Beşinci Meyve:
Tılsımlar · s.154
Ey nefis! Mükerreren söylediğimiz gibi insan, şecere-i hilkatin meyvesi olduğundan meyve gibi en uzak ve en câmi' ve umuma bakar ve umumun cihetü'l-vahdetini içinde saklar bir kalp çekirdeğini taşıyan ve yüzü kesrete, fenaya, dünyaya bakan bir mahluktur. Ubudiyet ise onun yüzünü fenadan bekaya, halktan Hakk'a, kesretten vahdete, müntehadan mebdee çeviren bir hayt-ı vuslat, yahut mebde ve münteha ortasında bir nokta-i ittisaldir. Nasıl ki tohum olacak kıymettar bir meyve-i zîşuur, ağacın altındaki zîruhlara baksa, güzelliğine güvense, kendini onların ellerine atsa veya gaflet edip düşse onların ellerine düşecek, parçalanacak, âdi bir tek meyve gibi zayi olacak. Eğer o meyve, nokta-i istinadını bulsa içindeki çekirdek, bütün ağacın cihetü'l-vahdetini tutmakla beraber ağacın bekasına ve hakikatinin devamına vasıta olacağını düşünebilse, o vakit o tek meyve içinde bir tek çekirdek, bir hakikat-i külliye-i daimeye, bir ömr-ü bâki içinde mazhar oluyor. Öyle de insan, eğer kesrete dalıp kâinat içinde boğulup dünyanın muhabbetiyle sersem olarak fânilerin tebessümlerine aldansa, onların kucaklarına atılsa elbette nihayetsiz bir hasarete düşer. Hem fena hem fâni hem ademe düşer. Hem manen kendini idam eder. Eğer lisan-ı Kur'an'dan kalp kulağıyla iman derslerini işitip başını kaldırsa, vahdete müteveccih olsa ubudiyetin mi'racıyla arş-ı kemalâta çıkabilir. Bâki bir insan olur. Ey nefsim! Madem hakikat böyledir ve madem millet-i İbrahimiyedensin (as), İbrahimvari ﻻٓﺎ ﺍُﺣِﺐُّ ﺍﻻﺎٰﻓِﻠ۪ﻴﻦَ de ve Mahbub-u Bâki'ye yüzünü çevir ve benim gibi şöyle ağla: ﻟَﻘَﺪْ ﺍَﺑْﻜَﺎﻧِﻰ ﻧَﻌْﻰُ ﴾ ﻻٓﺎ ﺍُﺣِﺐُّ ﺍﻻﺎٰﻓِﻠ۪ﻴﻦَ ﴿ ﻣِﻦْ ﺧَﻠ۪ﻴﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﺼَﺒَّﺖْ ﻋَﻴْﻦُ ﻗَﻠْﺒ۪ﻰ ﻗَﻄَﺮَﺍﺕٍ ﺑَﺎﻛِﻴَﺎﺕٍ ﻣِﻦْ ﺷُﺌُﻮﻥِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻟِﺘَﻔْﺴ۪ﻴﺮِ ﻛَﻼﺎﻡٍ ﻣِﻦْ ﺣَﻜ۪ﻴﻢٍ ﺍَﻯْ ﻧَﺒِﻰٍّ ﻓ۪ﻰ ﻛَﻼﺎﻡِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻧَﻤ۪ﻰ ﺯِﻳﺒَﺎﺳْﺖْ ﺍُﻓُﻮﻟْﺪَﻩ ُﻡْ ﺷُﺪَﻥْ ﻣَﺤْﺒُﻮﺏْ ﻧَﻤ۪ﻰ ﺍَﺭْﺯَﺩْ ﻏُﺮُﻭﺑْﺪَﻩ ﻏَﻴْﺐْ ﺷُﺪَﻥْ ﻣَﻄْﻠُﻮﺏْ ﻧَﻤ۪ﻰ ﺧَﻮﺍﻫَﻢْ ﻓَﻨَﺎﺩَﻩ ﻣَﺤْﻮْ ﺷُﺪَﻥْ ﻣَﻘْﺼُﻮﺩْ ﻧَﻤ۪ﻰ ﺧَﻮﺍﻧَﻢْ ﺯَﻭَﺍﻟْﺪَﻩ ﺩَﻓْﻦْ ﺷُﺪَﻥْ ﻣَﻌْﺒُﻮﺩْ ﻋَﻘْﻞْ ﻓَﺮْﻳَﺎﺩْ ﻣ۪ﻰ ﺩَﺍﺭَﺩْ ﻧِﺪَﺍﺀِ ﴾ﻻٓﺎ ﺍُﺣِﺐُّ ﺍﻻﺎٰﻓِﻠ۪ﻴﻦَ﴿ﻣ۪ﻰ ﺯَﻧَﺪْ ﺭُﻭﺣَﻢْ ﻧَﻤ۪ﻰ ﺧَﻮﺍﻫَﻢْ ﻧَﻤ۪ﻰ ﺧَﻮﺍﻧَﻢْ ﻧَﻤ۪ﻰ ﺗَﺎﺑَﻢْ ﻓِﺮَﺍﻗ۪ﻰ ﻧَﻤ۪ﻰ ﺍَﺭْﺯَﺩْ ﻣَﺮَﺍﻗَﻪ ﺍ۪ﻳﻦْ ﺯَﻭَﺍﻝْ ﺩَﺭْ َﺱْ ﺗَﻼﺎﻗ۪ﻰ ﺍَﺯْ ﻥْ ﺩَﺭْﺩ۪ﻯ ِﺭ۪ﻳﻦِ ﴾ ﻻٓﺎ ﺍُﺣِﺐُّ ﺍﻻﺎٰﻓِﻠ۪ﻴﻦَ ﴿ ﻣ۪ﻰ ﺯَﻧَﺪْ ﻗَﻠْﺒَﻢْ ﺩَﺭْ ﺍ۪ﻳﻦْ ﻓَﺎﻧ۪ﻰ ﺑَﻘَﺎ ﺧَﺎﺯِﻯ ﺑَﻘَﺎ ﺧِﻴﺰَﺩْ ﻓَﻨَﺎﺩَﻥْ ﻓَﻨَﺎ ﺷُﺪْ ﻫَﻢْ ﻓَﺪَﺍ ﻛُﻦْ ﻫَﻢْ ﻋَﺪَﻡْ ﺑ۪ﻴﻦْ ﻛِﻪ ﺍَﺯْ ﺩُﻧْﻴَﺎ ﺑَﻘَﺎﻳَﻪ ﺭَﺍﻩْ ﻓَﻨَﺎﺩَﻥْ ﻓِﻜِﺮْ ﻓ۪ﻴﺰَﺍﺭْ ﻣ۪ﻰ ﺩَﺍﺭَﺩْ ﺍَﻧ۪ﻴﻦِ ﴾ ﻻٓﺎ ﺍُﺣِﺐُّ ﺍﻻﺎٰﻓِﻠ۪ﻴﻦَ ﴿ ﻣ۪ﻰ ﺯَﻧَﺪْ ﻭِﺟْﺪَﺍﻥْ ﺑِﺪَﺍﻥْ ﺍَﻯْ ﻧَﻔْﺲِ ﻧَﺎﺩَﺍﻧَﻢْ ﻛِﻪ ﺩَﺭْ ﻫَﺮْ ﻓَﺮْﺩْ ﺍَﺯْ ﻓَﺎﻧ۪ﻰ ﺩُﻭ ﺭَﺍﻩْ ﻫَﺴْﺖْ ﺑَﺎ ﺑَﺎﻗ۪ﻰ ﺩُﻭ ﺳِﺮِّ ﺟَﺎﻥِ ﺟَﺎﻧَﺎﻧ۪ﻰ ﻛِﻪ ﺩَﺭْ ﻧِﻌْﻤَﺘْﻬَﺎ ﺍِﻧْﻌَﺎﻡْ ﻫَﺴْﺖْ ﻭَ َﺱْ ﺛَﺎﺭْﻫَﺎ ﺍَﺳْﻤَﺎ ﺑِِﻴﺮْ ﻣَﻐْﺰِﻯ ﻭَ ﻣِﻴﺰَﻥْ ﺩَﺭْ ﻓَﻨَﺎ ﻥْ ﻗِﺸْﺮِ ﺑِﻰ ﻣَﻌْﻨَﺎ ﺑَﻠ۪ﻰ ﺛَﺎﺭْﻫَﺎ ُﻭﻳَﻨْﺪْ ﺯِﺍَﺳْﻤَﺎ ﻟَﻔْﻆِ ُﺭْ ﻣَﻌْﻨَﺎ ﺑِﺨَﺎﻥْ ﻣَﻌْﻨَﺎ ﻭَ ﻣ۪ﻴﺰَﻥْ ﺩَﺭْ ﻫَﻮَﺍ ﻥْ ﻟَﻔْﻆِ ﺑ۪ﻰ ﺳَﻮْﺩَﺍ ﻋَﻘْﻞْ ﻓَﺮْﻳَﺎﺩْ ﻣ۪ﻰ ﺩَﺍﺭَﺩْ ﻏِﻴَﺎﺙِ ﴾ ﻻٓﺎ ﺍُﺣِﺐُّ ﺍﻻﺎٰﻓِﻠ۪ﻴﻦَ ﴿ ﻣ۪ﻴﺰَﻥْ ﺍَﻯْ ﻧَﻔْﺴَﻢْ ِﻩ ﺧُﻮﺵْ ُﻭﻳَﺪْ ﺍُﻭ ﺷَﻴْﺪَﺍ ﺟَﺎﻣ۪ﻰ ﻋِﺸْﻖْ ﺧُﻮﻯْ ﻳَﻜ۪ﻰ ﺧَﻮﺍﻩْ ﻳَﻜ۪ﻰ ﺧَﻮﺍﻥْ ﻳَﻜ۪ﻰ ﺟُﻮﻯْ ﻳَﻜ۪ﻰ ﺑ۪ﻴﻦْ ﻳَﻜ۪ﻰ ﺩَﺍﻥْ ﻳَﻜ۪ﻰ ُﻭﻯْ {(Hâşiye): Bu fıkracık Câmî'nindir.} ﻧَﻌَﻢْ ﺻَﺪَﻗْﺖَ ﺍَﻯْ ﺟَﺎﻣ۪ﻰ ٭ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻤَﻄْﻠُﻮﺏُ ٭ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻤَﺤْﺒُﻮﺏُ ٭ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻤَﻘْﺼُﻮﺩُ ٭ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻤَﻌْﺒُﻮﺩُ ﻛِﻪ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮ ﺑَﺮَﺍﺑَﺮْ ﻣ۪ﻴﺰَﻧَﺪْ ﻋَﺎﻟَﻢْ ﺍَﻟﻠّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠٰﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻭَ ﻋَﻠٰﻰ ﺍٰﻝِ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻛَﻤَﺎ ﺻَﻠَّﻴْﺖَ ﻋَﻠٰﻰ ﺍِﺑْﺮَﺍﻫ۪ﻴﻢَ ﻭَ ﻋَﻠٰﻰ ﺍٰﻝِ ﺍِﺑْﺮَﺍﻫ۪ﻴﻢَ ﻓﻰِ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ ﺍِﻧَّﻚَ ﺣَﻤ۪ﻴﺪٌ ﻣَﺠ۪ﻴﺪٌ