Onuncu İşaret
Zülfikar · s.52
Şu mu'cize-i şeceriyeyi daha ziyade takviye eden, mütevatir bir surette nakledilen hanînü'l-ciz' mu'cizesidir. Evet, Mescid-i Şerif-i Nebevîde kuru direğin büyük bir cemaat içinde, muvakkaten firak-ı Ahmedîden (asm) ağlaması; beyan ettiğimiz mu'cize-i şeceriyenin misallerini hem teyid eder hem kuvvet verir. Çünkü o da ağaçtır, cinsi birdir. Fakat şunun şahsı mütevatirdir, öteki kısımlar her birinin nev'i mütevatirdir. Cüz'iyatları, misalleri çoğu sarîh tevatür derecesine çıkmıyor. Evet, Mescid-i Şerifte hurma ağacından olan kuru direk, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm hutbe okurken ona dayanıyordu. Sonra minber-i şerif yapıldığı vakit, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm minbere çıkıp hutbeye başladı. Okurken direk deve gibi enîn edip ağladı, bütün cemaat işitti. Tâ Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm yanına geldi, elini üstüne koydu. Onunla konuştu, teselli verdi; sonra durdu. Şu mu'cize-i Ahmediye aleyhissalâtü vesselâm pek çok tarîklerle, tevatür derecesinde nakledilmiştir. Evet, hanînü'l-ciz' mu'cizesi çok münteşir ve meşhur ve hakiki mütevatirdir. Sahabelerin bir cemaat-i âlîsinden, on beş tarîk ile gelip tabiînin yüzer imamları o mu'cizeyi, o tarîklerle arkadaki asırlara haber vermişler. Sahabenin o cemaatinden ulema-i sahabe namdarları ve rivayet-i hadîsin reislerinden Hazret-i Enes İbn-i Mâlik (hâdim-i Nebevî), Hazret-i Câbir Bin Abdullahi'l-Ensarî (hâdim-i Nebevî), Hazret-i Abdullah İbn-i Ömer, Hazret-i Abdullah Bin Abbas, Hazret-i Sehl Bin Sa'd, Hazret-i Ebu Saidi'l-Hudrî, Hazret-i Übeyy İbni'l-Kâ'b, Hazret-i Büreyde, Hazret-i Ümmü'l-Mü'minîn Ümm-ü Seleme gibi meşahir-i ulema-i sahabe ve rivayet-i hadîsin rüesaları gibi her biri bir tarîkın başında, aynı mu'cizeyi ümmete haber vermişler. Başta Buharî, Müslim, kütüb-ü sahiha; arkalarındaki asırlara, o mütevatir mu'cize-i kübrayı tarîkleriyle haber vermişler. İşte Hazret-i Câbir tarîkında der ki: Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm hutbe okurken, Mescid-i Şerifte ﺟِﺬْﻉُ ﺍﻟﻨَّﺨْﻞِ denilen kuru direğe dayanıp okurdu. Minber-i şerif yapıldıktan sonra, minbere geçtiği vakit; direk tahammül edemeyerek, hamile deve gibi ses verip inleyerek ağladı. Hazret-i Enes tarîkında der ki: Camus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi. Sehl İbn-i Sa'd tarîkında der: Hem onun ağlaması üzerine, halklarda ağlamak çoğaldı. Hazret-i Übeyy İbni'l-Kâ'b tarîkında diyor: Hem öyle ağladı ki inşikak etti. Diğer bir tarîkte, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etti: ﺍِﻥَّ ﻫٰﺬَﺍ ﺑَﻜٰﻰ ﻟِﻤَﺎ ﻓَﻘَﺪَ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺬِّﻛْﺮِ Yani "Onun mevkiinde okunan zikir ve hutbedeki zikr-i İlahînin iftirakındandır ağlaması." Diğer bir tarîkte ferman etmiş: ﻟَﻮْ ﻟَﻢْ ﺍَﻟْﺘَﺰِﻣْﻪُ ﻟَﻢْ ﻳَﺰَﻝْ ﻫٰﻜَﺬَﺍ ﺍِﻟٰﻰ ﻳَﻮْﻡِ ﺍﻟْﻘِﻴَﺎﻣَﺔِ ﺗَﺤَﺰُّﻧًﺎ ﻋَﻠٰﻰ ﺭَﺳُﻮﻝِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Yani "Ben onu kucaklayıp teselli vermeseydim, Resulullah'ın iftirakından kıyamete kadar böyle ağlaması devam edecekti." Hazret-i Büreyde tarîkında der ki: Ciz' ağladıktan sonra Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, elini üstüne koyup ferman etti: ﺍِﻥْ ﺷِﺌْﺖَ ﺍَﺭُﺩُّﻙَ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟْﺤَﺎﺋِﻂِ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﻛُﻨْﺖَ ﻓ۪ﻴﻪِ ﺗَﻨْﺒُﺖُ ﻟَﻚَ ﻋُﺮُﻭﻗُﻚَ ﻭَﻳَﻜْﻤُﻞُ ﺧَﻠْﻘُﻚَ ﻭَﻳُﺠَﺪَّﺩُ ﺧُﻮﺻُﻚَ ﻭَﺛَﻤَﺮُﻙَ ﻭَﺍِﻥْ ﺷِﺌْﺖَ ﺍَﻏْﺮِﺳُﻚَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔِ ﻳَﺎْﻛُﻞُ ﺍَﻭْﻟِﻴَٓﺎﺀُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻣِﻦْ ﺛَﻤَﺮِﻙَ Sonra o ciz'i dinledi ne söylüyor; ciz' söyledi, arkadaki adamlar da işitti: ﺍِﻏْﺮِﺳْﻨ۪ﻰ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔِ ﻳَﺎْﻛُﻞُ ﻣِﻨّ۪ﻰ ﺍَﻭْﻟِﻴَٓﺎﺀُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻓِﻰ ﻣَﻜَﺎﻥٍ ﻻﺎ ﻳَﺒْﻠٰﻰ Yani "Cennette beni dik ki benim meyvelerimden Cenab-ı Hakk'ın sevgili kulları yesin. Hem bir mekân ki orada beka bulup çürümek yoktur." Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etti: ﻗَﺪْ ﻓَﻌَﻠْﺖُ Sonra ferman etti: ﺍِﺧْﺘَﺎﺭَ ﺩَﺍﺭَ ﺍﻟْﺒَﻘَٓﺎﺀِ ﻋَﻠٰﻰ ﺩَﺍﺭِ ﺍﻟْﻔَﻨَٓﺎﺀِ İlm-i kelâmın büyük imamlarından meşhur Ebu İshak-ı İsferanî naklediyor ki: Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm direğin yanına gitmedi; belki direk onun emriyle, onun yanına geldi. Sonra emretti, yerine döndü. Hazret-i Übeyy İbn-i Kâ'b der ki: Şu hâdise-i hârikadan sonra Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm emretti ki: "Direk, minberin altına konulsun." Minberin altına konuldu, tâ mescid-i şerifin tamiri için hedmedilinceye kadar. O vakit Hazret-i Übeyy İbn-i Kâ'b yanına aldı, çürüyünceye kadar muhafaza edildi. Meşhur Hasan-ı Basrî, şu hâdise-i mu'cizeyi şakirdlerine ders verdiği vakit, ağlardı ve derdi ki: "Ağaç, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma meyil ve iştiyak gösteriyor. Sizler daha ziyade iştiyaka, meyle müstahaksınız." Biz de deriz ki: Evet, hem ona iştiyak ve meyil ve muhabbet, onun sünnet-i seniyesine ve şeriat-ı garrasına ittiba iledir.