Üçüncü Letafet
Rumuzat-ı Semaniye · s.142
Besmele'siz Sure-i Kevser'de hecai hurufat içinde ikişer kardeş sayılan harflerden her bir iki kardeşten en güzelini ve en manidarını almış, öteki kardeşini bırakmış. Mesela, iki kardeş olan ﺯ،ﺭ den ﺭ var, ﺯ yok. ﺵ،ﺱ 'dan ﺵ var, ﺱ yok. ﺽ،ﺹ dan ﺹ var, ﺽ yok. ﻅ،ﻁ dan ﻁ var, ﻅ yok. ﻍ،ﻉ dan ﻉ var, ﻍ yok. ﻕ،ﻑ dan ﻑ var, ﻕ yok. ﻥ،ﻡ dan ﻥ var, ﻡ yok; gibi zarif ve muntazam ve manidar bir intihab var. Hem Kur'an'ın bir misal-i musağğarı olan Kevser'de tekerrür eden hurufat, surelerin başlarına bâhusus mukattaat-ı hurufla başlayan surelerin başlarına, Fatiha misillü hafî işaretleri var. Fakat Fatiha-i Şerife'nin işâratı sarahate yakındır. Mesela: ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻋْﻄَﻴْﻨَﺎﻙَ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ âyeti doğrudan doğruya Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hitap edip Kevser'i ihsan ettiğine delâlet etmekle, elbette o muhatabın medar-ı imtiyazı olan has isimlerine îmaen ﺍَﻋْﻄَﻴْﻨَﺎﻙَ 'deki ﻯ،ﻁ ; ﻃٰﻪٰ ve ﻳٰﺲٓ 'e işaretle Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın meşhur iki ismini ve iki surenin başlarına ve isimlerine işaret ediyor. Hem Kevser'de elif tekerrürü on ikidir. ﺍَﻟﻠّٰﻪْ lafzının aslı اَلْاِلٰهْ olmak cihetiyle elifin Kevser'de tekerrürü on üç olmakla; yedi ﺍﻟٓﻢٓ altı ﺍﻟٓﺮٰ 'nın mecmu-u adedi olan on üçe tevafukla o surelerin başlarının başlarına küçücük fihristecik nevinden işaretleri var deriz. Çünkü elifin ism-i sarîhi o surelerde zikretmesiyle ve Fatiha-i Şerife'de on üç yine on üç sureye sarahate yakın işaret etmekle Kur'an Fatiha'da, Fatiha Kevser'de dâhil olmak sırrıyla Kevser'in bir manası Kur'an olmak cihetiyle deriz ki: Kevser'de elifin on üç defa tekerrürü, Fatiha'da on üç defa ﺍﻝ tekerrürü gibi nısf-ı Kur'anı teşkil eden o on üç surenin isimlerine işaret ederek başlarına parmak basıyor. Bu münasebetle Fatiha'nın şu letafetini bir derece izah için deriz ki: Madem Kur'an, Fatiha'da icmalen münderic olduğunu ehl-i tahkik zevk-i şuhudî ile hükmetmişler. Ve madem Kur'an'da Fatiha'nın bir ismi "Seb'ul-mesanî ve'l-Kur'anu'l-azîm"dir. Ve madem surelerin başında mukattaat-ı hurufla başlayan mühim sureler, ﺍﻟٓﻢٓ ler ve ﺍﻟٓﺮٰ lar ve ﺣٰﻢٓ lerdir. Ve madem Fatiha-i Şerife'de on üç ﺍﻝ lafzı tekerrür ediyor. {(Hâşiye): ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ 'da ﻟِﻠّٰﻪِ lafzında hemze, hatten ve lafzen tayyedildiği için oradaki ﺍﻝ sayılmaz.