Birinci Şua
Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.857
ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. ﻭَ ﺑِﻪِ ﻧَﺴْﺘَﻌ۪ﻴﻦُ Ve Ondan yardım diliyoruz. Ve Ondan yardım diliyoruz. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 71) ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻧُﻮﺭُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻣَﺜَﻞُ ﻧُﻮﺭِﻩ۪ ﻛَﻤِﺸْﻜٰﻮﺓٍ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﻣِﺼْﺒَﺎﺡٌ ﺍَﻟْﻤِﺼْﺒَﺎﺡُ ﻓ۪ﻰ ﺯُﺟَﺎﺟَﺔٍ ﺍَﻟﺰُّﺟَﺎﺟَﺔُ ﻛَﺎَﻧَّﻬَﺎ ﻛَﻮْﻛَﺐٌ ﺩُﺭِّﻯٌّ ﻳُﻮﻗَﺪُ ﻣِﻦْ ﺷَﺠَﺮَﺓٍ ﻣُﺒَﺎﺭَﻛَﺔٍ ﺯَﻳْﺘُﻮﻧَﺔٍ ﻻﺎ ﺷَﺮْﻗِﻴَّﺔٍ ﻭَﻻﺎ ﻏَﺮْﺑِﻴَّﺔٍ ﻳَﻜَﺎﺩُ ﺯَﻳْﺘُﻬَﺎ ﻳُﻀ۪ٓﻲﺀُ ﻭَﻟَﻮْ ﻟَﻢْ ﺗَﻤْﺴَﺴْﻪُ ﻧَﺎﺭٌ ﻧُﻮﺭٌﻋَﻠٰﻰ ﻧُﻮﺭٍ ﻳَﻬْﺪِﻯ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟِﻨُﻮﺭِﻩ۪ ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ ﻭَﻳَﻀْﺮِﺏُ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻻﺎَﻣْﺜَﺎﻝَ ﻟِﻠﻨَّﺎﺱِ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺑِﻜُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻋَﻠ۪ﻴﻢٌ Allah göklerin ve yerin nûrudur. Onun nûrunun misâli, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. Kandil de cam fânus içindedir. Cam fânus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer ki, ne doğuya, ne de batıya âit olmayan mübârek bir ağacın yakıtından tutuşturulur. Onun yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık verecek kābiliyettedir. O nûr üstüne nûrdur. Allah dilediğini nûruna kavuşturur. İnsanlara Allah böyle misaller verir. Çünkü Allah herşeyi hakkıyla bilendir. (Nûr Sûresi, 24:35) ﻣَﺜَﻞُ ﻧُﻮﺭِﻩ۪ ﻛَﻤِﺸْﻜٰﻮﺓٍ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﻣِﺼْﺒَﺎﺡٌ Onun nûrunun misâli, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. ﻣِﺸْﻜٰﻮﺓٍ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﻣِﺼْﺒَﺎﺡٌ ... bir lâmba yuvası ki, onda bir kandil vardır. (Nûr Sûresi, 24:35) ﺍَﻟﺰُّﺟَﺎﺟَﺔُ ﻛَﺎَﻧَّﻬَﺎ ﻛَﻮْﻛَﺐٌ ﺩُﺭِّﻯٌّ ﻳُﻮﻗَﺪُ Cam fânus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer... (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 72) ﺍَﻗِﺪْ ﻛَﻮْﻛَﺒ۪ﻰ ﺑِﺎﻻﺎِﺳْﻢِ ﻧُﻮﺭًﺍ Yâ Rab! Nur isminle ve cemâlinle parlat yıldızımı. ﻣِﻦْ ﺷَﺠَﺮَﺓٍ Bir ağaçtan. (Nûr Sûresi, 24:35) ﻣِﻦْ ﻓﺮْﻗَﺎﻥٍ ﺣَﻜِﻴﻢٍ Hak ile bâtılı ayıran hikmet dolu Kur'ân'dan... ﻧُﻮﺭٌﻋَﻠٰﻰ ﻧُﻮﺭٍ ﻳَﻬْﺪِﻯ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟِﻨُﻮﺭِﻩ۪ O nûr üstüne nûrdur. Allah dilediğini nûruna kavuşturur. ﻣَﻦْ ﻳَﺸَﺎﺀُ Dilediğini. (Nûr Sûresi, 24:35 (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 73) ﻛَﻤِﺸْﻜٰﻮﺓٍ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﻣِﺼْﺒَﺎﺡٌ ﺍَﻟْﻤِﺼْﺒَﺎﺡُ ﻓ۪ﻰ ﺯُﺟَﺎﺟَﺔٍ Bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. Kandil de cam fânus içindedir. ﻛَﻤِﺸْﻜٰﻮﺓٍ Bir lâmba yuvası gibidir. ﻓِﻰ ﺯُﺟَﺎﺟَﺔٍ Cam fanus içinde. ﺍَﻟْﻤِﺼْﺒَﺎﺡُ ﻓ۪ﻰ ﺯُﺟَﺎﺟَﺔٍ ﺍَﻟﺰُّﺟَﺎﺟَﺔُ ﻛَﺎَﻧَّﻬَﺎ ﻛَﻮْﻛَﺐٌ ﺩُﺭِّﻯٌّ Kandil de cam fânus içindedir. Cam fânus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer... ﻣِﻦْ ﺷَﺠَﺮَﺓٍ ﻣُﺒَﺎﺭَﻛَﺔٍ Mübarek bir ağaçtan (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 74) ﺯَﻳْﺘُﻮﻧَﺔٍ ﻻﺎ ﺷَﺮْﻗِﻴَّﺔٍ ﻭَ ﻻﺎ ﻏَﺮْﺑِﻴَّﺔٍ Ne doğuya ne de batıya ait olan yakıt, zeytin ağacı, zeytin. ﻳَﻜَﺎﺩُ ﺯَﻳْﺘُﻬَﺎ ﻳُﻀ۪ٓﻲﺀُ ﻭَ ﻟَﻮْ ﻟَﻢْ ﺗَﻤْﺴَﺴْﻪُ ﻧَﺎﺭٌ ﻧُﻮﺭٌ Onun yağı, yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık verecek kabiliyettedir. