Risale-i NurSikke-i Tasdik-i Gaybî

YİRMİBEŞİNCİ ÂYET:

Sikke-i Tasdik-i Gaybî · s.97

ﺣٰﻢٓ ٭ ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ âyet-i kudsiyesidir. Bu âyetin mana-yı işarîsi, Resaili'n-Nur ile münasebeti çok kuvvetlidir. Bir ciheti şudur ki: Risaletü'n-Nur'un ve şakirdlerinin mesleği, dört esas üzerine gidiyor. Birincisi tefekkürdür; Hakîm ismine bakıyor. Biri de şefkattir, hadsiz olan fakrını hissetmektir ki; Rahman ve Rahîm isimlerine bakıyor. Hem şu âyet nasılki Resaili'n-Nur'un te'lif ve tekemmül tarihine tevafukla parmak basıyor, öyle de ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞٌ kelimesiyle -vakf mahalli olmadığından tenvin "nun" sayılmak cihetiyle- makamıbeşyüz kırkyedi(547) olarak Sözler'in ikinci ve üçüncü ismi olan Resaili'n-Nur ve Risale-i Nur'un adedi olan beşyüz kırksekiz veya kırkdokuza (548-549) şeddeli"nun"bir"nun"sayılmak cihetiyle pek cüz'î ve sırlı bir veya iki farkla tevafuk ederek remzen ona bakar, dairesine alır. Hem ﺣٰﻢٓ ٭ ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ in makam-ı cifrîsi, bir vecihle, yani tenvin "nun" sayılsa ve şeddeli iki "ra"daki lâm-ı aslî hesab edilse ﺣٰﻢٓ , ﺣَﺎﻣ۪ﻴﻢْ telaffuzda olduğu gibi olsa,bin üçyüz ellidört veya beş(1354-1355) eder. Ve diğer bir vecihte, yani tenvin sayılmazsabin üçyüz dört(1304) eder; üçüncü vecihte, yani telaffuzda bulunmayan iki "lâm" hesaba girmezsebin ikiyüz doksandört(1294) eder. Birinci vecihte tam tamına Resaili'n-Nur'un te'lifçe bir derece tekemmülü ve fevkalâde ehemmiyet kesbetmesi ve fırtınalara tutulması ve şakirdleri kudsî bir teselliye muhtaç oldukları Arabî tarihiyle şu bin üçyüz ellibeş ve ellidört tarihine, hem otuzbir aded Lem'alar'dan ibaret olan"Otuzbirinci Mektub"unte'lif zamanına, hem o mektubunOtuzbirinci Lem'asınınvakt-i zuhuruna ve o lem'adanBirinci Şuâ'ınte'lifine ve o şuâ'ın yirmidokuz makamında otuzüç aded âyâtın Risale-i Nur'a işaretleri istihrac edildiği hengâmına ve yirmibeşinci âyetin Risale-i Nur'a îmaları yazıldığı şu zamana, şu dakikaya, şu hale tam tamına tevafuku ise, Kur'an'ın i'caz-ı manevîsine yakışıyor. Gayet latîf ve müjdeli bir tevafuktur. İkinci vecihte, yani binüçyüz dört (1304) makamıyla Risale-i Nur'un tercümanı, Risale-i Nur'un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede"Bismillahirrahmanirrahîm"okuduğu zamanına tam tamına tevafukla parmak basıyor, arkasını sıvatıyor,"Haydi git, selâmetle çalış"remzen diyor. Üçüncü vecihte, yani bin ikiyüz doksanüç veya dört (1293-1294) olan makam-ı cifrîsiyle o tercümanın besmele-i hayat-ı dünyeviyesinin ibtidasına tam tamına tevafuk sırrıyla îma eder ki, onun hayatı çok dehşetli dağdağaları ve fırtınaları görmek ve çekmekle beraber daima Rahman ve Rahîm isimlerinin mazharı olarak rahmetle muhafaza ve şefkatle terbiye edileceğini remzen mün'imane haber veriyor. Bu suretle Kur'anın manevî i'cazından ihbar-ı gaybî nev'inin bir şuâını gösteriyor.