Risale-i NurSikke-i Tasdik-i Gaybî

Zekâi'nin bir manzumesi

Sikke-i Tasdik-i Gaybî · s.241

Bu nur eser, tefsiridir o semavî kitabın, İlân eder hakikatı, emr-i hakkı bildirir. İsyanlara, zulümlere maruz olan cihanın Bu asırda gözyaşını, nur saçarak dindirir. Bu eserdir muzdarib gönüllere teselli, Bu kararsız âlemin her buhranında nur saçar. Bu eserdir her zulmette selâmet rehberi, Ehl-i iman bu sayede bu eserle hür yaşar. Masumlara bir öğüttür, gençlerin de rehberi Her mazluma "Ağlama" der, "Güleceksin yarın sen!" Tesellisi çok yücedir, ibretlidir dersleri, Beli bükük ihtiyara müjde verir derinden. Bu Nur eser, her bilginin, her mü'minin sertâcı, Derdlilerin dermanıdır, her münkiri tokatlar. Şirklerin hem hdimidir, hem her kaygı ilâcı, Zındık zalim ilişirse başına volkan patlar. Bu eserdir insanları dehşetlerden dûr eden, Kudret eli hâmisidir, hayret-efza hükmü var. Muannidler teslim olur, hükmüne mağrur iken, Her serseri feylesofu meftun eden nuru var. Ey güç yetmez, dehşet veren haletlerden ağlayan, Fânilere aldanarak kırıldıkça bağırma. Ey zâilden, âcizlerden meded umup bağlanan, Gir bu Nurun âlemine, fânileri çağırma. Ayıl artık, gaflet sarhoşluğundan durma uyan, Hevesatın bir ejderhadır kalbini kemirecek. Yarın mes'ud olacaktır yoklukta Hakk'ı bulan, Nura ver nakd-i ömrü, yarın sana verilecek, Huzuruna uhrâda ihtişamlar serilecek...

Risale-i Nur'un kusurlu hâdimi

Zekâi

--

ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ ﻭَﻣَٓﺎ ﺍَﺭْﺳَﻠْﻨَﺎﻙَ ﺍِﻻَﺎ ﺭَﺣْﻤَﺔً ﻟِﻠْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ âyetininVeraset-i Ahmediye (A.S.M.) cihetinde, mana-yı işarî noktasında, bu asırda o Rahmetenlilâlemîn'in bir âyinesi ve hakikat-i Kur'aniyenin bir hakikî tefsiri olan Risale-i Nur, o küllî rahmetin bir cilvesi, bir numunesi olmasından; hakikat-i Muhammediyenin (A.S.M.) bir kısım evsafını, mana-yı mecazî ile cüz'î bir vârisine verilebilir diye, bu parlak kasideye ilişmedim. Yalnız hakikat-i Ahmediye (A.S.M.) ile âyinesinin farkına işareten bazı kelimeler ilâve edildi.