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 75) ﻳَﻜَﺎﺩُ ﺯَﻳْﺘُﻬَﺎ ﻳُﻀ۪ٓﻲﺀُ Onun yakıtı ışık verecek kābiliyettedir... ﻭَ ﻟَﻮْ ﻟَﻢْ ﺗَﻤْﺴَﺴْﻪُ ﻧَﺎﺭٌ ﻧُﻮﺭٌ Kendisine ateş dokunmasa bile, o bir nurdur. ﻳَﻜَﺎﺩُ Neredeyse, ...se bile, yakın zamanda. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 76) ﻓَﺎﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَٓﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hûd Sûresi, 11:112) ﺷَﻴَّﺒَﺘْﻨِﻰ ﺳُﻮﺭَﺓ ﻫُﻮﺩٍ Hûd Sûresi beni ihtiyarlattı. (Tirmizî, 56. Sûrenin tefsiri; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:343) ﺍِﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ Ve Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Şûrâ Sûresi, 42:15) ﻓَﻤِﻨْﻬﻢْ ﺷَﻘِﻰٌّ ﻭَ ﺳَﻌِﻴﺪٌ O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır. (Hûd Sûresi, 11:105) ﻭَﺍﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Şûrâ Sûresi, 42:15) ﻭَﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺟَﺎﻫَﺪُﻭﺍ ﻓ۪ﻴﻨَﺎ ﻟَﻨَﻬْﺪِﻳَﻨَّﻬُﻢْ ﺳُﺒُﻠَﻨَﺎ Bizim uğrumuzda cihad edenlere Biz yollarımızı gösteririz. (Ankebût Sûresi, 29:69) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 77) ﺍِﻥَّ ﺍﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥَ ﻟَﻴَﻄْﻐٰﻰ Şüphesiz ki insan azgınlaşır. (Alâk Sûresi, 96:6) ﻭَﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺟَﺎﻫَﺪُﻭﺍ ﻓ۪ﻴﻨَﺎ Bizim uğrumuzda cihad edenler (Ankebût Sûresi, 29:69) ﻟَﻨَﻬْﺪِﻳَﻨَّﻬُﻢْ Onları hidayete erdiririz, onlara doğru yolumuzu gösteririz. (Ankebût Sûresi, 29:69) ﻭَﻟَﻘَﺪْ ﺍٰﺗَﻴْﻨَﺎﻙَ ﺳَﺒْﻌًﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﺜَﺎﻧ۪ﻰ And olsun ki Biz Sana, Seb'a Mesânî'yi (Fatiha süresini) verdik. (Hicr Sûresi, 15:87) ﺳَﺒْﻌًﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﺜَﺎﻧِﻰ Seb'a Mesânî (iki defa tekrarlanan yedi, Fatiha süresi) ﺍٰﺗَﻴْﻨَﺎﻙَ ﺳَﺒْﻌًﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﺜَﺎﻧ۪ﻰ And olsun ki Biz Sana, Seb'a Mesânî'yi verdik. (Hicr Sûresi, 15:87) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 78) ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ ﻓَﺎَﺣْﻴَﻴْﻨَﺎﻩُ ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻟَﻪُ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻳَﻤْﺸ۪ﻰ ﺑِﻪ۪ ﻓِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ Ölü iken îmân ile diriltip nûra kavuşturduğumuz ve halk içinde o nûr ile doğru yolda yürüyen kimse... (En'âm Sûresi, 6:122) ﻣَﻴْﺘًﺎ Ölü, ölmüş. ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ ﻓَﺎَﺣْﻴَﻴْﻨَﺎﻩُ ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻟَﻪُ ﻧُﻮﺭًﺍ Ölü iken îmân ile diriltip nûra kavuşturduğumuz kimse... (En'âm Sûresi, 6:122) ﻓَﺎَﺣْﻴَﻴْﻨَﺎﻩُ ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻟَﻪُ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻳَﻤْﺸ۪ﻰ ﺑِﻪ۪ ﻓِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ Diriltip nûra kavuşturduğumuz ve halk içinde o nûr ile doğru yolda yürüyen kimse... (En'âm Sûresi, 6:122) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 79) ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ Ölü iken... kimse... ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ ﻓَﺎَﺣْﻴَﻴْﻨَﺎﻩُ ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻟَﻪُ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻳَﻤْﺸ۪ﻰ ﺑِﻪ۪ ﻓِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ ﻛَﻤَﻦْ ﻣَﺜَﻠُﻪُ ﻓِﻰ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ ﻟَﻴْﺲَ ﺑِﺨَﺎﺭِﺝٍ ﻣِﻨْﻬَﺎ Ölü iken îmân ile diriltip nûra kavuşturduğumuz ve halk içinde o nûr ile doğru yolda yürüyen kimse, inkâr karanlıkları içinde kalıp da ondan hiçbir zaman çıkmayacak olan kimse gibi olur mu? (En'âm Sûresi, 6:122) ﻣَﻴْﺘًﺎ Ölü iken.. ﻣَﻴِّﺖْ Ölü. ﻛَﻤَﻦْ ﻣَﺜَﻠُﻪُ ﻓِﻰ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ İnkâr karanlıkları içinde kalan kimse gibi... (En'âm Sûresi, 6:122) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 80) ﻣَﻴِّﺖْ Ölü. ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ Ölü olan kimse.. ﻓَﺎَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺷَﻘُﻮﺍ Şakîlere gelince... (Hûd Sûresi, 11:106) ﻭَﺍَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺳُﻌِﺪُﻭﺍ ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔِ Saidlere gelince, onlar da Cennette kalacaklardır. (Hûd Sûresi, 11:108) ﻓَﺎَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺷَﻘُﻮﺍ ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ ﻟَﻬُﻢْ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﺯَﻓ۪ﻴﺮٌ ﻭَ ﺷَﻬ۪ﻴﻖٌ Bedbaht olanlara gelince, onlar ateştedirler, orada onların (güçlükle ve fecî bir sesle) nefes alıp vermeleri vardır. (Hûd Sûresi, 11:106) ﻳُﺮ۪ﻳﺪُﻭﻥَ ﻟِﻴُﻄْﻔُِﺎ ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ Allah'ın nûrunu üflemekle söndürmek isterler. (Tevbe Sûresi, 9:32) ﻓَﺎَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺷَﻘُﻮﺍ Şakîlere gelince... (Hûd Sûresi, 11:106) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 81) ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Gaybı hakkıyla ancak Allah bilir. ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ ﻟَﻬُﻢْ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﺯَﻓ۪ﻴﺮٌ ﻭَ ﺷَﻬ۪ﻴﻖٌ Cehennem ateşinde güçlükle ve fecî bir sesle nefes alıp verirler. (Hûd Sûresi, 11:106) ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ Cehennem ateşinde.. ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﺫَﺍﺕِ ﺍﻟْﺒُﺮُﻭﺝِ Yemin olsun burçlarla dolu gökyüzüne. (Burûc Sûresi, 85:1) ﺍِﻥَّ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻓَﺘَﻨُﻮﺍ ﺍﻟْﻤُْﻤِﻨ۪ﻴﻦَ ﻭَﺍﻟْﻤُْﻤِﻨَﺎﺕِ ﺛُﻢَّ ﻟَﻢْ ﻳَﺘُﻮﺑُﻮﺍ ﻓَﻠَﻬُﻢْ ﻋَﺬَﺍﺏُ ﺟَﻬَﻨَّﻢَ ﻭَﻟَﻬُﻢْ ﻋَﺬَﺍﺏُ ﺍﻟْﺤَﺮ۪ﻳﻖِ Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara eziyet eden, sonra tevbe de etmemiş olan kimseler için Cehennem azâbıyla beraber bir başka yangın azâbı daha vardır. (Burûc Sûresi, 85:10) ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ Ölü olan... kimse... (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 82) ﻭَ ﻳَﺠْﻌَﻞْ ﻟَﻜُﻢْ ﻧُﻮﺭًﺍ ﺗَﻤْﺸُﻮﻥَ ﺑِﻪ۪ Ve sizin için bir nur kılsın ki onunla yürürsünüz ﻭَ ﻳُﺤِﻖُّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﺤَﻖَّ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺗِﻪ۪ Allah, delil ve mu'cizeleriyle hakkı ortaya çıkarır. (Yûnus Sûresi, 10:82) ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺗِﻪِ Kelimeleriyle.. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 83) ﻗُﻞْ ﺍِﻧَّﻨ۪ﻰ ﻫَﺪٰﻳﻨ۪ﻰ ﺭَﺑّ۪ٓﻰ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ De ki: Elbette Rabbim beni dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161) ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘِﻴﻢٍ Dosdoğru bir yol... (En'âm Sûresi, 6:161) ﺻِﺮَﺍﻁٍ Bir yol... ﻫَﺪٰﻳﻨ۪ﻰ ﺭَﺑّ۪ٓﻰ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Elbette Rabbim beni dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161) (Şualar sh: 700) ﻓَﻘَﺪِ ﺍﺳْﺘَﻤْﺴَﻚَ ﺑِﺎﻟْﻌُﺮْﻭَﺓِ ﺍﻟْﻮُﺛْﻘٰﻰ "(Allah'a iman eden,) hiç kopmayacak bir zincir-i nuranîye yapışır, temessük eder." (Bakara Sûresi, 2:256; Lokman Sûresi, 31:22) ﺑِﺎﻟْﻌُﺮْﻭَﺓِ ﺍﻟْﻮُﺛْﻘٰﻰ Hiç kopmayacak bir zincir-i nuranî. (Bakara Sûresi, 2:256; Lokman Sûresi, 31:22.) