Risale-i NurŞuâlar

İkinci varta ve çare-i necat:

Şuâlar · s.103

Bu dahi iki mes'eledir:

Birincisi:

Azamet ve kibriya ve nihayetsizlik noktasında, ya gaflete veya masiyete veya maddiyata dalmak sebebiyle darlaşan akıllar, azametli mes'eleleri ihata edemediklerinden, bir gurur-u ilmî ile inkâra saparlar ve nefyederler. Evet o manen sıkışmış ve kurumuş akıllarına ve bozulmuş ve maneviyatta ölmüş olan kalblerine, çok geniş ve derin ve ihatalı olan imanî mes'eleleri sığıştıramadıklarından, kendilerini küfre ve dalalete atarlar, boğulurlar. Eğer dikkatle kendi küfürlerinin içyüzüne ve dalaletlerinin mahiyetine bakabilseler, görecekler ki; imanda bulunan makul ve lâyık ve lâzım olan azamete karşı, yüz derece muhal ve imkânsızlık ve imtina o küfrün altında ve içindedir. Risale-i Nur yüzer mizan ve muvazenelerle, bu hakikatı "İki kerre iki dört eder" derecesinde kat'î isbat etmiş. Meselâ; Cenab-ı Hakk'ın vücub-u vücudunu ve ezeliyetini ve ihatalı sıfatlarını azametleri için kabul edemeyen adam, ya hadsiz mevcudata, belki nihayetsiz zerrelere, o vücub-u vücudu ve ezeliyeti ve uluhiyet sıfatlarını vermekle küfrünü itikad edebilir. Veyahut ahmak Sofestaîler gibi, hem kendini, hem kâinatın vücudunu inkâr ve nefyetmekle akıldan istifa etmelidir. İşte bunun gibi bütünhakaik-i imaniye ve İslâmiye, kendilerinin şe'nleri ve muktezaları olan azamete istinad ederek, karşılarındaki küfrün dehşetli muhalatından ve vahşetli hurafatından ve zulmetli cehalatından kurtarıp, kemal-i iz'an ve teslimiyetle selim kalblerde ve müstakim akıllarda yerleşirler. Evet, ezan ve namaz gibi ekser şeair-i İslâmiyede kesretle ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ azamet ve kibriyasını her vakit ilânı, hem ﺍَﻟْﻌَﻈَﻤَﺔُ ﺍِﺯَﺍﺭ۪ﻯ ﻭَ ﺍﻟْﻜِﺒْﺮِﻳَٓﺎﺀُ ﺭِﺩَﺍﺋ۪ﻰ hadîs-i kudsînin fermanı, hem"Cevşenü'l-Kebir"münacatının seksenaltıncı ukdesinde: ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻻﺎ ﻣُﻠْﻚَ ﺍِﻻَﺎ ﻣُﻠْﻜَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻻﺎ ﻳُﺤْﺼِﻰ ﺍﻟْﻌِﺒَﺎﺩُ ﺛَﻨَٓﺎﺋَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻻﺎ ﺗَﺼِﻒُ ﺍﻟْﺨَﻼٓﺎﺋِﻖُ ﺟَﻼﺎﻟَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻻﺎ ﺗَﻨَﺎﻝُ ﺍﻻﺎَﻭْﻫَﺎﻡُ ﻛُﻨْﻬَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻻﺎ ﻳُﺪْﺭِﻙُ ﺍﻻﺎَﺑْﺼَﺎﺭُ ﻛَﻤَﺎﻟَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻻﺎ ﻳَﺒْﻠُﻎُ ﺍﻻﺎَﻓْﻬَﺎﻡُ ﺻِﻔَﺎﺗَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻻﺎ ﻳَﻨَﺎﻝُ ﺍﻻﺎَﻓْﻜَﺎﺭُ ﻛِﺒْﺮِﻳَٓﺎﺋَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻻﺎ ﻳُﺤْﺴِﻦُ ﺍﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥُ ﻧُﻌُﻮﺗَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻻﺎ ﻳَﺮُﺩُّ ﺍﻟْﻌِﺒَﺎﺩُ ﻗَﻀَٓﺎﺋَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻇَﻬَﺮَ ﻓ۪ﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻰْﺀٍ ﺍٰﻳَﺎﺗُﻪُ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻻﺎَﻣَﺎﻥُ ﺍﻻﺎَﻣَﺎﻥُ ﻧَﺠِّﻨَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ diye olan gayet ârifane münacat-ı Ahmediyenin (A.S.M.) beyanı gösteriyor ki;azamet ve kibriya lüzumlu bir perdedir.

--