Risale-i NurSözler

İkinci Şavk:

Sözler · s.405

İstikbale ait ihbarat-ı gaybiyesidir. Şu kısım ihbaratın çok enva'ı var. Birinci kısım, hususîdir. Bir kısım ehl-i keşif ve velayete mahsustur. Meselâ: Muhyiddin-i Arabî ﺍﻟٓﻢٓ ٭ ﻏُﻠِﺒَﺖِ ﺍﻟﺮُّﻭﻡُ Suresi'nde pekçok ihbarat-ı gaybiyeyi bulmuştur. İmam-ı Rabbanî, surelerin başındaki mukattaat-ı huruf ile çok muamelât-ı gaybiyenin işaretlerini ve ihbaratını görmüştür ve hâkeza... Ulema-yı bâtın için Kur'an, baştan başa ihbarat-ı gaybiye nev'indendir. Biz ise, umuma ait olacak bir kısmına işaret edeceğiz. Bunun da pekçok tabakatı var. Yalnız bir tabakadan bahsedeceğiz. İşte Kur'an-ı Hakîm, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a der: {(Haşiye): Bu gaybdan haber veren âyetler, pekçok tefsirlerde izah edilmesinden ve eski harfle tab'etmek niyeti müellifine verdiği acelelik hatasından burada izahsız ve o kıymetdar hazineler kapalı kaldılar.} ﻓَﺎﺻْﺒِﺮْ ﺍِﻥَّ ﻭَﻋْﺪَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺣَﻖٌّ ٭ ﻟَﺘَﺪْﺧُﻠُﻦَّ ﺍﻟْﻤَﺴْﺠِﺪَ ﺍﻟْﺤَﺮَﺍﻡَ ﺍِﻥْ ﺷَٓﺎﺀَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍٰﻣِﻨ۪ﻴﻦَ ﻣُﺤَﻠِّﻘ۪ﻴﻦَ ﺭُُﺳَﻜُﻢْ ﻭَ ﻣُﻘَﺼِّﺮ۪ﻳﻦَ ﻻﺎ ﺗَﺨَﺎﻓُﻮﻥَ ٭ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬ۪ٓﻯ ﺍَﺭْﺳَﻞَ ﺭَﺳُﻮﻟَﻪُ ﺑِﺎﻟْﻬُﺪٰﻯ ﻭَﺩ۪ﻳﻦِ ﺍﻟْﺤَﻖِّ ﻟِﻴُﻈْﻬِﺮَﻩُ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﺪّ۪ﻳﻦِ ﻛُﻠِّﻪ۪ ٭ ﻭَﻫُﻢْ ﻣِﻦْ ﺑَﻌْﺪِ ﻏَﻠَﺒِﻬِﻢْ ﺳَﻴَﻐْﻠِﺒُﻮﻥَ ﻓ۪ﻰ ﺑِﻀْﻊِ ﺳِﻨ۪ﻴﻦَ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺍﻻﺎَﻣْﺮُ ٭ ﻓَﺴَﺘُﺒْﺼِﺮُ ﻭَﻳُﺒْﺼِﺮُﻭﻥَ ﺑِﺎَﻳِّﻜُﻢُ ﺍﻟْﻤَﻔْﺘُﻮﻥُ ٭ ﺍَﻡْ ﻳَﻘُﻮﻟُﻮﻥَ ﺷَﺎﻋِﺮٌ ﻧَﺘَﺮَﺑَّﺺُ ﺑِﻪ۪ ﺭَﻳْﺐَ ﺍﻟْﻤَﻨُﻮﻥِ ٭ ﻗُﻞْ ﺗَﺮَﺑَّﺼُﻮﺍ ﻓَﺎِﻧّ۪ﻰ ﻣَﻌَﻜُﻢْ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤُﺘَﺮَﺑِّﺼ۪ﻴﻦَ ٭ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻳَﻌْﺼِﻤُﻚَ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ ٭ ﻓَﺎِﻥْ ﻟَﻢْ ﺗَﻔْﻌَﻠُﻮﺍ ﻭَ ﻟَﻦْ ﺗَﻔْﻌَﻠُﻮﺍ ٭ ﻭَ ﻟَﻦْ ﻳَﺘَﻤَﻨَّﻮْﻩُ ﺍَﺑَﺪًﺍ ٭ ﺳَﻨُﺮ۪ﻳﻬِﻢْ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻨَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎٰﻓَﺎﻕِ ﻭَﻓ۪ٓﻰ ﺍَﻧْﻔُﺴِﻬِﻢْ ﺣَﺘّٰﻰ ﻳَﺘَﺒَﻴَّﻦَ ﻟَﻬُﻢْ ﺍَﻧَّﻪُ ﺍﻟْﺤَﻖُّ ٭ ﻗُﻞْ ﻟَﺌِﻦِ ﺍﺟْﺘَﻤَﻌَﺖِ ﺍﻻﺎِﻧْﺲُ ﻭَﺍﻟْﺠِﻦُّ ﻋَﻠٰٓﻰ ﺍَﻥْ ﻳَﺎْﺗُﻮﺍ ﺑِﻤِﺜْﻞِ ﻫٰﺬَﺍ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﻻﺎ ﻳَﺎْﺗُﻮﻥَ ﺑِﻤِﺜْﻠِﻪ۪ ﻭَﻟَﻮْ ﻛَﺎﻥَ ﺑَﻌْﻀُﻬُﻢْ ﻟِﺒَﻌْﺾٍ ﻇَﻬ۪ﻴﺮًﺍ ﻳَﺎْﺗِﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺑِﻘَﻮْﻡٍ ﻳُﺤِﺒُّﻬُﻢْ ﻭَﻳُﺤِﺒُّﻮﻧَﻪُٓ ﺍَﺫِﻟَّﺔٍ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻤُْﻤِﻨ۪ﻴﻦَ ﺍَﻋِﺰَّﺓٍ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﻜَﺎﻓِﺮ۪ﻳﻦَ ﻳُﺠَﺎﻫِﺪُﻭﻥَ ﻓ۪ﻰ ﺳَﺒ۪ﻴﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﻻﺎ ﻳَﺨَﺎﻓُﻮﻥَ ﻟَﻮْﻣَﺔَ ﻻٓﺎﺋِﻢٍ ٭ ﻭَﻗُﻞِ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺳَﻴُﺮ۪ﻳﻜُﻢْ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻪ۪ ﻓَﺘَﻌْﺮِﻓُﻮﻧَﻬَﺎ ٭ ﻗُﻞْ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦُ ﺍٰﻣَﻨَّﺎ ﺑِﻪ۪ ﻭَﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺗَﻮَﻛَّﻠْﻨَﺎ ﻓَﺴَﺘَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ ﻣَﻦْ ﻫُﻮَ ﻓ۪ﻰ ﺿَﻼﺎﻝٍ ﻣُﺒ۪ﻴﻦٍ ٭ ﻭَﻋَﺪَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ ﻣِﻨْﻜُﻢْ ﻭَﻋَﻤِﻠُﻮﺍ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤَﺎﺕِ ﻟَﻴَﺴْﺘَﺨْﻠِﻔَﻨَّﻬُﻢْ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻛَﻤَﺎ ﺍﺳْﺘَﺨْﻠَﻒَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻠِﻬِﻢْ ﻭَﻟَﻴُﻤَﻜِّﻨَﻦَّ ﻟَﻬُﻢْ ﺩ۪ﻳﻨَﻬُﻢُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺍﺭْﺗَﻀٰﻰ ﻟَﻬُﻢْ ﻭَﻟَﻴُﺒَﺪِّﻟَﻨَّﻬُﻢْ ﻣِﻦْ ﺑَﻌْﺪِ ﺧَﻮْﻓِﻬِﻢْ ﺍَﻣْﻨًﺎ gibi çok âyâtın ifade ettiği ihbarat-ı gaybiyedir ki, aynen doğru olarak çıkmıştır. İşte pekçok itirazat ve tenkidata maruz ve en küçük bir hatasından dolayı davasını kaybedecek bir Zâtın lisanından böyle tereddüdsüz, kemal-i ciddiyet ve emniyetle ve kuvvetli bir vüsuku ihsas eden bir tarzda böyle ihbarat-ı gaybiye, kat'iyyen gösterir ki; o Zât, Üstad-ı Ezelî'sinden ders alıyor, sonra söylüyor.