Risale-i NurTarihçe-i Hayat

Tevazuu ve Mahviyetkârlığı:

Tarihçe-i Hayat · s.15

Nur Risalelerinin bu kadar hârikulâde bir şekilde cihana yayılmasında, bu iki hasletin çok faydası olmuş ve pek derin tesirleri görülmüştür. Çünki Üstad sohbet ve te'liflerinde kendine bir kutbü'l-ârifîn ve bir gavsü'l-vâsılîn süsü vermediği için, gönüller ona pek çabuk ısınmış, onu tertemiz bir samimiyetle sevmiş ve derhal ulvî gayesini benimsemiştir. Meselâ: Ahlâk ve fazilete, hikmet ve ibrete ait olan birçok sohbet ve telkinlerini, doğrudan doğruya nefsine tevcih eder. Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan -merkezden muhite yayılırcasına- bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. Üstad hususî hayatında gayet halîm-selim ve son derece mütevazidir. Bir ferdi değil, hiçbir zerreyi incitmemek için a'zamî fedakârlıklar gösterir. Sayısız zahmet ve meşakkatlere, ızdırab ve mahrumiyetlere katlanır... Fakat imanına, Kur'anına dokunulmamak şartıyla... Artık o zaman bakmışsınız ki; o sâkin deniz, dalgaları semalara yükselen bir tufan, sahillere heybet ve dehşet saçan bir umman kesilmiştir. Çünki o, Kur'an-ı Kerim'in sadık hizmetkârı ve iman hududlarını bekleyen kahraman ve fedai bir neferidir. Kendisi bu hakikatı veciz bir cümle ile şu şekilde ifade eder: "Bir nefer nöbette iken, başkumandan da gelse, silâhını bırakmayacak. Ben de, Kur'anın bir hizmetkârı ve bir neferiyim. Vazife başında iken karşıma kim çıkarsa çıksın, hak budur derim, başımı eğmem... " Vazife başında ve cihad meydanında iken şu mısralar, lisan-ı halidir: Şahlanan bir ata benzer, kırarım kanlı gemi Sinsi düşmanlara hâşâ satamam benliğimi Benliğimden uzak olmaktır esaret bence Böyle bir zillete düşmek ne hazîn işkence Ebedî vuslatın aşkıyla geçer her ânım Dest-i kudretle yapılmış kal'adır imanım Bu mukaddes emelimden ne kadar dilşâdım Görmek ister beni Cennet'te şehid ecdadım Ruhum oldukça müebbed, ebedîdir ömrüm En büyük vuslata, Allah'a çıkan yoldur ölüm.

Kitaba girmezden evvel, Üstad'ı ilmî, fikrî, tasavvufî ve edebî cebheleri ile de mütalaa etmek isterdim... Fakat çok derin ve pek şümullü olan bu mevzuların birkaç sahife ile hülâsa edilemeyeceğini kat'î bir surette idrak ettikten sonra, artık adı geçen mevzulara birkaç cümle ile temas etmeyi münasib gördüm. Rabbim imkânlar lütfederse, bu derin mevzuları, Risale-i Nur Külliyatı ve Nur Talebeleri ile birlikte, büyük ve müstakil bir eserle, tahlilî bir surette tedkik ve mütalaa etmeyi bütün ruhumla arzu ediyorum. Bu hususta, büyük üstadımızın ve aziz kardeşlerimin kıymetli dualarını niyaz eylerim!