Risale-i NurSözler

Beşinci şart:

Sözler · s.371

Allah namına vermektir ki, ﺭَﺯَﻗْﻨَﺎﻫُﻢْ ifade ediyor. Yani "Mal benimdir, benim namımla vermelisiniz." Şu şartlarla beraber bir tevsi' de var. Yani: Sadaka nasıl mal ile olur. İlim ile dahi olur. Kavl ile, fiil ile, nasihat ile de oluyor. İşte şu aksama ﻣِﻤَّﺎ lafzındaki ﻣَﺎ umumiyetiyle işaret ediyor. Hem şu cümle de bizzât işaret ediyor. Çünki mutlaktır, umumu ifade eder. İşte sadakayı ifade eden şu kısacık cümlede, beş şart ile beraber geniş bir dairesini akla ihsan ediyor. Heyetiyle ihsas ediyor. İşte heyette böyle pek çok nazımlar var. Kelimatın dahi birbirine karşı, aynen geniş böyle bir daire-i nazmiyesi var. Sonra kelâmların da, meselâ: ﻗُﻞْ ﻫُﻮَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﺣَﺪٌ de altı cümle var. Üçü müsbet, üçü menfî. Altı mertebe-i tevhidi isbat etmekle beraber şirkin altı enva'ını reddeder. Herbir cümlesi öteki cümlelere hem delil olur, hem netice olur. Çünki herbir cümlenin iki manası var. Bir mana ile netice olur, bir mana ile de delil olur. Demek Sure-i İhlas'ta otuz Sure-i İhlas kadar, muntazam, birbirini isbat eder delillerden mürekkeb sureler vardır. Meselâ: ﻗُﻞْ ﻫُﻮَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻻﺎَﻧَّﻪُ ﺍَﺣَﺪٌ ﻻﺎَﻧَّﻪُ ﺻَﻤَﺪٌ ﻻﺎَﻧَّﻪُ ﻟَﻢْ ﻳَﻠِﺪْ ﻻﺎَﻧَّﻪُ ﻟَﻢْ ﻳُﻮﻟَﺪْ ﻻﺎَﻧَّﻪُ ﻟَﻢْ ﻳَﻜُﻦْ ﻟَﻪُ ﻛُﻔُﻮًﺍ ﺍَﺣَﺪٌ Hem: ﻭَﻟَﻢْ ﻳَﻜُﻦْ ﻟَﻪُ ﻛُﻔُﻮًﺍ ﺍَﺣَﺪٌ ﻻﺎَﻧَّﻪُ ﻟَﻢْ ﻳُﻮﻟَﺪْ ﻻﺎَﻧَّﻪُ ﻟَﻢْ ﻳَﻠِﺪْ ﻻﺎَﻧَّﻪُ ﺻَﻤَﺪٌ ﻻﺎَﻧَّﻪُ ﺍَﺣَﺪٌ ﻻﺎَﻧَّﻪُ ﻫُﻮَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Hem: ﻫُﻮَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻓَﻬُﻮَ ﺍَﺣَﺪٌ ﻓَﻬُﻮَ ﺻَﻤَﺪٌ ﻓَﺎِﺫَﺍ ﻟَﻢْ ﻳَﻠِﺪْ ﻓَﺎِﺫَﺍ ﻟَﻢْ ﻳُﻮﻟَﺪْ ﻓَﺎِﺫَﺍ ﻟَﻢْ ﻳَﻜُﻦْ ﻟَﻪُ ﻛُﻔُﻮًﺍ ﺍَﺣَﺪٌ Daha sen buna göre kıyas et... Meselâ: ﺍﻟٓﻢٓ ٭ ﺫٰﻟِﻚَ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏُ ﻻﺎ ﺭَﻳْﺐَ ﻓ۪ﻴﻪِ ﻫُﺪًﻯ ﻟِﻠْﻤُﺘَّﻘ۪ﻴﻦَ Şu dört cümlenin herbirisinin iki manası var. Bir mana ile öteki cümlelere delildir. Diğer mana ile onlara neticedir. Onaltı münasebet hatlarından bir nakş-ı nazmî-i i'cazî hasıl olur. "İşaratü'l-İ'caz"da öyle bir tarzda beyan edilmiş ki, bir nakş-ı nazmî-i i'cazî teşkil eder. Onüçüncü Söz'de beyan edildiği gibi, güya ekser âyât-ı Kur'aniyenin herbirisi ekser âyâtın herbirisine bakar bir gözü ve nâzır bir yüzü vardır ki, onlara münasebatın hutut-u maneviyesini uzatıyor. Birer nakş-ı i'cazî nescediyor. İşte "İşaratü'l-İ'caz" baştan aşağıya kadar bu cezalet-i nazmiyeyi şerhetmiştir.