Paslanmış Hüda Yine Elmastır
Âsâr-ı Bediiye · s.557
Hüda-yı İslâmiyet paslanmıştı heva ile, deha-yı medeniyet cilâlanmış hevesle... Çendan paslanmış olsa bir elmas-ı bî hemta, Bir cam-ı mücellaya müreccahtır daima. O elmasa nakış olmuş olan hatt-ı semavî, maddîlerin gözleri görmez o nakş-ı yekta. Hem de onu okumaz. Maddîler her bir şeyi madde içinde arar. Böylelerin akılları gözlerinde yerleşir. Akılları körleşir, maneviyatı görmez, manada göz kör olur.
Cehil, Mecazı Eline Alsa Hakikat Yapar
İlmin elinden eğer cehlin eline düşse mecaz, eder inkılab hakikata, hem açar hurafata kapılar. Küçüklüğümde gördüm ki hasf olmuştu Kamer. Sordum ben vâlidemden. Dedi: "Yılan yutmuştur." Dedim: "Neden görünür?" Dedi: "Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur." İşte böyle bir mecaz hakikat zannedilmiş; medar-ı Şems ve Kamer Tekatu' noktaları olan re's ve zenebde arz'ın hayluletiyle bir emr-i İlahiyle münhasif olur Kamer. İki kavs-i mevhume tinnineyn yâdedilmiş, hayalî bir teşbih ile isim, müsemma olmuş. Tinnin ise yılandır.