Said Nursî Huzur bulur bugün seninle âlem Ey bu asırda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Sürur bulur bugün seninle âdem Ey bir rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Bu hasta gönüller çoktan perişan Varsa sende eğer Lokman'dan nişan Bir şifa sun, gel ey mahbub-u zîşan Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Gelmez mi sonu bu uzun hecenin Geçmez mi gamı bu yaslı gecenin Zâri arttı, sabrı bitti nicenin Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Fahr-i Âlem, Arş'tan bu yere indi Şah-ı Velayet gelip Düldül'e bindi Zülfikar'a bugün artık Nur dendi Ey bu zamanda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Yolumuz, bu Nur'un bu nurlu yolu Olduk hepimiz o Nur'un bir kulu Nur yolunda yürüyen hem ne mutlu Ey numune-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Nurs'un nur çıkan nurlu dağında Bülbül öter bahçesinde bağında Tozu olsak onun pâk ayağında Ey rahmet-i âlem cilvesi Risaletü'n-Nur Derdlere dermansın, mahbub-u cansın Hem câmi'ü'l-esma vel-Kur'ansın Hem de Nur-u Hak'tan bize ihsansın Ey bir rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Bu âlemde madde değil, bir özsün Her zerreden bakan bütün bir gözsün Kâinatı hayran eden bütün bir yüzsün Ey misal-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Aslı evvelisin balın, şekerin Deryasısın cümle ilmin, hünerin Gelmedi cihana böyle eser benzerin Ey mir'at-ı rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Sen, aylardan, güneşlerden üstünsün Nihayetsiz, sonu gelmez bütünsün Nur cemalin bütün bütün görünsün Ey mazhar-ı rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Boyun büküp acı acı melerdik Gözyaşını kanlar ile silerdik Görsek diye seni Hak'tan dilerdik Ey bir temsil-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Çünki sensin bu asırda Rahmetenlilâlemîn'in cilvesi Çünki sensin şimdi Şefîu'l-Müznibîn'in vârisi Ağisnâ ya Gıyase'l-Müstagîsîn, bir duası Ey şu'le-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Şifa bulsun şimdi biraz yaramız Revaç bulsun geçmez olan paramız Saç nurunu, aka dönsün karamız Ey ziya-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Cürmümüzle külhan gibi pür-nârız Derd elinden hem her gün zâr u zârız Afvet bizi madem sana hep yârız Ey nur-u rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Meylimiz yok yalancı bir dünyaya Son verdik biz bid'alara, riyaya Kapılmayız öyle kuru hülyaya Ey bir hakikat-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Yok bizde cem'iyet kurma hülyası Yok başka bir yola gitme sevdası Olduk ancak Nur'un derdli şeydası Ey derdlilere rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Yollarda bıraktık geçtik dervişi Attık gönüllerden öyle teşvişi Kâfi bu parlayan nurun güneşi Ey ma'kes-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Geçmişiz hep medihlerden senadan Yüz çevirdik servetlerden gınadan Nur isteriz, geçmeden bu fenadan Ey bu asırda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Nur elinden içeli biz şarabı Çevirmişiz tatlılığa azabı Bir mahbubun biz de olduk türabı Ey bize rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Âşıkların arşa çıkan feryadı Ağlatıyor o pâk ruhlu ecdadı Allah için eyle bize imdadı Ey muhtaçlara rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Gökler saldı bela, yer verdi bela Sarstı âfâkı bir acı vaveylâ Rahmet et âleme ey Nur-u Mevlâ Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Bir yanda sel var, bir yanda kan akar Bu bela ateşi âlemi yakar Ağlayan bu beşer hep sana bakar Ey numune-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Çevrildi ateşle bu koca dünya Bir Cehennem gibi kaynadı derya Yetiş imdada ey şah-ı evliya Ey bu zamanda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Her yangını senin nurun söndürür Her bir yeri bir gülşene senin nurun döndürür Deccal'ı da bir gün gelir elbette öldürür Ey nur-u rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Zındıkaya, küfre karşı saldırdın Gönüllerden kederleri kaldırdın Bizi nurun deryasına daldırdın Ey bîçarelere rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Kaldıramaz sana aslâ kimse el Bağlıyoruz bizler sana candan bel Dünyalara sensin ümid ve emel Ey ziya-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Sen ordu kurmazsın erle, uşakla Savaşmazsın öyle topla, bıçakla Nurunla şu asrı tutup kucakla Ey şimdi rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Bitsin de bu korkunç tufan-ı şedid Açılsın yepyeni bir devr-i mes'ud Onsekiz bin âlem eylesin hep îd Ey ehl-i Kur'ana rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Geliyor şu karşıdan gerçi bir zulmet Fakat sensin bugün atâ-yı rahmet Boğacaksın onu nurunla elbet Ey bir rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Kızıl ejder yuvamıza girmesin Zehirli eli yakamıza ermesin Karşı durup nurun fırsat vermesin Ey seyf-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Kara duman üstümüzden dağılsın Kızıl alev sönüp âlem ayılsın Bu zaferin haşre kadar anılsın Ey zülfikar-ı rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur O soydandır nice canlar yakanlar O soydandır evler barklar yıkanlar O soydandır sana kinle bakanlar Ey hüccet-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Masumların kanlarını içerler Ebu Cehl'i, Nemrudları geçerler Ölümlerden ölümleri seçerler Ey şimdi bir rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Bir mikrop ki, ciğerleri dişliyor Kanımızla kendisini besliyor Temiz yurdu telvis edip pisliyor Ey bir eczahane-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Gazilerin, fatihlerin konağı Seyyidlerin, serverlerin otağı Bu vatandır, şehidlerin yatağı Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur O şehidin ala dönmüş kefeni Miskler kokar, güle benzer bedeni Öper melekler de nurlu na'şını Ey numune-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Kur'an diyor ölmemiştir, diridir Herbirisi Hakk'ın arslan eridir Türbeleri yürekleri titretir Ey âyine-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Armağansın çünki asil millete Düşmeyelim bir gün bile zillete Götür bizi şanlı büyük devlete Ey misal-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Eyleyeler nurun ile hep savlet Zaferlerle şanlar bulur bu millet Şarka, garba ziya salsın bu devlet Ey bizlere rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur Nurdan kanadın, hem sağlam kolun var Nurdan senin Hakk'a giden yolun var Kabul et bir kemter~Feyzikulun var Ey bu asırda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur!

ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ~Üstadım, Efendim Hazretleri!

ﻭَﻣَٓﺎ ﺍَﺭْﺳَﻠْﻨَﺎﻙَ ﺍِﻻَﺎ ﺭَﺣْﻤَﺔً ﻟِﻠْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَâyetinin nurlarından, nurun sayesinde alabildiğim bir zerreyi bu şekilde yazdım ve huzur-u irfanınıza sundum. Kabulünü rica ederim. Selâmlarımızı sunar ve mübarek ellerinizi öperiz efendimiz.

Bîçare talebeniz

Hasan Feyzi

ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﺩَﺍﺋِﻤًﺎ

--

ÜNİVERSİTEDEKİ NUR ŞAKİRDLERİNİN NUR HAKİKATININ FEN DAİRESİNDE FEVKALÂDE KIYMETİNİ TAKDİR ETTİKLERİNE BİR NUMUNEDİR.

ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﺩَﺍﺋِﻤًﺎ Şu kâinat semasının gurubu olmayan manevî güneşi olan Kur'an-ı Kerim; şu mevcudat kitab-ı kebirinin âyât-ı tekviniyesini okutturmak, mahiyetini göstermek için, şuâları hükmünde olan envârını neşrediyor. Ukûl-ü beşeri tenvir ile sırat-ı müstakimi gösteriyor. Beşeriyet âleminde her ferd, hilkatindeki makasıdı ve fıtratındaki metalibi ve istikametindeki gayesini, o hidayet güneşinin nuru ile görür, anlar ve bilir. O hidayet nurunun tecellisine mazhar olanlar, kalb kabiliyeti nisbetinde ona âyinedarlık ederek kurbiyet kesbeder. Eşya ve hayatın mahiyeti, o nur ile tezahür ederek ancak o nur ile görülür, anlaşılır ve bilinir. Şems-i Ezelî'nin manevî hidayet nurlarını temsil eden Kur'an-ı Kerim, kalb gözüyle hak ve hakikatı görmeyi temin eder. Onun için, onun nurundan uzakta kalanlar, zulümatta kalırlar. Zira herşey nur ile görülür, anlaşılır ve bilinir. İşte şu kitab-ı kebirin, manevî ve sermedî güneşi olan Kur'an-ı Kerim'in nur tecellisine, bu asrımızda "Nur" ismiyle müsemma olan Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsi mazhar olmuştur. O Nurlar ki: Zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara karşı projeksiyon gibi nurlarını iman hakikatlarına tevcih ederek sırat-ı müstakimi büsbütün kör olmayanlara gösteriyor.Nur topuzunu ehl-i küfür ve münkirlerin başına vurup: "Ya aklını başından çıkar at, hayvan ol. Yahut da aklını başına alarak insan ol."diyor. İlim bir nevi nur olduğuna göre, Risale-i Nur'un ilme olan en derin vukufunu gösterecek bir iki deliline kısa işaret ederiz.