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 31) ﻭَ ﻗَﺪْ ﺧَﻠَﻘَﻜُﻢْ ﺍَﻃْﻮَﺍﺭًﺍ O sizi halden hale sokarak yaratmıştır. (Nuh Sûresi, 71:14) ﻗﻞْ ﻳُﺤْﻴِﻴﻬَﺎ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺍَﻧْﺸَﺎَﻫَﺎ ﺍَﻭَّﻝَ ﻣَﺮَّﺓٍ De ki: Onu ilk önce kim yaratmışsa tekrar O diriltecek. (Yâsin Sûresi, 36:79) ﻭَ ﻣَﺎ ﺭَﺑُّﻚَ ﺑِﻈَﻼَﺎﻡٍ ﻟِﻠْﻌَﺒِﻴﺪِ Rabbin, kullarına haksızlık edecek değildir. (Fussilet Sûresi, 41:46) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 33) ﻣَﺎ ﺧَﻠْﻘُﻜُﻢْ ﻭَﻻﺎ ﺑَﻌْﺜُﻜُﻢْ ﺍِﻻَﺎ ﻛَﻨَﻔْﺲٍ ﻭَﺍﺣِﺪَﺓٍ Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 35) ﻟَﻴْﺲَ ﻛَﻤِﺜْﻠَﻪ۪ ﺷَﻲْﺀٌ Onun hiçbir benzeri yoktur. (Şûrâ Sûresi, 42:11) ﻭَﻟِﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻤَﺜَﻞُ ﺍﻻﺎَﻋْﻠٰﻰ En yüce sıfatlar Allah'ındır (En yüce misaller Allah'a ve Onun sıfatlarına aittir.) (Nahl Sûresi, 16:60) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 36) ﻛُﻦْ "Ol ! " (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 37) ﻣَﺎ ﺧَﻠْﻘُﻜُﻢْ ﻭَﻻﺎ ﺑَﻌْﺜُﻜُﻢْ ﺍِﻻَﺎ ﻛَﻨَﻔْﺲٍ ﻭَﺍﺣِﺪَﺓٍ Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28) ﺍِﺫَﺍ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲُ ﻛُﻮِّﺭَﺕْ ٭ ﻭَﺍِﺫَﺍ ﺍﻟﻨُّﺠُﻮﻡُ ﺍﻧْﻜَﺪَﺭَﺕْ ٭ ﻭَﺍِﺫَﺍ ﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝُ ﺳُﻴِّﺮَﺕْ Güneş dürülüp toplandığında, yıldızlar döküldüğünde; dağlar yürütüldüğünde. (Tekvîr Sûresi, 81:1-3) ﺍِﺫَﺍ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀُ ﺍﻧْﻔَﻄَﺮَﺕْ ٭ ﻭَﺍِﺫَﺍ ﺍﻟْﻜَﻮَﺍﻛِﺐُ ﺍﻧْﺘَﺜَﺮَﺕْ ٭ ﻭَﺍِﺫَﺍ ﺍﻟْﺒِﺤَﺎﺭُ ﻓُﺠِّﺮَﺕْ Gök çatlayıp yarıldığı zaman; yıldızlar saçıldığı zaman; denizler kaynayıp fışkırdığı zaman. (İnfitar Sûresi, 82:1-3) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 38) ﻳَﻮْﻡَ ﺗُﺒَﺪَّﻝُ ﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﻏَﻴْﺮَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ O gün yeryüzü başka bir şekle girer. (İbrahim Sûresi, 14:48) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 39) ﻭَﺍﻣْﺘَﺎﺯُﻭﺍ ﺍﻟْﻴَﻮْﻡَ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟْﻤُﺠْﺮِﻣُﻮﻥَ Ayrılın bir tarafa bugün, ey suçlular! (Yâsin Sûresi, 36:59) ﻓَﺎﺩْﺧُﻠُﻮﻫَﺎ ﺧَﺎﻟِﺪ۪ﻳﻦَ Daimî kalmak üzere Cennete giriniz. (Zümer Sûresi, 39:73) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 42) ﻟَﻴْﺲَ ﺑَﻌْﺪَ ﺑَﻴَﺎﻥَ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﺑَﻴَﺎﻥٌ Kur'ân'ın beyânından sonra artık beyân yoktur. ﻧَﻌَﻢْ ﺍِﺫَﺍ ﻃَﻠَﻌَﺖِ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲُ ﺍِﺧْﺘَﻔَﺖِ ﺍﻟﻨُّﺠُﻮﻡُ ﻭَ ﺍﻧْﻄَﻔَﺖْ ﺍﻟﺴُّﺮُﺝُ Evet, Güneş doğduğu zaman yıldızlar gizlenir, kandiller söner! ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla.. ﺍِﺫَﺍ ﺯُﻟْﺰِﻟَﺖِ ﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﺯِﻟْﺰَﺍﻟَﻬَﺎ ﻭَﺍَﺧْﺮَﺟَﺖِ ﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﺍَﺛْﻘَﺎﻟَﻬَﺎ ﻭَ ﻗَﺎﻝَ ﺍﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥُ ﻣَﺎﻟَﻬَﺎ ﻳَﻮْﻣَﺌِﺬٍ ﺗُﺤَﺪِّﺙُ ﺍَﺧْﺒَﺎﺭَﻫَﺎ ﺑِﺎَﻥَّ ﺭَﺑَّﻚَ ﺍَﻭْﺣٰﻰ ﻟَﻬَﺎ ﻳَﻮْﻣَﺌِﺬٍ ﻳَﺼْﺪُﺭُ ﺍﻟﻨَّﺎﺱُ ﺍَﺷْﺘَﺎﺗًﺎ ﻟِﻴُﺮَﻭْﺍ ﺍَﻋْﻤَﺎﻟَﻬُﻢْ ﻓَﻤَﻦْ ﻳَﻌْﻤَﻞْ ﻣِﺜْﻘَﺎﻝَ ﺫَﺭَّﺓٍ ﺧَﻴْﺮًﺍ ﻳَﺮَﻩُ ﻭَﻣَﻦْ ﻳَﻌْﻤَﻞْ ﻣِﺜْﻘَﺎﻝَ ﺫَﺭَّﺓٍ ﺷَﺮًّﺍ ﻳَﺮَﻩُ Ne zaman ki yer müthiş bir sarsıntıyla sarsılır. Ve yeryüzü bütün ağırlıklarını dışarı çıkarır. Ve insan 'Ne oluyor buna?' der. O gün yeryüzü, üzerinde herkesin ne iş yaptığını haber verir. Çünkü Rabbin ona konuşmasını emretmiştir. O gün insanlar yaptıklarının karşılığını görmek için hesap yerinden bölük bölük dönerler. Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa onun mükâfatını görür. Kim de zerre kadar bir kötülük yaparsa onun cezasını görür. (Zilzal Sûresi, 99:1-8) ﻭَﺑَﺸِّﺮِ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ ﻭَﻋَﻤِﻠُﻮﺍ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤَﺎﺕِ ﺍَﻥَّ ﻟَﻬُﻢْ ﺟَﻨَّﺎﺕٍ ﺗَﺠْﺮ۪ﻯ ﻣِﻦْ ﺗَﺤْﺘِﻬَﺎ ﺍﻻﺎَﻧْﻬَﺎﺭُ ﻛُﻠَّﻤَﺎ ﺭُﺯِﻗُﻮﺍ ﻣِﻨْﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﺛَﻤَﺮَﺓٍ ﺭِﺯْﻗًﺎ ﻗَﺎﻟُﻮﺍ ﻫٰﺬَﺍ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺭُﺯِﻗْﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻞُ ﻭَﺍُﺗُﻮﺍ ﺑِﻪ۪ ﻣُﺘَﺸَﺎﺑِﻬًﺎ ﻭَﻟَﻬُﻢْ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﺍَﺯْﻭَﺍﺝٌ ﻣُﻄَﻬَّﺮَﺓٌ ﻭَﻫُﻢْ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﺧَﺎﻟِﺪُﻭﻥَ İman eden ve güzel işler yapanları müjdele: Altlarından ırmaklar akan Cennetler onlarındır. O Cennetlerden rızık olarak bir meyve yediklerinde, 'Bu daha önce yediğimiz rızıktandır' derler. Rızıkları, dünyadakine benzer şekilde kendilerine sunulur. Orada onlar için ter temiz kadınlar vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. (Bakara Sûresi, 2:25) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 43) ﺷﻌﺎﻋﺎﺕ ﻣﻌﺮﻓﺔ ﺍﻟﻨﺒﻰ