İKİNCİ MES'ELE
Âsâr-ı Bediiye · s.224
Kelâmın hayatlanması ve neşvüneması; manaların tecessümüyle ve cemadata nefh-i ruh etmekle bir mükâleme ve mübahaseyi içlerine atmaktır. Şöyle: Deveran ile tabir olunan: Vücudda ve ademde iki şeyin mukarenetiyle biri ötekisine illet ve me'haz ve menşe' zannolunması olan itikad-ı örfî üzerine müesses olan, mağlata-i vehmiye üstüne mebni olan kuvve-i hayalden neş'et eden sihr-i beyanıyla sehhar gibi cemadatı hayatlandırır, birbiriyle söylettirir. İçlerine ya adaveti veya muhabbeti atar. Hem de manaları tecessüm ettirir, hayat verir, içinde hararet-i gariziyeyi derceder. Eğer istersen gürültülü menzil ıtlakına şayeste olan bu beyte gir: ﻳُﻨَﺎﺟ۪ﻴﻨِﻰَ ﺍﻻﺎِﺧْﻼﺎﻑُ ﻣِﻦْ ﺗَﺤْﺖِ ﻣَﻄْﻠِﻪِ ﻭَ ﺗَﺨْﺘَﺼِﻢُ ﺍﻻﺎٰﻣَﺎﻝُ ﻭَ ﺍﻟْﻴَﺎْﺱُ ﻓ۪ﻰ ﺻَﺪْﺭ۪ﻯ Yani: "Mumatala-i hak perdesi altında hulfü'l-va'd benimle konuşuyor, der: Aldanma!.. Onun için sinemde ümidlerim ye's ile kavgaya başladılar, o mütezelzil-hane olan sadrımı harab ediyorlar." Göreceksin nasıl şâir-i sahir, emel ve ye'si tecessüm ettirmekle hayatlandırarak nemmam olan ihlafın fitnesiyle bir muharebe ve muhasamayı temsil eyledi. Güya simotoğraf gibi bu beyt senin aklına rü'ya görünüyor. Evet bu sihr-i beyanî bir nevi tenvim eder. Veyahut yerin yağmur ile muaşaka ve şekvasını dinle! İşte: ﺗَﺸَﻜَّﻰ ﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﻏَﻴْﺒَﺘَﻪُ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻭَ ﺗَﺮْﺷَﻒُ ﻣَٓﺎﺋَﻪُ ﺭَﺷْﻒَ ﺍﻟﺮُّﺿَﺎﺏِ Yani: Yağmurun geç gelmesini ona teşekki eder, mahbubun ağız suyu gibi suyunu emer. Acaba yeri Mecnun, sehabı Leyla haletlerinde bu şiir sana tahyil etmiyor mu? Tenbih:Bu şiiri güzel gösteren içindeki hayalin hakikate bir derece müşabehetidir. Zira yağmur gecikse sonra gelse, toprak vız vız gibi bir savtı çıkartarak suyunu çeker. Bu hali gören geçliğine ve şiddet-i ihtiyacına intikal ettiğinden, meşhur deveranın sırrıyla ve tevehhümün tasarrufatıyla bir muaşaka ve mükâleme suretine ifrağ eder. İşaret:Herbir hayalde bu "çiznök" {() Kürtçe olup dane, habbe veya numune manasında kullanılır. -Naşir-} gibi bir dane-i hakikat bulunmak şarttır...