Bir Kısım Desatir-i İçtimaiye
Âsâr-ı Bediiye · s.575
İçtimaî heyette düsturları istersen: Müsavatsız adalet, önce adalet değil. Temasülse, tezadın mühim bir sebebidir. Tenasübse tesanüdün esası. Sıgar-ı nefistir tekebbürün menba'ı. Zaaf-ı kalbdir gururunun madeni. Olmuş acz, muhalefet menşei. Meraksa ilme hocadır. İhtiyaçtır terakkinin üstadı. Sıkıntıdır muallime-i sefahet. Demek sefahetin menba'ı, sıkıntı olmuş. Sıkıntı ise, madeni; yeisle sû'-i zandır, Dalalet fikrîdir; zulümat kalbîdir; israf cesedîdir.
Karılar Yuvalarından Çıkıp Beşeri Yoldan Çıkarmış, Yuvalarına Dönmeli
ﺍِﺫَﺍ ﺗَﺎَﻧَّﺚَ ﺍﻟﺮِّﺟَﺎﻝُ ﺍﻟﺴُّﻔَﻬَٓﺎﺀُ ﺑِﺎﻟْﻬَﻮَﺳَﺎﺕِ ﺍِﺫًﺍ ﺗَﺮَﺟَّﻞَ ﺍﻟﻨِّﺴَٓﺎﺀُ ﺍﻟﻨَّﺎﺷِﺰَﺍﺕُ ﺑِﺎﻟْﻮَﻗَﺎﺣَﺎﺕِ Mimsiz medeniyet, taife-i nisayı yuvalardan uçurmuş, hürmetleri de kırmış, mebzul metaı yapmış. Şer'-i İslâm onları Rahmeten davet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada, rahatları evlerde, hayat-ı ailede. Temizlik zînetleri. Haşmetleri hüsn-ü hulk.. Lütf u cemali ismet, hüsnü kemali şefkat, eğlencesi, evlâdı. Bunca esbab-ı ifsad, demir-sebat kararı Lâzımdır tâ dayansın. Bir meclis-i ihvanda güzel karı girdikçe, riya ile rekabet, hased ile hodgâmlık debretir damarları! Yatmış olan hevesat, birdenbire uyanır. Taife-i nisada serbestî inkişafı, sebeb olmuş beşerde ahlâk-ı seyyienin birdenbire inkişafı. Şu medenî beşerin hırçınlaşmış ruhunda, şu suretler denilen küçük cenazelerin, mütebessim meyyitlerin rolleri pek azîmdir; hem müdhiştir tesiri. {() Nasıl "meyyite" bir karıya nefsanî nazarla bakmak, nefsin dehşetle alçaklığını gösterir.. Öyle de; rahmete muhtaç bir bîçare "meyyite"nin güzel tasvirine müştehiyane bir nazarla bakmak, ruhun hissiyat-ı ulviyesini söndürür. -Müellif-} Memnu' heykel, suretler; ya zulm-ü mütehaccir, ya mütecessid riya, ya müncemid hevestir, ya tılsımdır celbeder o habîs ervahları.
Meylü't-Tevsi' Mütedeyyinde Olmazsa, Meylü't-Tahribtir
Ey tevsi'e taraftar, içtihadı isteyen! Cesedine dikkat et! Sebeb-i tevsi' dâhilse büyülttürür cismini.. Hariçse eğer, yırtar cildini. Öyle: İslâmiyette olan müsellematı eder bir zât imtisal, tamamen itaati bihakkın, daire dâhiline girmiş olan o zatta; meylü't-tevsi' meylü't-tekemmül olur. Lâkaydlıkla hariçte sayılmış olan zatta; tevsi' meyli, meyl-i tahribtir. Fırtına, zelzeleli olmuş böyle zamanı; İçtihad kapısını açmak değil, belki pencerelerin dahi kapatması lâzımdır. Lâübali, lâkaydlar her bir zaman ve âni Okşanılmaz ruhsatla, şiddeten ikaz olur terhib ve azimetle.
Tasarruf-u Kudretin Vüs'ati, Vesait ve Muînleri Reddeder
O Kadîr-i Zülcelal; tasarruf-u kudreti, tevessü-ü tesiri noktasında oluyor şemsimiz zerre-misal Nev'-i vâhidde olan tasarruf-u azîmi; mesafesi vasi'dir. İki zerre beyninde cazibeyi ele al, Git de tâ Şemsüşşümus ve Kehkeşan beynindeki cazibenin yanında koy. Yükü bir kar danesi bir melek, şemsi ele almış bir şems-misal Meleğin yanına getir. İğne kadar bir balığı, balina balığı da yanyana bırak. O Kadîr-i Ezelî-i Zülcelal Tecelli-i vasii, asgardan tâ ekbere itkan-ı mükemmeli birden tasavvura al. Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal. Gibi örfî emirler; tecelli-i kudrete, tasarruf-u hikmete birer isim olması, odur yalnız meal. Başka meali olmaz, beraber de bir düşün; bileceksin bizzarure ki: Esbab-ı hakikî, vesait-i zî-misal. Muînler, hem şerikler birer emr-i bâtıldır, birer hayal-i muhal, o kudret nazarında. Hayat vücuda kemal. Makamı büyük, mühimdir; buna binaen derim: Küremiz, âlemimiz neden mutî', müsahhar olmasın hayvan-misal. O Sultan-ı Ezel'in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal. Bostan-ı hilkatinde salmış da dönderiyor, onlardaki nağamat, bunlardaki harekât; tesbihattır o akval, İbadettir o ahval Kadîm-i Lemyezel'e, Hakîm-i Lâyezal'e. Küremiz hayvana pek benziyor, âsâr-ı hayat gösteriyor. Eğer yumurta kadar küçülse bilfarzı'l-muhal, Minimini bir hayvan olması pek muhtemel. Yuvarlak bir huveyne, küre kadar büyüse, o da böyle olması pek karib bir ihtimal. Âlemimiz insan kadar küçülse; yıldızları zerreler suretine dönerse, bir zîşuur hayvana dönmesi caiz olur, akıl da bulur mecal. Demek âlem erkânlarıyla birer âbid-i müsebbih, birer mutî-i müsahhar Hâlık-ı Lemyezel'e, Kadîr-i Lâyezal'e. Kemmen büyük olması, keyfen büyük olması her vakit lâzım gelmez. Zira daha cezaletlidir saat-i hardal-misal, Bir saatten ki timsali Ayasofya kadardır. Bir sineğin hilkati hayret-fezadır filden, o mahluk-u bîfasal. Ger kalem-i kudretle bir cüz-ü ferd üstüne esîrin cevahir-i ferdiyle yazılsa bir Kur'an ki, sıgar-ı sahife nisbeti; bir kiber-i san'at-meal. Sahife-i semada yıldızlarla yazılan bir Kur'an-ı Kerim'e cezaletle müsavi. Nakkaş-ı Ezelî'nin san'atı her tarafta pür-cemal ve pür-kemal. Her tarafta böyledir, derece-i kemalde kalemdeki ittihad, tevhidi ilân eder. Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!