} yani ﻻﻡ ،ﺍﻟﻒ zikredilmiş. Ve madem o meşhur surelerin başında mukattaat-ı huruftan on üç defa ﻻﻡ،ﺍﻟﻒ ism-i hecaisiyle okunuyor ve ﺍﻝ suretiyle yazılıyor. Ve madem Fatiha müteaddid vecihler ile o meşhur ﺍﻟٓﻢٓ ler ve ﺍﻟٓﺮٰ lar ve ﺣٰﻢٓ lere bakıyor. Ve madem o meşhur surelerde on beş defa ﻡ ism-i hecaisiyle zikredilmiş ve on üç defa ﺍﻝ ism-i hecaileri ile tekrar edilir. Ve Fatiha'da dahi on beş ﻡ tekerrür ediyor ve o surelerdeki on beş ﻡ e tevafuk ediyor. Ve Fatiha'da on üç defa ﺍﻝ tekerrür etmekle o surelerdeki on üç defa ﺍﻝ adetlerine tevafuk ediyor. Elbette bütün bu tevafuk Fatiha'da o surelere karşı olan on üç ﺍﻝ den on üç işaret parmakları hükmünde olan on üç ﺍﻝ tekrar edilmiştir. Şimdi yine Kevser'e dönüyoruz. Kevser kelimesi kudsî, câmi', küllî, nurani bir kelimedir. Bir mana-yı lügavîsi, hayr-ı kesîrdir. Ve o küllînin misalleri çoktur. Başta maddî ve uhrevî havz-ı Kevser'den ve manevî ve ehl-i dünyaya âb-ı hayat neşreden en mühim havz-ı Kevser olan Kur'an'dan tut tâ sahib-i havz-ı Kevser'e verilen hayr-ı kesîr ıtlakına mâsadak olan bütün hedâyâ-yı Rahmaniye ve fütuhat-ı Rabbaniyeden tâ feth-i Mekke ve feth-i Beytü'l-Makdis ve feth-i Şam, hattâ feth-i İstanbul'a kadar manaları var. Evet madem sâbıkan geçtiği gibi Sure-i Kevser fütuhat-ı Muhammediyeyi (asm) ihtar eder ve kelimatıyla ve hurufatıyla feth-i Mekke ve feth-i Beytü'l-Makdis ve Şam fütuhatına işaret eder. Elbette, altı yüz seneye karib mühim bir merkez-i hilafet-i İslâmiye ve menba-ı neşr-i ahkâm-ı Kur'aniye ve Kur'an-ı Hakîm'in muazzam ordusunun merkezi olarak Kur'an bayrağını dört yüz sene kadar kâinata karşı galibane tutan İstanbul'un tarih-i fethi, Kur'an'da ﺑَﻠْﺪَﺓٌ ﻃَﻴِّﺒَﺔٌ işaretiyle müjde verdiği gibi sekiz yüz elli yedi (857) teşkil eden ﻙَ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ ﻑ ebcedî makamı sekiz yüz elli yedi (857) olarak aynen ﺑَﻠْﺪَﺓٌ ﻃَﻴِّﺒَﺔٌ gibi İstanbul'un İslâm eline geçmesi olan 857 tarihine tevafuk etmekle işaret ediyor. Çünkü Kevser kime verilmiş ve ne için verilmiş sırrıyla Kevser'in evvelindeki ﺍَﻋْﻄَﻴْﻨَﺎﻙَ kime verildiği için ondan ﻙ i alır. Ne için verildiğine delâlet eden ﻓَﺼَﻞِّ 'den neticeye işaret için ﻑ yi alır. ﻙَ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ ﻑ olur. Mecmuu sekiz yüz elli yedi (857) adediyle İstanbul'un fethine müjde veriyor ve fütuhat-ı Muhammediyeye (asm) dâhil olarak en muhteşem cevami-i İslâmiyeye merkez olup küre-i arzda kılınan salât-ı kübranın bir mescid-i ekberi olduğuna elbette îma eder. Hem 757'de İstanbul İslâm'ın eline geçmesine namzet olarak yol açılmış, muhasara ile Fatiha'sı okunmuş. {(Hâşiye): Evet, 757'nin âhirlerinde ve 58'in evvellerinde Sultan Orhan zamanında Süleyman Paşa kumandasında "Erler" tabir edilen kırk kahramanın şahit olmasıyla İstanbul hükûmet-i İslâmiye akdi altına girmiş ve fatihası o tarihte okunmuştur. Süleyman Paşa hem muhasara etti, hem Rumeli'ye geçti. Latîf tevafuktur ki İstanbul'un fatihası 757 ve 58'de okundu ve 857'de ﺍِﻧَّﺎ ﻓَﺘَﺤْﻨَﺎﻟَﻚَ sırrına mazhar oldu.