DÖRDÜNCÜ ÂYETİN:
Sikke-i Tasdik-i Gaybî · s.108
ﻭَﻣَٓﺎ ﺍَﺭْﺳَﻠْﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﺭَﺳُﻮﻝٍ ﺍِﻻَﺎ ﺑِﻠِﺴَﺎﻥِ ﻗَﻮْﻣِﻪ۪ ﻟِﻴُﺒَﻴِّﻦَ ﻟَﻬُﻢْ cümlesi makam-ı cifrîsiyle ve baştaki âyetin işaretleri karinesiyle, risalet ve nübüvvetin her asırda veraset noktasında naibleri, vekilleri bulunmak kaidesiyle, bir mana-yı remzî cihetinde vazife-i irsiyeti yapan Risale-i Nur'u efradı içine hususî bir iltifatla dâhil edip lisan-ı Kur'an olan Arabî olmayarak Türkçe olmasını takdir ediyor. Evet bunun makamı ﺭَﺳُﻮﻝٍ deki tenvin"nun"sayılmak ve şeddeli"lâm"iki sayılsa ve şeddeli"ye"bir sayılsabin üçyüz ellisekiz(1358), her ikisi birer sayılsabin üçyüz yirmisekiz(1328);şeddeliler iki sayılsa, tenvin sayılmazsa, bin üçyüz onsekiz(1318); hem tenvin hem şeddeliler sayılsabin üçyüz altmışsekiz(1368) ederek Risale-i Nur'un beş devresine ve beş vaziyetine remzen ve îmaen bakar.