Risale-i NurÂsâr-ı Bediiye

RUH KAT'İYYEN BÂKİDİR

Âsâr-ı Bediiye · s.40

Bence şu mes'ele o kadar kat'îdir ki; fazla beyan abes olur. Âlem-i berzah ve âlem-i ervahdaki âhirete gitmek için bekleyen hadsiz ervah-ı bâkiye kâfileleriyle bizim mabeynimizdeki mesafe o kadar ince, dakiktir ki; bürhan ile göstermeye lüzum kalmaz. Yalnız vesveseleri izale için hads-i kalbînin menabiine işaret edeceğiz. İşte şuradaki hadsin dört madeni var. Birinci Maden:Enfüsîdir ki, her ruh kaç sene yaşamış ise, o kadar belki ondan fazla beden değiştirdiği halde, yine bilbedahe aynen bâki kalmıştır. Öyle ise, mevt ile çıplak olmak dahi bekasına tesir etmez. Yalnız burada tedricî libas değiştiriyor. Mevtte birden soyunuyor. Gayet kat'î bir hads ile sabittir ki; cesed ruhla kaimdir. Ruh, binefsihi kaim ve hâkim olduğundan; cesed istediği gibi dağılsın, toplansın istiklaliyetine sebeb vermez. Belki cesed, hanesi ve yuvasıdır. Libası ise bir derece sabit ve letafetçe ona münasib bir gılaf-ı latîfi var. Öyle ise mevtte bütün bütün çıplak olmaz. İkinci Maden:Âfâkîdir ki; müşahedat-ı mükerrereye incirar eden bir nevi hükm-ü tecrübîdir. Evet, tek bir ruhun ba'del-mevt bekası bilbedahe anlaşılsa, şu nev'in külliyetiyle bekasını istilzam eder. Zira mantıkca zâtî bir hâssa bir ferdde görünse, bütün efradda dahi vücuduna hükmedilir; çünkü zâtîdir. İşte şu mes'elede mûcibe-i cüz'iye, mûcibe-i külliyeyi istilzam eder, denilir. Halbuki değil bir ferd belki o kadar hadsiz, o kadar hasre gelmez müşahedâta istinad eden âsâr, o derece kat'îdir ki; bizde nasıl Yeni Dünya {() Yani: Amerika. -Müellifi-} var, orada insanlar var; vücudlarına hiç vehim hatıra gelmez. Öyle de vesvese kabul etmez ki, şimdi âlem-i melekût ve ervahda ölmüş insanların ervahları vardır. Hem hads-i kat'î ile insanda ba'del-mevt esaslı bir cihet bâkidir. O esas ise ruhtur. Zaten tahrip ve inhilal, kesret ve terkibin şe'nidir. Basit ve vahdete ârız olmaz. Sâbıkan beyan ettik ki; hayat kesrette vahdeti temin eder. Ve şuur, ruhun ziyasıdır. Öyle ise ruhun fenası, ya tahrib ve inhilal iledir. O ise vahdet ve besatet bırakmaz. Veya idam iledir. O ise Cevvad-ı Mutlak Celle Celalühunun merhameti, cûdu bırakmaz ki, verdiği nimet-i vücudu geri alsın. Üçüncü Maden:Dikkat edilse; maruz-u tagayyür olan bütün enva'da bir hakikat-i sabite bütün tagayyürat ve etvar içinde yuvarlanarak, suretler değiştirip ölmeyerek, yaşayarak geliyor, bâki kalıyor. İşte şahs-ı insanî -sâbıkan geçtiği gibi- tasavvurat ve şuur-u küllî ile bir şahıs iken, bir nev' hükmüne geçiyor. Öyle ise, onun hakikat-i zîşuuru ve unsur-u zîhayatı olan ruhu dahi Allah'ın izniyle daima bâkidir. Dördüncü Maden:Ruha -masdar itibariyle- bir derece müşabih ve yalnız vücud-u hissî olmayan enva'da hükümran olan kavanine dikkat edilse görünür ki; şayet o kanun vücud-u haricî giyse idi; o enva'ın birer ruhu olurdu. Halbuki daima bâki, daima müstemir, hiçbir tagayyürat onların vahdetine tesir etmez. Ruh ise, âlem-i emirden gelen bir kanun-u zîşuur, bir namus-u zîhayattır ki; Kudret-i Ezeliye ona vücud-u haricîyi giydirmiş. Demek nasılki sıfat-ı iradeden ve âlem-i emirden gelen şuursuz kavanin, daima bâki kalıyor. Aynen onların kardeşi ve onlar gibi Sıfat-ı iradenin tecellisi olan, âlem-i emirden gelen ruh; bekaya mazhar olmak daha ziyade lâyıktır. Çünkü zîvücud ve zîhakikat-i hariciyedir. Daha kavîdir, çünkü zîşuurdur. Daha daimîdir, çünkü hayydır, zîhayattır. Ey birader! Zihni iz'ana, kalbi kabule ihzar etmek için şu dört makamdaki nıkātı fehmetmiş isen; işte bak maksada giriyoruz! İşte Kur'an-ı Kerim ve Furkan-ı Hakîm'in cennetine gir! Bak haşr-i cismânîyi kemal-i vuzuh ile ve Cennet ve Cehennemin ahvalini beyan-ı mu'ciz ile sana gösteriyor. Kimsenin haddi yoktur; o beyandan sonra beyana kalkışsın! ﻟَﻴْﺲَ ﺑَﻌْﺪَ ﺑَﻴَﺎﻥَ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﺑَﻴَﺎﻥٌ ﻧَﻌَﻢْ ﺍِﺫَﺍ ﻃَﻠَﻌَﺖِ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲُ ﺍِﺧْﺘَﻔَﺖِ ﺍﻟﻨُّﺠُﻮﻡُ ﻭَ ﺍﻧْﻄَﻔَﺖْ ﺍﻟﺴُّﺮُﺝُ Bak menzilgâh-ı dünyada a'sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle: ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ ﺍِﺫَﺍ ﺯُﻟْﺰِﻟَﺖِ ﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﺯِﻟْﺰَﺍﻟَﻬَﺎ ﻭَﺍَﺧْﺮَﺟَﺖِ ﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﺍَﺛْﻘَﺎﻟَﻬَﺎ ﻭَ ﻗَﺎﻝَ ﺍﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥُ ﻣَﺎﻟَﻬَﺎ ﻳَﻮْﻣَﺌِﺬٍ ﺗُﺤَﺪِّﺙُ ﺍَﺧْﺒَﺎﺭَﻫَﺎ ﺑِﺎَﻥَّ ﺭَﺑَّﻚَ ﺍَﻭْﺣٰﻰ ﻟَﻬَﺎ ﻳَﻮْﻣَﺌِﺬٍ ﻳَﺼْﺪُﺭُ ﺍﻟﻨَّﺎﺱُ ﺍَﺷْﺘَﺎﺗًﺎ ﻟِﻴُﺮَﻭْﺍ ﺍَﻋْﻤَﺎﻟَﻬُﻢْ ﻓَﻤَﻦْ ﻳَﻌْﻤَﻞْ ﻣِﺜْﻘَﺎﻝَ ﺫَﺭَّﺓٍ ﺧَﻴْﺮًﺍ ﻳَﺮَﻩُ ﻭَﻣَﻦْ ﻳَﻌْﻤَﻞْ ﻣِﺜْﻘَﺎﻝَ ﺫَﺭَّﺓٍ ﺷَﺮًّﺍ ﻳَﺮَﻩُ

ﻭَﺑَﺸِّﺮِ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ ﻭَﻋَﻤِﻠُﻮﺍ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤَﺎﺕِ ﺍَﻥَّ ﻟَﻬُﻢْ ﺟَﻨَّﺎﺕٍ ﺗَﺠْﺮ۪ﻯ ﻣِﻦْ ﺗَﺤْﺘِﻬَﺎ ﺍﻻﺎَﻧْﻬَﺎﺭُ ﻛُﻠَّﻤَﺎ ﺭُﺯِﻗُﻮﺍ ﻣِﻨْﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﺛَﻤَﺮَﺓٍ ﺭِﺯْﻗًﺎ ﻗَﺎﻟُﻮﺍ ﻫٰﺬَﺍ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺭُﺯِﻗْﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻞُ ﻭَﺍُﺗُﻮﺍ ﺑِﻪ۪ ﻣُﺘَﺸَﺎﺑِﻬًﺎ ﻭَﻟَﻬُﻢْ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﺍَﺯْﻭَﺍﺝٌ ﻣُﻄَﻬَّﺮَﺓٌ ﻭَﻫُﻢْ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﺧَﺎﻟِﺪُﻭﻥَ

ﺷﻌﺎﻋﺎﺕ ﻣﻌﺮﻓﺔ ﺍﻟﻨﺒﻰ ﺹ