} Demek ﺍَﻟْﻜَﻮْﺛَﺮْ namzetliğini ve akd-i İslâmiyet'e girmesine 757'de ﺍَﻟْﻜَﻮْﺛَﺮْ aded-i ebcedîsi îmaen ifade ediyor ve 857'de ﻙَ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ ﻑ sarahate yakın bir surette delâlet ediyor. Evet madem Sure-i Kevser, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma ihsan edilen fütuhat-ı azîmeye delâlet ediyor. Elbette ﺍَﻟْﻜَﻮْﺛَﺮْ İstanbul'a dahi bakıyor. Evet madem yirmi sekiz huruf-u hecaiyeden Kevser'de mevcud olan on yedi harfi dahi ﺍَﻟْﻜَﻮْﺛَﺮْ 'in birinci âyeti olan ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻋْﻄَﻴْﻨَﺎﻙَ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ aded-i hurufu olan on yedi adede tevafuk etmekle beraber, mecma-ı enbiya ve nüzul-ü vahyin havz-ı kevseri olan Beytü'l-Makdis'in fetih tarihinin on yedi adedine tevafuk ediyor. Elbette fütuhat-ı Muhammediyeyi (asm) ihtar eden ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻋْﻄَﻴْﻨَﺎﻙَ 'de bu tevafuk rastgele değil, belki kudsî bir işaret için rast getirilmiştir. Aynen şu birinci âyet, medde ve şeddeyi saymayan mezhebe göre aded-i hurufu on dört olarak Besmele ile Kevser kelimatının on dört adedine tevafuk etmekle beraber fütuhat-ı İslâmiyenin en mühimmi olan feth-i Şam tarihi olan 14 senesine tevafuk ediyor. Elbette bu tevafuk ittifakî değil, belki tevfik edilmiştir. Madem ﻙَ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ ﻑ sekiz yüz elli yedi (857) makam-ı ebcedî ile dünyevî bir kevser-i İslâmiye olan İstanbul'un fethine îma eder. Elbette sekiz adet hurufatıyla zemzeme-i Kur'an'ın menbaı ve o havz-ı kevser-i İlahînin bir havzı ve en evvel âb-ı zemzeme-i Kur'an ondan nebean ettiği olan Mekke-i Mükerreme'nin sekizdeki fethine, tekerrürsüz harflerin sekiz adediyle ve mütekerrirlerin yine sekiz tekerrürüyle ve elifin sekiz tekerrürüyle ve ﻥ un sekiz tekerrürüyle beraber kendi sekiz harfiyle tarih-i feth-i Mekke olan sekiz senesine bi'l-ittifak tevafukları, şu fütuhatçı surede ittifakî tesadüfî değildir, belki tevfik edilerek kudsî bir işaret için rast getirilmiştir. ﻳَﺎ ﺭَﺏِّ ﺑِﺴِﺮِّ ﺳُﻮﺭَﺓِ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮِ ﻭَﺑِﺤُﺮْﻣَﺔِ ﺻَﺎﺣِﺐِ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮِ ﺍَﺳْﻘِﻨَﺎ ﻭَ ﺭُﻓَﻘَﺎﺋَﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﻣَﺎﺀِ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮِ ﻓ۪ﻰ ﻳَﻮْﻡِ ﺍﻟْﻤَﺤْﺸَﺮِ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