Risale-i NurÂsâr-ı Bediiye

İKİNCİ MESLEK

Âsâr-ı Bediiye · s.268

Yani: Sahife-i ûlâ, zaman-ı mazidir. İşte şu sahifede dört nükteyi nazar-ı dikkate almak lâzımdır: Birincisi:Bir fende veyahut kasasta, bir adam esaslarını ve ruh ve ukadlarını ahzederek müddeasını ona bina ederse, o fende hazakat ve maharetini gösterir. İkincisi:Ey birader!.. Eğer tabiat-ı beşere ârif isen; küçük bir haysiyetle, küçük bir davada, küçük bir kavimde, küçük bir hilafın serbestiyetle irtikâb olunmadığına nazar edersen; gayet büyük bir haysiyetle, nihayet cesîm bir davada, hasra gelmeyen bir kavimde, hadsiz bir inada karşı; her cihetten ümmiliğiyle beraber, hiçbir cihetle akıl müstakil olmayan mes'elelerde, tam serbestiyetle bilâ-perva ve kemal-i vüsuk ile alâ ruûsi'l-eşhad zikir ve naklinden güneş gibi sıdkın tulû' edeceğini göreceksin. Üçüncüsü:Bedevilere nisbeten, çok ulûm-u nazariye vardır; medenîlere nisbeten lisan, âdât ve ef'alin telkinatıyla, ulûm-u mütearifenin hükümlerine geçmişlerdir. Bu nükteye binaen, bedevilerin hallerini muhakeme etmek için; kendini o bâdiyede farzetmek gerektir. Eğer istersen İkinci Mukaddeme'ye müracaat et, zira şu nükteyi izah etmiştir. Dördüncüsü:Bir ümmi, ulema meyanında mütedavil bir fende beyan-ı fikir ederse, ittifak noktalarda muvafık olarak ve muhtelefün-fîha olan noktalarda muhalefet edip musahhihane olan söylemesi, onun tefevvukunu ve kesbî olmadığını isbat eder. Şu nüktelere binaen deriz ki:Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm malûm olan ümmiyetiyle beraber, güya gayr-ı mukayyed olan ruh-u cevvale ile tayy-ı zaman ederek mazinin a'mak-ı hafâsına girerek, hazır ve müşahid gibi enbiya-yı salifenin ahvallerini ve esrarlarını teşrih etmesiyle; bütün enzar-ı âleme karşı öyle bir dava-yı azîmede -ki, bütün ezkiya-i âlemin nazarlarını dikkate celbeder- bilâ-perva ve nihayet vüsuk ile müddeasına mukaddeme olarak o esrar ve ahvalin ukad-ı hayatiyeleri hükmünde olan esaslarını zikretmekle beraber, Kütüb-ü Salifenin ittifak noktalarında musaddık ve ihtilaf noktalarında musahhih olarak kasas ve ahval-i enbiyayı bize hikâye etmesi, sıdk ve nübüvvetini intac eder. Teznib:Cemi' enbiyanın delail-i nübüvvetleri, sıdk-ı Muhammed'e (A.S.M.) delildir ve cemi' mu'cizatları, Muhammed'in bir mu'cize-i maneviyesidir (Aleyhimüsselâm). Bunda dikkat edersen, anlayacaksın. İşaret:Ey birader!.. Bazan kasem, bürhanın yerini tutar. Zira bürhanı tazammun eder. Öyle ise: ﻭَﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﻗَﺺَّ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟْﻘِﺼَﺺَ ﻟِﻠْﺤِﺼَﺺِ ﻭَﺳَﻴَّﺮَ ﺭُﻭﺣَﻪُ ﻓ۪ﻰ ﺍَﻋْﻤَﺎﻕِ ﺍﻟْﻤَﺎﺿ۪ﻰ ﻭَ ﻓ۪ﻰ ﺷَﻮَﺍﻫِﻖِ ﺍﻟْﻤُﺴْﺘَﻘْﺒَﻞِ ﻓَﻜَﺸَﻒَ ﻟَﻪُ ﺍﻻﺎَﺳْﺮَﺍﺭَ ﻣِﻦْ ﺯَﻭَﺍﻳَﺎ ﺍﻟْﻮَﺍﻗِﻌَﺎﺕِ ﺍِﻥَّ ﻧَﻈَﺮَﻩُ ﺍﻟﻨَّﻘَّﺎﺩَ ﺍَﺩَﻕُّ ﻣِﻦْ ﺍَﻥْ ﻳُﺪَﻟِّﺲَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﻣَﺴْﻠَﻜَﻪُ ﺍﻟْﺤَﻖَّ ﺍَﻏْﻨٰﻰ ﻣِﻦْ ﺍَﻥْ ﻳُﺪَﻟِّﺲَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ Evet, neam. Onun nur-u nazarına, hayal kendini hakikat gösteremiyor ve hak olan mesleği telbisten müstağnidir.