Risale-i NurÂyet ve Hadîs Meâlleri

İşârât

Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.964

Bu risale, 1918-1922 yılları arasında İstanbul'da Türkçe olarak te'lif edilmiştir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 88) ﻭَ ﻣِﻤَّﺎ ﺭَﺯَﻗْﻨَﺎﻫُﻢْ ﻳُﻨْﻔِﻘُﻮﻥَ Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda bağışta bulunurlar. (Bakara Sûresi, 2:3) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 89) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla.. ﻭَ ﻣِﻤَّﺎ ﺭَﺯَﻗْﻨَﺎﻫُﻢْ ﻳُﻨْﻔِﻘُﻮﻥَ Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda bağışta bulunurlar. (Bakara Sûresi, 2:3) ﻳَﺘَﺼَﺪَّ ﻗُﻮﻥَ Sadaka verirler. ﻳُﺰَﻛُّﻮﻥَ Tezkiye ederler (temizlerler). ﻣِﻤَّﺎ O şeylerden. ﻣِﻦْ ...den, ...dan. ﻣِﻤَّﺎ ﺭَﺯَﻗْﻨَﺎﻫُﻢْ Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden. (Bakara Sûresi, 2:3) ﺭَﺯَﻗْﻨَﺎ Rızık olarak verdik ﺍَﻧَﺎ ﺍﻟﺮَّﺯَّﺍﻕُ ﺫُﻭ ﺍﻟْﻘُﻮَّﺓِ ﺍﻟْﻤَﺘِﻴﻦُ Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Benim (Allah). (Ayrıca bk. Zâriyat Sûresi, 51:58) ﻳُﻨْﻔِﻘُﻮﻥَ Bağışta bulunurlar. (Bakara Sûresi, 2:3) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 90) ﻳُﻨْﻔِﻘُﻮﻥَ Bağışta bulunurlar. (Bakara Sûresi, 2:3) ﺍَﻟﺰَّﻛَﺎﺓُ ﻗَﻨْﻄَﺮَﺓُ ﺍﻻﺎِﺳْﻼﺎﻡِ Zekat İslamın köprüsüdür. (el-Münzirî, et-Terğîb ve't-Terhîb, 1:517) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 91) ﺍِﻥْ ﻳَﻜُﻦْ ﻣِﻨْﻜُﻢْ ﻋِﺸْﺮُﻭﻥَ ﺍﻟﺦ Eğer sizden (sabırlı) yirmi (kişi) bulunursa (iki yüz kişiye gâlip gelir. Sizden sabreden yüz kişi olsa, kâfirlerden bin kişiye gâlip gelir. Çünkü onlar anlayıştan mahrum bir topluluktur.) (Enfâl Sûresi, 8:65) ﺗَﺠْﺮ۪ﻯ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺒَﺤْﺮِﺍﻟﺦ Denizde akıp giden gemilerde... (Bakara Sûresi, 2:164; İbrahim Sûresi, 14:32; Hac Sûresi, 22:65; Lokman Sûresi, 31:31) ﻗُﺘِﻞَ ﺍَﺻْﺤَﺎﺏُ ﺍﻻﺎُﺧْﺪُﻭﺩِﺍﻟﺦ Uhdud Ashâbına lânet olundu. (Tutuşturdukları ateşin karşısına oturur, mü'minlere yaptıkları işkenceleri seyrederlerdi.) (Burûc Sûresi, 85:4) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 92) ﻋﺎﺷﻮﺭﺍ (Aşura) ﺱ ﻣَﻦْ ﺍَﻧْﺖَ ﺍَﺍَﻧْﺖَ ﺍَﻧْﺖَ ﺑَﻌْﺪَ ﻣَﻮْﺗِﻚَ ﻭَ ﻫَﻞْ ﻟِﺨَﺮَﺍﺏِ ﺍﻟْﺒَﺪَﻥِ ﺗَﺎْﺛ۪ﻴﺮٌ ﻓ۪ﻰ ﻭَﺣْﺪَﺓِ ﺍﻟﺮُّﻭﺡِ ﺝ ﺍَﻧَﺎ ﺗَﻮَﻟَّﺪْﺕُ ﺍﻻﺎٰﻥَ ﻣُﺘَﻠَﺨِّﺼًﺎ ﻣِﻦْ ﺛَﻤَﺎﻧ۪ﻴﻦَ ﺳَﻌ۪ﻴﺪًﺍ ﺗَﻤَﺨَّﻀُﻮﺍ ﻓ۪ﻰ ﺍَﺭْﺑَﻌ۪ﻴﻦَ ﺳَﻨَﺔً ﺑِﻘِﻴَﺎﻣَﺎﺕٍ ﻣُﺴَﻠْﺴَﻠَﺔٍ ﻭَ ﺍﺳْﺘِﻨْﺴَﺎﺧَﺎﺕٍ ﻣُﺘَﺴَﻠْﺴِﻠَﺔٍ ﻓَﻬٰﺬَﺍ ﺍﻟﺴَّﻌ۪ﻴﺪُ ﺣَﻰٌّ ﻧَﺎﻃِﻖٌ ﻣَﻴِّﺘُﻮﻥَ ﻟَﻮْ ﺑِﺎﻻﺎِﻧْﺠِﻤَﺎﺩِ ﺗَﻤَﺎﺳَﻚَ ﻣَٓﺎﺀُ ﺍﻟﺰَّﻣَﺎﻥِ ﻭَﺗَﻤَﺜَّﻞَ ﺍُﻭﻟٰﺌِﻚَ ﺍﻟﺴَّﻌ۪ﻴﺪُﻭﻥَ ﻭَﺗَﺮَﺍَﻭْﺍ ﻟَﻤَﺎ ﺗَﻌَﺎﺭَﻓُﻮﺍ ﺗَﺪَﺣْﺮَﺟْﺖُ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﻃْﻮَﺍﺭِ ﻓَﺘَﻔَﺮَّﻕَ ﻣِﻨّ۪ﻰ ﻣَﺎ ﺫَﺍﻥَ ﻭَ ﺍَﺧَﺬْﺕُ ﻣِﻨْﻬُﻢْ ﻣَﺎ ﺷَﺎﻥَ ﻓَﻜَﻤَﺎ ﺍَﻥَّ ﺍَﻧَﺎ ﺍﻻﺎٰﻥَ ﻫُﻮَ ﺍَﻧَﺎ ﻓ۪ﻰ ﻫَﺎﺗ۪ﻴﻚَ ﺍﻟْﻤَﺮَﺍﺣِﻞِ ﻛَﺬٰﻟِﻚَ ﺍَﻧَﺎ ﺍَﻧَﺎ ﻓ۪ﻴﻤَﺎ ﻳَﺎْﺗ۪ﻰ ﺑِﻤَﻮْﺗ۪ﻰ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﻨَﺎﺯِﻝِ ﺍِﻻَﺎ ﺍَﻧَّﻪُ ﻓ۪ﻰ ﻛُﻞِّ ﺳَﻨَﺔٍ ﺑِﻤُﻬَﺎﺟِﺮَﺓِ ﺍﺛْﻨَﻴْﻦِ ﻟِﺴَﺎﻛِﻨ۪ﻰ ﺗِﻠْﻚَ ﺍﻟْﺒِﻼﺎﺩِ ﻳُﺠَﺪِّﺩُ ﺍَﻧَﺎ ﻟِﺒَﺎﺳَﻪُ ﻓَﻴَﻠْﺒَﺲُ ﺍﻟﺴَّﻌ۪ﻴﺪَ ﺍﻟْﺠَﺪ۪ﻳﺪَ ﻭَﻳَﺨْﻠَﻊُ ﺍﻟْﻌَﺘ۪ﻴﻖَ Türkçesi: S- Kimsin? Ölsen yine sen misin? Bedenin inhilali ruhun şahsiyetine tesir etmez mi? C- Ben bu anda, seksen Said'den telhis ile tezahür etmişim. Onlar müselsel şahsî kıyametler ve müteselsil istinsahlar ile çalkalanıp şu zamana beni fırlatmışlar. (Haşiye: Müstensih kalem-i kudrettir.) Şu (Said) yetmiş dokuz meyyit, bir hayy-ı nâtıkın fihristesidir. Eğer zamanın suyu donup dursa, mütemessil olan o Saidler birbirlerini görseler, şiddet-i tehalüften birbirlerini tanımayacaklardır. Ben onların üstünde yuvarlandım; hasenat, lezzat dağıldı kaldı. Seyyiat, âlâm toplandı, yüklendi. Nasıl ki şimdi o merhalelerde daima ben benim. Öyle de: Mevtimle gelecek menzillerde de yine ben benim. Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir; yırtılmış Said'i atar, yeni Said'i giyer. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 93) ﻓَﺘَﺒَﺎﺭَﻙَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﺣْﺴَﻦُ ﺍﻟْﺨَﺎﻟِﻘ۪ﻴﻦَ Yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde olan Allah'ın şânı ne yücedir! (Mü'minûn Sûresi, 23:14) ﺍَﻳْﻦَ ﺍﻟﺜُّﺮَﻳَّﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺜَّﺮٰﻯ Süreyya (Ülker Takım Yıldızı) nerede, sera (yer, dünya) nerede? Yani yerden göğe kadar farklı. (İmkansızlık ifadesi.) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 94) ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﻣَﻦِ ﺍﺧْﺘَﻔٰﻰ ﻟِﺸِﺪَّﺓِ ﻇُﻬُﻮﺭِﻩ۪ Her türlü kusurdan münezzehtir o Zat ki, şiddet-i zuhurundan gizlenmiştir. ﻧَﻌَﻢْ ﻭَ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﻣَﻦِ ﺍﺧْﺘَﻔٰﻰ ﻟِﻌَﺪَﻡِ ﺿِﺪِّﻩ۪ ﻭَﻟَﻮْﻻﺎ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔُ ﻭَﺍﻟﺰَّﻣْﻬَﺮ۪ﻳﺮُ ﻟَﻤَﺎ ﻋَﺬَّﺑَﺖْ ﺟَﻬَﻨَّﻢُ ﻭَﻻﺎ ﺍَﺣْﺮَﻗَﺖْ Evet, adem-i zıttı olmadığından istitar etmiş olan Zât-ı Akdes her türlü noksandan münezzehtir. Cennet olmasa, Cehennem tâzip etmez. Zemherir olmasa, yakmaz. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 95) ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﻻﺎ ﺗَﺠْﻌَﻞْ ﺑَﺎْﺳَﻨَﺎ ﺑَﻴْﻨَﻨَﺎ Allah'ım aramıza düşmanlık verme, bizi birbirimize düşürme! (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 97)