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 84) ﻳُْﺘِﻰ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔَ ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ Allah hikmeti dilediğine verir de (ona hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak gösterir.) (Bakara Sûresi, 2:269) ﻭَ ﻳُﻌَﻠِّﻤُﻬُﻢُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏَ ﻭَ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔَ ﻭَ ﻳُﺰَﻛّ۪ﻴﻬِﻢْ Onlara kitabı öğretecek, hikmeti (kâinatın yaratılış sırlarını ve gayesini) bildirecek ve onları inkâr ve isyan kirlerinden temizleyecek... (Bakara Sûresi, 2:129) ﻭَ ﻳُﺰَﻛّ۪ﻴﻜُﻢْ ﻭَ ﻳُﻌَﻠِّﻤُﻜُﻢُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏَ ﻭَ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔَ Sizi inkâr ve günah kirlerinden temizler, size Kur'an'ı, kâinatın gayesini ve sırlarını öğretir. (Bakara Sûresi, 2:151) ﻟِﻴَﻪ Alet ilimleri: sarf, nahiv, belagat, beyan, mantık... ﻭَﻣَﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺗَﺎْﻭ۪ﻳﻠَﻪُٓ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﺍﻟﺮَّﺍﺳِﺨُﻮﻥَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ Halbuki o âyetlerin tefsirini Allah'tan ve Allah'ın kendilerine ilimde derinlik ve istikamet ihsan ettiği kimselerden başkası bilemez. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:7) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 85) ﻟٰﻜِﻦِ ﺍﻟﺮَّﺍﺳِﺨُﻮﻥَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﻣِﻨْﻬُﻢْ Fakat onlardan ilimde derinlik ve istikamet sahibi olanlar... (Nisâ Sûresi, 4:162) ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Allah'tan başka. ﺍِﻥَّ ﺍﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥَ ﻟَﻴَﻄْﻐٰﻰ Şüphesiz ki insan azgınlaşır. (Alâk Sûresi, 96:6) ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Allah'tan başka. ﺍَﻟﺮَّﺍﺳِﺨُﻮﻥَ Derinlik sahibi olanlar... (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 86) ﺍَﻟﺮَّﺍﺳِﺨُﻮﻥَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﻣِﻨْﻬُﻢْ İlimde derinlik ve istikamet sahibi olanlar. ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺎﺱُ ﻗَﺪْ ﺟَٓﺎﺀَﻛُﻢْ ﺑُﺮْﻫَﺎﻥٌ ﻣِﻦْ ﺭَﺑِّﻜُﻢْ ﻭَﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَٓﺎ ﺍِﻟَﻴْﻜُﻢْ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻣُﺒ۪ﻴﻨًﺎ Ey insanlar! Size, Rabbinizden ap açık bir delil olan bir peygamber geldi ve size, dünyanızı ve âhiretinizi aydınlatıcı ap açık bir nûr olarak Kur'ân'ı indirdik. (Nisâ Sûresi, 4:174) ﻣُﺒِﻴﻨًﺎ Apaçık. ﻗَﺪْ ﺟَﺎﺀَﻛُﻢْ Size geldi. ﺑُﺮْﻫَﺎﻥٌ Apaçık bir delil. ﻧُﻮﺭًﺍ Apaçık bir nur. ﻗَﺪْ ﺟَٓﺎﺀَﻛُﻢْ ﺑُﺮْﻫَﺎﻥٌ Size, ap açık bir delil olan bir peygamber geldi... (Nisâ Sûresi, 4:174) ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَٓﺎ ﺍِﻟَﻴْﻜُﻢْ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻣُﺒ۪ﻴﻨًﺎ Size, ap açık bir nûr olarak Kur'ân'ı indirdik. (Nisâ Sûresi, 4:174) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 87) ﻟِﻠَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ ﻫُﺪًﻯ ﻭَ ﺷِﻔَٓﺎﺀٌ O, îmân edenler için bir hidâyet rehberi ve bir şifâdır. (Fussilet Sûresi, 41:44) ﻓَﺎِﻥْ ﺗَﻮَﻟَّﻮْﺍ ﻓَﻘُﻞْ ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺗَﻮَﻛَّﻠْﺖُ Ey Peygamber, eğer insanlar Senden yüz çevirirse, Sen de ki: 'Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim.' (Tevbe Sûresi, 9:129) ﻗُﻞْ ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺗَﻮَﻛَّﻠْﺖُ De ki: 'Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim.' ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Allah bana yeter. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 88) ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Allah bana yeter. ﺍِﻥَّ ﺣِﺰْﺏَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻫُﻢُ ﺍﻟْﻐَﺎﻟِﺒُﻮﻥَ Şüphesiz Allah'a tâbi olan topluluk gerçek galiplerin tâ kendisidir. (Mâide Sûresi, 5:56) ﻭَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ ﻣَﻌَﻪُ ﻧُﻮﺭُﻫُﻢْ ﻳَﺴْﻌٰﻰ ﺑَﻴْﻦَ ﺍَﻳْﺪ۪ﻳﻬِﻢْ ﻭَ ﺑِﺎَﻳْﻤَﺎﻧِﻬِﻢْ ﻳَﻘُﻮﻟُﻮﻥَ ﺭَﺑَّﻨَٓﺎﺍَﺗْﻤِﻢْ ﻟَﻨَﺎ ﻧُﻮﺭَﻧَﺎ ﻭَ ﺍﻏْﻔِﺮْﻟَﻨَﺎ O gün Allah'ın, peygamberin maiyetinde bulunan mü'minleri utandırmayacağı gündür. O gün onların nûru önlerinden ve sağlarından koşarak Cennete yol gösterirken, onlar da 'Ey Rabbimiz,' derler. 'Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. (Tahrîm Sûresi, 66:8) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 89) ﻳَﻘُﻮﻟُﻮﻥَ ﺭَﺑَّﻨَٓﺎ ﺍَﺗْﻤِﻢْ ﻟَﻨَﺎ ﻧُﻮﺭَﻧَﺎ 'Ey Rabbimiz,' derler. 'Nûrumuzu tamamla... (Tahrîm Sûresi, 66:8) ﻭَﺍﻏْﻔِﺮْﻟَﻨَﺎ Bizi bağışla. ﻭَ ﻧُﻨَﺰِّﻝُ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﻣَﺎ ﻫُﻮَ ﺷِﻔَٓﺎﺀٌ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔٌ ﻟِﻠْﻤُْﻤِﻨ۪ﻴﻦَ Biz Kur'ân'dan mü'minler için bir şifâ ve rahmet olan şeyi indiriyoruz. (İsrâ Sûresi, 17:82) ﻣَﺎ ﻫُﻮَ ﺷِﻔَٓﺎﺀٌ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔٌ ﻟِﻠْﻤُْﻤِﻨ۪ﻴﻦَ Mü'minler için bir şifâ ve rahmet olan şey... ﻭَ ﻫَﺪٰﻳﻪُ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Allah da onu dos doğru bir yola iletti. (Nahl Sûresi, 16:121) ﻗُﻞْ ﺍِﻧَّﻨ۪ﻰ ﻫَﺪٰﻳﻨ۪ﻰ ﺭَﺑّ۪ٓﻰ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 90) ﺻِﺮَﺍﻁٍ Dosdoğru bir yol ﺍَﻟﻨُّﻮﺭِ Nûr ﻫَﺪَﻳﻨِﻰ ﺭَﺑِّﻰ ﺍِﻟَﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘِﻴﻢٍ Rabbim beni dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 91) ﻓَﺎَﻋْﺮِﺽْ ﻋَﻨْﻬُﻢْ Onlardan yüz çevir. (En'âm Sûresi, 6:68) ﻫَﺪٰﻳﻨ۪ﻰ ﺭَﺑّ۪ٓﻰ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Rabbim beni dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161) ﺍِﻥَّ ﺭَﺑّ۪ﻰ ﻋَﻠٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Şüphesiz ki benim Rabbim hak ve adâlet üzeredir. (Hûd Sûresi, 11:56) ﺗِﻠْﻚَ ﺍٰﻳَﺎﺕُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ Bu yüce kitabın âyetleridir. (Yûnus Sûresi, 10:1; Yûsuf Sûresi, 12:1; Hicr Sûresi, 15:1; Ra'd Sûresi, 13:1; Şuara Sûresi, 26:2; Kasas Sûresi, 28:2; Lokman Sûresi, 31:2) ﻃٰﺲٓ ﺗِﻠْﻚَ ﺍٰﻳَﺎﺕُ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ Tâ sîn. Bu, yüce Kur'an'ın âyetleridir. (Neml Sûresi, 27:1) ﺗِﻠْﻚَ ﺍٰﻳَﺎﺕُ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ Bu, yüce Kur'an'ın âyetleridir. (Neml Sûresi, 27:1) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 92) ﺗِﻠْﻚَ ﺍٰﻳَﺎﺕُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ Bu yüce kitabın âyetleridir. (Yûnus Sûresi, 10:1; Yûsuf Sûresi, 12:1; Hicr Sûresi, 15:1; Ra'd Sûresi, 13:1; Şuara Sûresi, 26:2; Kasas Sûresi, 28:2; Lokman Sûresi, 31:2) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 93) ﺗِﻠْﻚَ İşte bunlar, işte onlar. ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘِﻴﻢٍ Dos doğru bir yol... (En'âm Sûresi, 6:161) ﻋَﺴٰٓﻰ ﺭَﺑُّﻨَٓﺎ ﺍَﻥْ ﻳُﺒْﺪِﻟَﻨَﺎ ﺧَﻴْﺮًﺍ Umulur ki Rabbimiz bize bundan daha hayırlısını verir. (Kalem Sûresi, 68:32) ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢِ Bu Kur'an, kudreti herşeye galip olan ve hikmeti herşeyi kuşatan Allah tarafindan indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 94) ﺷُﺠُﻮﻥٍ ﻭَ ﻏُﺼُﻮﻥٍ Ağaç dalları, filizler, furuat, teferruat. Her bir âyetin mânâ mertebeleri vardır; zâhirî (açık), bâtınî (açık ve görünür mânâsının içindeki, ehlinin anlayabileceği mânâ), haddi (kapsamı) ve muttala'ı (anlam çerçevesi) vardır. Bu dört mânâ tabakasından herbirinin de fürûatı (detayları), işaretleri, dalları ve ayrıntıları vardır. (bk. Ebu Yâ'lâ, el-Müsned 9:287; et-Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat 1:236) ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ Bu Kur'ân, indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 95) ﺍﻟٓﻢٓ ٭ ﻛٓﻬٰﻴٰﻌٓﺺٓ "Surelerin başlarındaki huruf-u mukattaa İlahî bir şifredir. Hâs abdine, onlarla bazı işaret-i gaybiye veriyor. O şifrenin miftahı, o Abd-i Hâstadır, hem Onun veresesindedir." Mektubat ( 390 ) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 96) ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢِ Bu Kur'an, kudreti herşeye galip olan ve hikmeti herşeyi kuşatan Allah tarafindan indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 97) ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ Bu Kur'ân, indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1) ﺣٰﻢٓ Hâ-mîm "Surelerin başlarındaki huruf-u mukattaa İlahî bir şifredir. Hâs abdine, onlarla bazı işaret-i gaybiye veriyor. O şifrenin miftahı, o Abd-i Hâstadır, hem Onun veresesindedir." Mektubat ( 390 ) ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢِ Bu Kur'an, kudreti herşeye galip olan ve hikmeti herşeyi kuşatan Allah tarafindan indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1) ﺣٰﻢٓ ٭ ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Hâ mîm. Bu kitap, Rahmân ve Rahîm olan Allah tarafından indirilmiştir. (Fussilet Sûresi, 41:1-2) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 98) ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞٌ İndirildi ﺣٰﻢٓ ٭ ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Hâ mîm. Bu kitap, Rahmân ve Rahîm olan Allah tarafından indirilmiştir. (Fussilet Sûresi, 41:1-2) ﺣٰﻢٓ , ﺣَﺎﻣ۪ﻴﻢْ Hâ-mîm (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 99) ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﺷَﻘِﻰٌّ ﻭَ ﺳَﻌ۪ﻴﺪٌ O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır. (Hûd Sûresi, 11:105) ﻭَﺍَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺳُﻌِﺪُﻭﺍ ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔِ Saidlere gelince, onlar da Cennette kalacaklardır. (Hûd Sûresi, 11:108) ﺍَﻟْﺠَﻨَّﺔِ Cennet. ﻭَﺍَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺳُﻌِﺪُﻭﺍ Saidlere gelince... ﺳُﻌِﺪُﻭﺍ Saidler, mesut, mutlu olanlar. ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﺷَﻘِﻰٌّ ﻭَ ﺳَﻌ۪ﻴﺪٌ O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır. (Hûd Sûresi, 11:105) ﺳَﻌِﻴﺪٌ Saidler, mutlu kimseler.. ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔِ Cennette kalacaklardır. (Hûd Sûresi 11:108.) ﺧَﺎﻟِﺪِﻳﻦَ Ebedî olarak kalıcıdırlar. (Hûd Sûresi 11:108.) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 100) ﻭَﺍَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺳُﻌِﺪُﻭﺍ Saidlere gelince... (Hûd Sûresi, 11:108) ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔِ ﺧَﺎﻟِﺪِﻳﻦَ Ebedî olarak Cennette kalacaklardır. (Hûd Sûresi, 11:108) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 101) ﻳُﺮ۪ﻳﺪُﻭﻥَ ﻟِﻴُﻄْﻔُِﺎ ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻣُﺘِﻢُّ ﻧُﻮﺭِﻩ۪ ﻭَﻟَﻮْ ﻛَﺮِﻩَ ﺍﻟْﻜَﺎﻓِﺮُﻭﻥَ Onlar Allah'ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Fakat Allah nûrunu tamamlayacaktır -kâfirler hoşlanmasa da... (Saf Sûresi, 61:8) ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻣُﺘِﻢُّ ﻧُﻮﺭِﻩ۪ (Onlar) Allah'ın nûrunu ağızlarıyla (söndürmek isterler. Fakat) Allah nûrunu tamamlayacaktır... (Saf Sûresi, 61:8) ﺗِﻠْﻚَ ﺍٰﻳَﺎﺕُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ Bu Yüce Kitabın âyetleridir. (Hicr Sûresi, 15:1; Ra'd Sûresi, 13:1; Yûsuf Sûresi, 12:1) ﻃٰﺲٓ ﺗِﻠْﻚَ ﺍٰﻳَﺎﺕُ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ Tâ sin. Bunlar yüce Kur'ân'ın âyetleridir. (Neml Sûresi, 27:1) ﻫَﺪٰﻳﻨ۪ﻰ ﺭَﺑّ۪ٓﻰ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Rabbim beni dosdoğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161) ﺍِﻥَّ ﺭَﺑِّﻰ ﻋَﻠَﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘِﻴﻢٍ Şüphesiz ki benim Rabbim hak ve adâlet üzeredir. (Hûd Sûresi, 11:56) ﻓَﺎَﻋْﺮِﺽْ ﻋَﻨْﻬُﻢْ Onlardan yüz çevir. (En'âm Sûresi, 6:68) ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻣُﺘِﻢُّ ﻧُﻮﺭِﻩ۪ Onlar Allah'ın nurunu ağzıyla (söndürmek istiyorlar. Halbuki) Allah nûrunu tamamlayacaktır (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 102) ﻳُﺮ۪ﻳﺪُﻭﻥَ ﺍَﻥْ ﻳُﻄْﻔِﺌُ۫ﻮﺍ ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ ﻭَﻳَﺎْﺑَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍِﻻَٓﺎ ﺍَﻥْ ﻳُﺘِﻢَّ ﻧُﻮﺭَﻩُ ﻭَﻟَﻮْ ﻛَﺮِﻩَ ﺍﻟْﻜَﺎﻓِﺮُﻭﻥَ Allah'ın nûrunu üflemekle söndürmek isterler. Allah nûrunu tamamlamaktan başka birşeye râzı olmaz -kâfirler istemese de.. (Tevbe Sûresi, 9:32) ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ ﻭَﻳَﺎْﺑَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍِﻻَٓﺎ ﺍَﻥْ ﻳُﺘِﻢَّ ﻧُﻮﺭَﻩُ Allah'ın nûrunu üflemekle söndürmek isterler. Allah ise nûrunu tamamlamaktan başka birşeye râzı olmaz... (Tevbe Sûresi, 9:32) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 103) ﺍَﻟْﻘَﻄْﺮَﺓُ ﺗَﺪُﻝُّ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺒَﺤْﺮِ Damla denize delâlet eder. ﺍﻟٓﺮٰ ﻛِﺘَﺎﺏٌ ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎﻩُ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﻟِﺘُﺨْﺮِﺝَ ﺍﻟﻨَّﺎﺱَ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺑِﺎِﺫْﻥِ ﺭَﺑِّﻬِﻢْ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁِ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﺤَﻤ۪ﻴﺪِ Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, insanları Rablerinin izniyle zulümattan çıkarman; kudreti herşeye galip olan ve her türlü hamde lâyık Allah'ın yoluna kavuşturman için onu Sana indirdik. (İbrahim Sûresi, 14:1) ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺑِﺎِﺫْﻥِ ﺭَﺑِّﻬِﻢْ İnsanları Rablerinin izniyle (inkâr karanlıklarından) îman nûruna... ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁِ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﺤَﻤ۪ﻴﺪِ Kudreti herşeye galip olan ve her türlü hamde lâyık olan Allah'ın yoluna... (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 104) ﺍَﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﺤَﻤ۪ﻴﺪِ Kudreti herşeye galip olan ve her türlü hamde lâyık olan Allah'ın... ﻣِﻦَ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ İnkâr karanlıklarından. (İbrahim Sûresi, 14:1) ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ İnkâr karanlıkları. (İbrahim Sûresi, 14:1) ﻟِﺘُﺨْﺮِﺝَ ﺍﻟﻨَّﺎﺱَ İnsanları çıkarsın. (İbrahim Sûresi, 14:1) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 105) ﺍﻟٓﺮٰ ﻛِﺘَﺎﺏٌ ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎﻩُ ﺍِﻟَﻴْﻚَ Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, onu Sana indirdik... (İbrahim Sûresi, 14:1) ﺍِﻟَﻴْﻚَ Sana ﺍﻟٓﺮٰ ﻛِﺘَﺎﺏٌ ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎﻩُ Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, onu (Sana) indirdik... (İbrahim Sûresi, 14:1) ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎﻩُ Onu (Kur'an'ı) indirdik ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 106) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ ﺍﻟٓﺮٰ ﻛِﺘَﺎﺏٌ ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎﻩُ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﻟِﺘُﺨْﺮِﺝَ ﺍﻟﻨَّﺎﺱَ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺑِﺎِﺫْﻥِ ﺭَﺑِّﻬِﻢْ Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, insanları Rablerinin izniyle zulümattan (karanlıklardan) nura çıkarman için onu Sana indirdik. (İbrahim Sûresi, 14:1) ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺑِﺎِﺫْﻥِ ﺭَﺑِّﻬِﻢْ İnsanları Rablerinin izniyle (inkâr karanlıklarından) îman nûruna... (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 107) ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻳَﺴْﺘَﺤِﺒُّﻮﻥَ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓَ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻻﺎٰﺧِﺮَﺓِ ﻭَﻳَﺼُﺪُّﻭﻥَ ﻋَﻦْ ﺳَﺒ۪ﻴﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﻳَﺒْﻐُﻮﻧَﻬَﺎ ﻋِﻮَﺟًﺎ ﺍُﻭﻟٰٓﺌِﻚَ ﻓ۪ﻰ ﺿَﻼﺎﻝٍ ﺑَﻌ۪ﻴﺪٍ Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler, halkı Allah yolundan alıkoyarlar ve doğru yolu eğri göstermeye çalışırlar. Öyleleri, haktan pek uzak bir sapıklık içindedirler. (İbrahim Sûresi, 14:3) ﻭَ ﻳَﺼُﺪُّﻭﻥَ ﻋَﻦْ ﺳَﺒ۪ﻴﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Halkı Allah yolundan alıkoyarlar.. ﻭَ ﻳَﺒْﻐُﻮﻧَﻬَﺎ ﻋِﻮَﺟًﺎ Doğru yolu eğri göstermeye çalışırlar.. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 108) ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻳَﺴْﺘَﺤِﺒُّﻮﻥَ Onlar dünya hayatını seve seve... ﻭَ ﻳَﺒْﻐُﻮﻧَﻬَﺎ ﻋِﻮَﺟًﺎ Doğru yolu eğri göstermeye çalışırlar.. ﺑِﺎَﻳَّﺎﻡِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Allah'ın geçmişteki azap günleri (İbrahim Sûresi, 14:5) ﻭَﻣَٓﺎ ﺍَﺭْﺳَﻠْﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﺭَﺳُﻮﻝٍ ﺍِﻻَﺎ ﺑِﻠِﺴَﺎﻥِ ﻗَﻮْﻣِﻪ۪ ﻟِﻴُﺒَﻴِّﻦَ ﻟَﻬُﻢْ Hak dini onlara açıklasın diye, her peygamberi Biz ancak kendi kavminin lisanıyla gönderdik. (İbrahim Sûresi, 14:4) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 109) ﺭَﺳُﻮﻝٍ Resul, peygamber.. ﺍَﻥْ ﺍَﺧْﺮِﺝْ ﻗَﻮْﻣَﻚَ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﻭَﺫَﻛِّﺮْﻫُﻢْ ﺑِﺎَﻳَّﺎﻡِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Kavmini karanlıklardan nûra çıkar ve Allah'ın geçmişteki azap günlerini onlara hatırlat. (İbrahim Sûresi, 14:5) ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﻭَﺫَﻛِّﺮْﻫُﻢْ ﺑِﺎَﻳَّﺎﻡِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Allah'ın geçmişteki azap günlerini onlara hatırlat. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 110)