"Misleyn telakki edilen zıddeyn"
Sünuhat · s.114
Zevkî olan sofiye vahdetü'l-vücudu, Allah hesabına kâinatı inkârdır. Fikrî olan felsefe ve zaîfü'l-itikadların lisanında olan vahdetü'l-vücud ise, hâşâ kâinat hesabına Allah'ı inkârdır. Biri vahdetü'ş-şuhud, diğeri vahdetü'l-mevcudu tazammun eder. ﺍَﻳْﻦَ ﺍﻟﺜُّﺮَﻳَّﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺜَّﺮٰﻯ Nazar, mes'ele-i zevkiyede tasarruf etse bozar. Zevkî keşfî olan emir, nazar-ı fikir mizanı ile tartılmaz; ona inse katılaşır, çirkinleşir. Meselâ: Toprak altında bir çekirdek havada ondan çiçekli bir sünbül var. Âlem-i türabda nazar, çekirdeğe dikkat etse ince esasatı görür. Hava âlemindeki müzehher sünbülü onlara irca' ile izah edemez. Çekirdek içine sıkıştıramaz. İşte zevk burada bakar. Nazar orada. Rü'yet değişir. Bîçare hakikatlar, kıymetsiz ellerde kıymetsiz olur. Demişler: ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﻣَﻦِ ﺍﺧْﺘَﻔٰﻰ ﻟِﺸِﺪَّﺓِ ﻇُﻬُﻮﺭِﻩِ Ben de derim: ﻧَﻌَﻢْ ﻭَ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﻣَﻦِ ﺍﺧْﺘَﻔٰﻰ ﻟِﻌَﺪَﻡِ ﺿِﺪِّﻩِ ﻭَﻟَﻮْﻻﺎ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔُ ﻭَﺍﻟﺰَّﻣْﻬَﺮ۪ﻳﺮُ ﻟَﻤَﺎ ﻋَﺬَّﺑَﺖْ ﺟَﻬَﻨَّﻢُ ﻭَﻻﺎ ﺍَﺣْﺮَﻗَﺖْ Cennet olmasa, Cehennem tazib etmez. Zemherir olmasa, ihrak etmez.