Risale-i NurÂyet ve Hadîs Meâlleri

31.32.33.Âyetler

Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.667

ﻭَﻋَﻠَّﻢَ ﺍٰﺩَﻡَ ﺍﻻﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀَ ﻛُﻠَّﻬَﺎ ﺛُﻢَّ ﻋَﺮَﺿَﻬُﻢْ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺔِ ﻓَﻘَﺎﻝَ ﺍَﻧْﺒِﺌُﻮﻧ۪ﻰ ﺑِﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀِ ﻫُٰٓﻼٓﺎﺀِ ﺍِﻥْ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺻَﺎﺩِﻗ۪ﻴﻦَ ٭ ﻗَﺎﻟُﻮﺍ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢ ٭ ﻗَﺎﻝَ ﻳَٓﺎ ﺍٰﺩَﻡُ ﺍَﻧْﺒِﺌْﻬُﻢْ ﺑِﺎَﺳْﻤَٓﺎﺋِﻬِﻢْ ﻓَﻠَﻤَّٓﺎ ﺍَﻧْﺒَﺎَﻫُﻢْ ﺑِﺎَﺳْﻤَٓﺎﺋِﻬِﻢْ ﻗَﺎﻝَ ﺍَﻟَﻢْ ﺍَﻗُﻞْ ﻟَﻜُﻢْ ﺍِﻧّ۪ٓﻰ ﺍَﻋْﻠَﻢُ ﻏَﻴْﺐَ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻭَﺍَﻋْﻠَﻢُ ﻣَﺎ ﺗُﺒْﺪُﻭﻥَ ﻭَﻣَﺎ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺗَﻜْﺘُﻤُﻮﻥَ Cenab-ı Hak, bütün eşyanın isimlerini Âdem'e (A.S.) öğretti. Sonra o eşyayı melaikeye göstererek dedi ki: "Eğer iddianızda sadık iseniz, bunların isimlerini bana söyleyiniz." Melaike dediler ki: "Seni her nekaisten tenzih ve bütün sıfât-ı kemaliye ile muttasıf olduğunu ikrar ederiz. Senin bize öğrettiğin ilimden başka bir ilmimiz yoktur, herşeyi bilici ve her kimseye liyakatına göre ilm ü irfan ihsan edici sensin." Cenab-ı Hak dedi ki: "Yâ Âdem! Bunların isimlerini onlara söyle." Vakta ki Âdem, isimlerini onlara söyledi. Cenab-ı Hak dedi ki: "Size demedim mi semavat ve Arz'ın gaybını bilirim ve sizin Âdem hakkında lisanla izhar ettiğinizi ve kalben gizlediğinizi bilirim." (Bakara Sûresi, 2:31,32,33) ﻭَﻻﺎ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻻﺎ ﻳَﺎﺑِﺲٍ ﺍِﻻَﺎ ﻓ۪ﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒ۪ﻴﻦٍ Yaş ve kuru ne varsa ap açık bir kitapta yazılmıştır. (En'âm Sûresi, 6:59) (İşarat-ül İ'caz sh: 207) ﻭَ ﻋَﻠَّﻢَ ﺍٰﺩَﻡَ ﺍﻻﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀَ ﻛُﻠَّﻬَﺎ Allah, Âdem'e bütün isimleri öğretti. (Bakara Sûresi, 2:31) ﻭَ ﺍَﻟَﻨَّﺎ ﻟَﻪُ ﺍﻟْﺤَﺪ۪ﻳﺪَ Demiri de Onun için yumuşattık. (Sebe Sûresi, 34:10) ﻏُﺪُﻭُّﻫَﺎ ﺷَﻬْﺮٌ ﻭَ ﺭَﻭَﺍﺣُﻬَﺎ ﺷَﻬْﺮٌ Sabah gidişi bir aylık, akşam gidişi de bir aylık mesafe (giderdi.) (Sebe Sûresi, 34:12) ﻛَﺎَﻥَّ ﻛِﺮَﺍﻡَ ﺍﻟْﻜَﺎﺗِﺒ۪ﻴﻦَ ﺗَﻨَﺰَّﻟُﻮﺍ ﻋَﻠٰﻰ ﻗَﻠْﺒِﻪ۪ ﻭَﺣْﻴًﺎ ﺑِﻤَﺎ ﻓ۪ﻰ ﺻَﺤ۪ﻴﻔَﺔٍ Sanki Kirâmel Kâtibîn melekleri yazılı bir sayfadaki herşeyi onun kalbine ilhâm ediyordu. (İşarat-ül İ'caz sh: 208) ﺍَﻥِ ﺍﺿْﺮِﺏْ ﺑِﻌَﺼَﺎﻙَ ﺍﻟْﺤَﺠَﺮَ "Âsânı taşa vur" (dedik.) (Bakara Sûresi, 2:60) ﻳَﺎ ﻧَﺎﺭُ ﻛُﻮﻧ۪ﻰ ﺑَﺮْﺩًﺍ ﻭَ ﺳَﻼﺎﻣًﺎ Ey ateş, serin ve selâmetli ol. (Enbiyâ Sûresi, 21:69) ﻟَﻮْﻻٓﺎ ﺍَﻥْ ﺭَﺍٰ ﺑُﺮْﻫَﺎﻥَ ﺭَﺑِّﻪ۪ Eğer Rabbinin delilini görmeseydi. (Yûsuf Sûresi, 12:24) ﺍِﻧّ۪ﻰ َﻻﺎﺟِﺪُ ﺭ۪ﻳﺢَ ﻳُﻮﺳُﻒَ Yani "Ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" ﺍَﻧَﺎ ﺍٰﺗ۪ﻴﻚَ ﺑِﻪ۪ ﻗَﺒْﻞَ ﺍَﻥْ ﻳَﺮْﺗَﺪَّ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﻃَﺮْﻓُﻚَ Sen daha gözünü açıp kapamadan ben onu Sana getiririm. (Neml Sûresi, 27:40) ﻋُﻠِّﻤْﻨَﺎ ﻣَﻨْﻄِﻖَ ﺍﻟﻄَّﻴْﺮِ Bize kuşların dili öğretildi. (Neml Sûresi, 27:16) (İşarat-ül İ'caz sh: 209) ﻭَﻋَﻠَّﻢَ ﺍٰﺩَﻡَ ﺍﻻﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀَ Allah, Âdem'e bütün isimleri öğretti. (Bakara Sûresi, 2:31) ﺍِﻧّ۪ٓﻰ ﺍَﻋْﻠَﻢُ ﻣَﺎ ﻻﺎ ﺗَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ Şüphesiz ki ben sizin bilmediklerinizi bilirim. (Bakara Sûresi, 2:29) ﺛُﻢَّ ﻋَﺮَﺿَﻬُﻢْ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺔِ ﻓَﻘَﺎﻝَ ﺍَﻧْﺒِﺌُﻮﻧ۪ﻰ ﺑِﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀِ ﻫُٰٓﻼٓﺎﺀِ ﺍِﻥْ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺻَﺎﺩِﻗ۪ﻴﻦَ Sonra Allah bütün varlıkları melâikeye göstererek dedi ki: 'Eğer iddianızda sadık iseniz, bunların isimlerini Bana söyleyiniz.' (Bakara Sûresi, 2:31) (İşarat-ül İ'caz sh: 210) ﻗَﺎﻟُﻮﺍ Dediler. ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen her şeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32) ﻗَﺎﻝَ ﻳَٓﺎ ﺍٰﺩَﻡُ ﺍَﻧْﺒِﺌْﻬُﻢْ ﺑِﺎَﺳْﻤَٓﺎﺋِﻬِﻢْ Cenab-ı Hak dedi ki: 'Ya Âdem! Bunların isimlerini onlara söyle.' (Bakara Sûresi, 2:33) ﻗَﺎﻝَ ﺍَﻟَﻢْ ﺍَﻗُﻞْ ﻟَﻜُﻢْ ﺍِﻧّ۪ٓﻰ ﺍَﻋْﻠَﻢُ ﻏَﻴْﺐَ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻭَﺍَﻋْﻠَﻢُ ﻣَﺎ ﺗُﺒْﺪُﻭﻥَ ﻭَﻣَﺎ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺗَﻜْﺘُﻤُﻮﻥَ Cenab-ı Hak dedi ki: 'Size demedim mi semavat ve arzın gaybını bilirim ve sizin izhar ettiğinizi ve gizlediğinizi bilirim.' (Bakara Sûresi, 2:33 ﻭَ ﻋَﻠَّﻢَ ﺍٰﺩَﻡَ ﺍﻻﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀَ ﻛُﻠَّﻬَﺎ Allah, Âdem'e bütün isimleri öğretti. (Bakara Sûresi, 2:31) ﻋَﻠَّﻢَ Öğretti. (İşarat-ül İ'caz sh: 211) ﺍٰﺩَﻡَ Âdem ﺍﻻﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀَ İsimler. ﻋَﺮَﺿَﻬُﻢْ Onlara arzetti, sundu. ﻛُﻠَّﻬَﺎ Hepsini, tamamını. ﺛُﻢَّ ﻋَﺮَﺿَﻬُﻢْ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺔِ ﻓَﻘَﺎﻝَ ﺍَﻧْﺒِﺌُﻮﻧ۪ﻰ ﺑِﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀِ ﻫُٰٓﻼٓﺎﺀِ ﺍِﻥْ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺻَﺎﺩِﻗ۪ﻴﻦَ Sonra Allah bütün varlıkları melâikeye göstererek dedi ki: 'Eğer iddianızda sadık iseniz, bunların isimlerini Bana söyleyiniz.' (Bakara Sûresi, 2:31) ﺛُﻢَّ Sonra ﻫُﻮَ ﺍَﻛْﺮَﻡُ ﻣِﻨْﻜُﻢْ ﻭَ ﺍَﺣَﻖُّ ﺑِﺎﻟْﺨِﻼﺎﻓَﺔِ "Yani: Âdem, sizden daha kerim ve hilafete daha müstehak ve lâyıktır." ﻫُﻢْ Onlar, onlara. (İşarat-ül İ'caz sh: 212) ﻫُﻢْ Onlara ﻋَﺮَﺽَ Arzetti, sundu. ﻋَﻠٰﻰ Üzerine, üzerinde.. ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen her şeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32) ﻭَ ﺍٰﺧِﺮُ ﺩَﻋْﻮٰﻳﻬُﻢْ ﺍَﻥِ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ Onların duaları ise şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.' (Yûnus Sûresi, 10:10)