Risale-i NurSikke-i Tasdik-i Gaybî

[Sabri'nin sadakatının bir kerametidir.]

Sikke-i Tasdik-i Gaybî · s.80

Ben namazdan sonra bu tetimmeyi yazarken Sıddık Süleyman'ın halefi Emin, Sabri'nin ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ âyetine dair parçayı aldığını ve Ramazanın feyzinden onun izahı gibi nurlar istediğini gördüm. Ne yazdığımı Emin'e gösterdim, hayretle dedi:"Bu hem Sabri'nin, hem Risale-i Nur'un bir kerametidir." Bu âyetteki esrarlı muvazene-i Kur'aniyeyi düşünürken, Sure-i Hud'daki ﻓَﺎَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺷَﻘُﻮﺍ fıkrasına karşı ﻭَﺍَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺳُﻌِﺪُﻭﺍ ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔِ deki muvazene hatıra geldi ve bildirdi ki: Nasılki bu ikinci âyet ve birinci fıkra Risale-i Nur'un mesleğine, şakirdlerine tam tamına manen ve cifirce bakıyor. Öyle de: ﻓَﺎَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺷَﻘُﻮﺍ ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ ﻟَﻬُﻢْ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﺯَﻓ۪ﻴﺮٌ ﻭَ ﺷَﻬ۪ﻴﻖٌ âyeti dahi, Risale-i Nur'un muarızlarına ve düşmanlarına ve onların cereyanlarının mebdeine ve faaliyet devresine ve müntehasına cifir ile, tevafuk ile işaret eder. Şöyle ki: ﻳُﺮ۪ﻳﺪُﻭﻥَ ﻟِﻴُﻄْﻔُِﺎ ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ gibi âyetlerin bahsinde Birinci Şuâ'da yedi-sekiz âyâtın ehemmiyetle gösterdikleribin üçyüz onaltı ve yedi(1316-1317) tarihi ki, Kur'ana karşı olan sû'-i kasdın mebdeidir. ﻓَﺎَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺷَﻘُﻮﺍ cifirce aynı tarihi gösteriyor. Eğer şeddeli"mim"iki"mim"sayılsabin üçyüzelliyedi(1357), eğer şeddeli "lâm" iki "lâm" sayılsabinüçyüz kırkyedi(1347) ki bu asrın tâğiyane faaliyet tarihidir. Her iki şeddeli ikişer sayılsabin üçyüz seksenyedi(1387) ki ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ dehşetli bir cereyanın müntehası tarihi olmak ihtimali var. ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ ﻟَﻬُﻢْ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﺯَﻓ۪ﻴﺮٌ ﻭَ ﺷَﻬ۪ﻴﻖٌ isebin üçyüz altmışbir(1361), eğer ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ daki okunmayan"ye"sayılmazsabin üçyüz ellibir(1351) tarihini; eğer şeddeli "nun" asıl itibariyle bir "lâm", bir "nun" sayılsa yinebin üçyüz otuzbir(1331)tarihini ve harb-i umumî ateşinin feryad u fîzâr içindeki yangınını göstererek Cehennem ateşinde zefir ve şehik edenehl-i şekavetin azabını haber verip, ehl-i imanı fitnelere düşüren şakîlerin hem dünyada, hem âhirette cezalarına işaret eder. Aynen öyle de, bu asra da zahiren bakan, esrarlı olan Sure-i ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﺫَﺍﺕِ ﺍﻟْﺒُﺮُﻭﺝِ den şu âyetin ﺍِﻥَّ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻓَﺘَﻨُﻮﺍ ﺍﻟْﻤُْﻤِﻨ۪ﻴﻦَ ﻭَﺍﻟْﻤُْﻤِﻨَﺎﺕِ ﺛُﻢَّ ﻟَﻢْ ﻳَﺘُﻮﺑُﻮﺍ ﻓَﻠَﻬُﻢْ ﻋَﺬَﺍﺏُ ﺟَﻬَﻨَّﻢَ ﻭَﻟَﻬُﻢْ ﻋَﺬَﺍﺏُ ﺍﻟْﺤَﺮ۪ﻳﻖِ ifadesi gibi hem İstanbul'un iki harîk-ı kebiri, hem harb-i umumînin dehşetli yangınını Cehennem azabı gibi o fitnenin bir cezasıdır diye işaret eder.

Elhasıl:

Bu âyet her asra baktığı gibi bu asra daha ziyade nazar-ı dikkati celbetmek için cifirce bu asrın üç-dört devresinin tarihlerine ve hâdiselerine işaret ve manasının suretiyle ve tarz-ı ifadesiyle iki cereyanın keyfiyetlerine ve vaziyetlerine îma eder. Sabri'nin mektubu yolda iken ve gelmeden evvel o mektubun manevî tesiri ile bu âyeti ve ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ âyetiyle beraber düşünürken hatırıma geldi. Risale-i Nur bu derece kuvvetli işarat-ı Kur'aniyeye ve şakirdleri bu kadar kıymetli beşaret-i Furkaniyeye ve aktabların iltifatına mazhariyetin sırrı ve hikmeti; musibetin azameti ve dehşetidir ki, hiçbir eserin mazhar olmadığı bir kudsî takdir ve tahsin almış. Demek ehemmiyet onun fevkalâde büyüklüğünden değil, belki musibetin fevkalâde dehşetine ve tahribatına karşı mücahedesi cüz'î ve az olduğu halde gayet büyük öyle bir ehemmiyet kesbetmiş ki bu âyette işaret ve beşaret-i Kur'aniyede ifade eder ki,Risale-i Nur dairesi içine girenler tehlikede olan imanlarını kurtarıyorlar ve imanla kabre giriyorlar ve Cennet'e gidecekler diye müjde veriyorlar.Evet bazı vakit olur ki, bir nefer gördüğü hizmet için bir müşirin fevkine çıkar, binler derece kıymet alır.

İHTAR:

Geçmiş ve gelecek âyetlerin işaretleri yalnız tevafukla değil belki herbir âyetin mana-yı küllîsindeki cüz'iyat-ı kesîresinden bir cüz'î ferdi Risale-i Nur olduğuna îmaen, münasebet-i maneviyeye göre cifrî ve ebcedî bir tevafukla o münasebeti teyiden ve ona binaen hususî ona bakar demektir.