İKİNCİ VEHİM
Âsâr-ı Bediiye · s.504
Bu unvan tahsisiyle, müntesib olmayanları vehim ve telaşa düşürüyor? Elcevab:Evvel de söylemiştim. Ya mütalaa olunmamış veya sû'-i tefehhüme uğramış olduğundan tekrarına mecbur oldum. Şöyle ki: İttihad-ı İslâm olan İttihad-ı Muhammedî (Aleyhissalâtü Vesselâm) dediğimiz vakit, umum mü'minlerin mabeyninde bilkuvve veya bilfiil sabit olan ittihad muraddır. Yoksa İstanbul ve Anadolu'daki cemaat {(1) Volkan'da "İstanbul ile Volkan idarehanesi murad değildir" ifadesiyledir.} murad değildir. Amma bir katre su da, sudur. Bu unvandan tahsis çıkmaz. Tarif-i hakikîsi {(2) Volkan'da "tasrif-i hendesesi şöyledir" şeklindedir.} şöyledir: Esas temeli; şarktan garba, cenubdan şimale mümted ve merkezi Haremeyn-i Şerifeyn, cihet-i vahdeti tevhid-i İlahî.. peyman ve yemini iman.. nizamnamesi, Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm).. kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer'iye.. kulüp ve encümenleri, umum medaris, mesacid ve zevaya.. o cemaatin (cem'iyetin) ilelebed ve muhalled naşir-i efkârı, umum kütüb-ü İslâmiye ve her vakit naşir-i efkârı başta Kur'an ve tefsirleri {(HAŞİYE) Ve bu zamanda bir tefsiri, Risale-i Nur. -Müellif-} ve i'lâ-yı kelimetullahı hedef-i maksad eden umum dinî ve müstakim ceraiddir. Müntesibîni, umum mü'minlerdir. {(3) Volkan'da "kalû belâ'dan beri müntesiptirler" cümlesi de vardır.} Reisi de Fahr-i Âlem'dir (Aleyhissalâtü Vesselâm). Şimdi istediğimiz nokta, mü'minlerin teveccühleri ve teyakkuzlarıdır. Teveccüh-ü umumînin tesiri inkâr edilmez. İttihadın hedef-i maksadı i'lâ-yı kelimetullah ve mesleği de kendi nefsiyle cihad-ı ekber ve başkalarını irşaddır. Bu mübarek heyetin {(4) Yine Volkan'da "cem'iyetin" kelimesiyledir.} yüzde doksan dokuz himmeti siyaset değildir. Siyasetin gayrı olan hüsn-ü ahlâk ve istikamet ve saire gibi makasıd-ı meşruâya masruftur. Zira bu vazifeye müteveccih olan cem'iyetler pek az, kıymet ve ehemmiyeti ise pek çoktur. Ancak yüzde biri, siyasiyyunu irşad tarîkiyle siyasete taalluk edecektir. Kılınçları, berahin-i kat'iyyedir. {(5) Volkan'da "Berahin-i kātıa" ifadesiyledir.} Meşrebleri de muhabbet olduğu gibi, beyne'l-mü'minîn uhuvvet çekirdeğinde mündemiç olan muhabbete şecere-i tûbâ gibi neşvünema vermektir.