EHEMMİYETLİ BİR HOCANIN ÜSTAD HAKKINDA ZİYADE HÜSN-Ü ZANNINI TA'DİL ETMEK MÜNASEBETİYLE EMİN VE FEYZİ'NİN O HOCAYA GÖNDERDİKLERİ BİR MEKTUB
Sikke-i Tasdik-i Gaybî · s.194
Aziz, sadık ve muhterem Hoca Haşmet Efendi! Sizin, müceddid hakkındaki mektubunuzu hayretle okuduk, Üstadımıza söyledik. Üstadımız diyor ki: "Evet bu zamanda hem iman ve din, hem hayat-ı içtimaiye ve şeriat, hem hukuk-u âmme ve siyaset-i İslâmiye için, gayet ehemmiyetli bir müceddid ister. Fakat en ehemmiyetlisi, hakaik-i imaniyeyi muhafaza noktasındaki tecdid, en mukaddes ve en büyüğüdür.Şeriat ve hayat-ı içtimaiye ve siyasiye daireleri ona nisbeten ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kalıyor. Rivayet-i hadîsiyede, tecdid-i din hakkındaki ziyade ehemmiyet ise, imanî hakaikteki tecdid itibariyledir. Fakat efkâr-ı âmmede ve hayatperest insanların nazarında zahiren geniş ve hâkimiyet noktasında cazibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i diniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için, o adese ile o nokta-i nazardan bakıyorlar, mana veriyorlar. Hem bu üç vezaif birden bir şahısta, veyahut bir cemaatte, bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerhetmemesi pek uzak, âdeta kabil görülmüyor. Âhirzamanda, Âl-i Beyt-i Nebevî'nin cemaat-i nuraniyesini temsil eden Mehdi'de ve cemaatindeki şahs-ı manevîde ancak içtima edebilir. Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükür olsun ki, bu asırda Risaletü'n-Nur'un hakiki şakirdlerinin şahs-ı manevîsi, hakaik-i imaniye muhafazasında tecdid vazifesini yaptırmıştır. Yirmi seneden beri o vazife-i kudsiyede tesirli ve fatihane neşriyatiyle gayet dehşetli ve kuvvetli zındıka ve dalalet hücumuna karşı tam mukabele edip, yüzbinler ehl-i imanın imanlarını kurtardığını kırkbin adam şehadet eder. Amma benim gibi âciz ve zaîf bir bîçarenin, böyle binler derece haddimden fazla bir yükü yüklenmek tarzında, biçare şahsımı medar-ı nazar etmemeli." diyor ve size selâm ediyor. Biz de zât-ı âlînize ve oradaki Risaletü'n-Nur ile alâkadar olanlara selâm ediyoruz.
Risale-i Nur şakirdlerinden
Emin, Feyzi