Risale-i NurÂsâr-ı Bediiye

HÂTİME

Âsâr-ı Bediiye · s.192

Sa'b olan bir kelâmın iğlak ve işkali,yalafız ve üslûbun perişanlığından neş'et eder, bu kısım Kur'an-ı Vâzıhu'l-Beyan'a yanaşmamıştır.Veyahutmananın dakik, derin veyahut kıymetdar veyahut gayr-ı me'luf, gayr-ı mebzul olduğundan, güya fehme karşı nazlanmak ve şevki arttırmak için kendini göstermemek ve kıymet ve ehemmiyet vermek ister; müşkilât-ı Kur'aniye bu kısımdandır. Tenbih:Hadîs-i şerifte vârid olduğu gibi: Her âyetin birer zahir ve bâtını ve her zahir ve bâtının birer hadd ve muttala'ı ve her hadd ve muttala'ın çok şücûn ve gusûnu vardır. Ulûm-u İslâmiye buna şahiddir. Bu meratibin herbirinin birer derecesi, birer kıymeti, birer makamı vardır; temyiz lâzımdır. Lâkin tezahüm yoktur. Fakat iştibak, iştibahı intac eder. Nasıl daire-i esbab, daire-i akaide karıştırılsa; ya tevekkül namıyla bir betalet veya müraat-ı esbab namıyla bir itizali intac eder. Öyle de devair ve meratib tefrik olunmaz ise, böyle neticeleri verir.