Risale-i NurSünuhat

Müstehak bir ceza

Sünuhat · s.94

Şeriatın ﺍَﻟْﻘَﺎﺗِﻞُ ﻻﺎ ﻳَﺮِﺙُ düstur-u âdilanesi, şeriat-ı fıtriye olan kavanin-i kadere muntabıktır ki,tarîk-ı gayr-ı meşru ile bir maksadı takib eden, maksudunun zıddıyla ceza görüyor.Wilson, Klemanso, Venizelos gibi. Şuna bir misal: Bidayet-i inkılabımızdan beri, sevab-ı âhiretin vesilesini dinsizcesine şan ü şerefe vasıta yapanlar, müdhiş bir rezaletle neticelendi. Muvakkat bir şan ü şereften sonra, elîm bir sukut takib etti. Lisan-ı halleri ﻟَﻴْﺘَﻨ۪ﻰ ﻛُﻨْﺖُ ﻧَﺴْﻴًﺎ ﻣَﻨْﺴِﻴًّﺎ tilavet ediyor. Fıtrat-ı insّۙbir mezraa hükmündedir ki, secaya-yı hasene temayülat-ı şerriye ile beraber, taneler gibi dest-i kaderle içinde ekilmiştir. Bu taneler neşv-ü nema bulmak için bir suya muhtaçtır. Hevadan gelse, şer taneleri neşv-ü nema bulur. Şimdiki şu medeniyet-i habîsenin heyet-i içtimaiyeye verdiği tesir gibi... Fıtraten -çendan- hayır ciheti galibdir, fakat sünbüllenmiş, semere vermiş on çekirdek, yüz değil bin kurumuş çekirdeğe galebe eder.İşte şunun çaresi:O bâb-ı fitneyi kapatmakla, suyu Hüda tarafından vermek lâzımdır. S- Taaddüd-ü zevcat ve abd gibi bazı mesaili, ecnebiler serrişte ederek, medeniyet nokta-i nazarında, şeriata bazı evham ve şübehatı îrad ediyorlar. C- İslâmiyetin ahkâmı iki kısımdır: