Risale-i NurZülfikar

Risalet-i Ahmediyeye Dairdir

Zülfikar · s.9

Birinci Zeyil:Ondokuzuncu Söz ve Zeyli Şakk-ı Kamer Mu'cizesi. İkinci Zeyil:Otuz Birinci Söz'den üç mühim müşküle ait cevap. Üçüncü Zeyil:Âyetü'l-Kübra Risalesi'nin On Altıncı Mertebesi.

Müellifi

Bedîüzzaman Said Nursî

Bu risale, üç yüzden fazla mu'cizatı beyan eder. Risalet-i Ahmediyenin (asm) mu'cizesini beyan ettiği gibi kendisi de o mu'cizenin bir kerametidir. Üç dört nevi ile hârika olmuştur: Birincisi:Nakil ve rivayet olmakla beraber, yüz sahifeden fazla olduğu halde, kitaplara müracaat edilmeden, ezber olarak dağ, bağ köşelerinde, üç dört gün zarfında her günde iki üç saat çalışmak şartıyla mecmuu on iki saatte telif edilmesi, hârika bir vakıadır. İkincisi:Bu risale, uzunluğu ile beraber ne yazması usanç verir ve ne de okuması halâvetini kaybeder. Tembel ehl-i kalemi öyle bir şevk ve gayrete getirdi ki bu sıkıntılı ve usançlı bir zamanda, bu civarda bir sene zarfında yetmiş adede yakın nüshalar yazıldığı, o mu'cize-i risaletin bir kerameti olduğunu, muttali olanlara kanaat verdi. Üçüncüsü:Acemi ve tevafuktan haberi yok ve bize de daha tevafuk tezahür etmeden evvel onun ve başka sekiz müstensihin birbirini görmeden yazdıkları nüshalarda; lafz-ıResul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmkelimesi bütün risalede ve lafz-ıKur'anbeşinci parçasında öyle bir tarzda tevafuk etmeleri göründü ki zerre miktar insafı olan, tesadüfe vermez. Kim görmüşse kat'î hükmediyor ki bu bir sırr-ı gaybîdir, mu'cize-i Ahmediyenin (asm) bir kerametidir. Şu risalenin başındaki esaslar çok mühimdirler. Hem şu risaledeki ehadîs, hemen umumen eimme-i hadîsçe makbul ve sahih olmakla beraber, en kat'î hâdisat-ı risaleti beyan ediyorlar. O risalenin mezayasını söylemek lâzım gelse o risale kadar bir eser yazmak lâzım geldiğinden, müştak olanları onu bir kere okumasına havale ediyoruz.

Said Nursî

İhtar:Şu risalede çok ehadîs-i şerife nakletmişim. Yanımda kütüb-ü hadîsiye bulunmuyor. Yazdığım hadîslerin lafzında yanlışım varsa ya tashih edilsin veyahut "hadîs-i bi'l-mana"dır, denilsin. Çünkü kavl-i racih odur ki: "Nakl-i hadîs-i bi'l-mana caizdir." Yani hadîsin yalnız manasını alıp lafzını kendi zikreder. Madem öyledir, lafzında yanlışım varsa hadîs-i bi'l-mana nazarıyla bakılsın.