Risale-i NurSikke-i Tasdik-i Gaybî

Dördüncü İşaret:

Sikke-i Tasdik-i Gaybî · s.235

Elli-altmış risaleler -şimdi yüzotuzdur- öyle bir tarzda ihsan edilmiş ki; değil benim gibi az düşünen ve zuhurata tebaiyet eden ve tedkike vakit bulamayan bir insanın; belki büyük zekâlardan mürekkeb bir ehl-i tedkikin sa'y ü gayretiyle yapılmayan bir tarzda te'lifleri, doğrudan doğruya bir eser-i inayet olduklarını gösteriyor. Çünki bütün bu risalelerde, bütün derin hakaik, temsilat vasıtasıyla, en âmi ve ümmi olanlara kadar ders veriliyor. Halbuki o hakaikin çoğunu büyük âlimler "Tefhim edilmez." deyip, değil avama, belki havassa da bildiremiyorlar. İşte en uzak hakikatları, en yakın bir tarzda, en âmi bir adama ders verecek derecede; benim gibi Türkçesi az ve sözleri muğlak, çoğu anlaşılmaz ve bazan kısaca mücmel yazdığından zahir hakikatları dahi müşkilleştiriyor diye eskiden beri iştihar bulmuş ve eski eserleri kısmen o sû'-i iştiharı tasdik etmiş bir şahsın elinde bu hârika teshilat ve suhulet-i beyan; elbette bilâ-şübhe bir eser-i inayettir ve onun hüneri olamaz ve Kur'an-ı Kerim'in i'caz-ı manevîsinin bir cilvesidir ve temsilat-ı Kur'aniyenin bir temessülüdür ve in'ikasıdır.