Böyle zamanda tereffühte izn-i Şer'î bizi muhtar bırakmaz
Sözler · s.723
Lezaiz çağırdıkça "Sanki yedim" demeli. Sanki yedim düstur eden, bir mescidi yemedi. {(): İstanbul'da Sanki Yedim namında bir mescid var. "Sanki yedim." diyen adam, hevesinden kurtardığı paralarla bina etmiş.} Eskide ekser İslâm filcümle aç değildi. Tena'uma ihtiyar bir derece var idi. Şimdi ise, ekserî açlığa düştü kaldı. Telezzüze ihtiyar, izn-i Şer'î kalmadı. Sevad-ı a'zam, hem ekseriyet-i masumun maişeti basittir. Tagaddi besatetiyle onlara tâbi' olmak Bin kerre müreccahtır, ekalliyet-i müsrife, ya bir kısım sefihe tagaddide tereffüh noktasında benzemek...
Zaman olur ki, adem-i nimet nimettir
Hâfıza bir nimettir. Fakat ahlâksız bir adamda musibet zamanında nisyan ona racihtir. Nisyan da bir nimettir. Yalnız her günün âlâmını çektirir, müterakim olmuş âlâmı unutturur.
Her musibette, bir cihet-i nimet var
Ey musibetzede! Musibetin içinde bir nimet münderiçtir. Dikkat et de onu gör. Nasıl her şeyde vardır Bir derece-i hararet, her musibette vardır bir derece-i nimet. Daha büyüğü düşün. Küçükteki nimetin Dereceyi görerek Allah'a çok şükür et. Yoksa isti'zamla ürkersen, "of of"la üflersen, o da aksine şişer. Şişer de dehşetlenir. Eğer merak da etsen, bir iken ikileşir. Kalbde olan misali, döner hakikat olur; Hakikattan ders alır. Sonra döner, başlıyor, kalbini tokatlıyor...