[On dakika zarfında hasıl olan bir nükte]
Rumuzat-ı Semaniye · s.108
Kenzü'l-Arş Duası'nın Feyzinden Gelen İkinci ve Yeni ve Ayrı Bir Nükte-i Tevafukiyedir.
Nasıl ki Sure-i Kevser'in hurufatı, ebcedî makamı üç bin adet olmakla: Hem Sure-i Yâsin'ın üç bin adet hurufuna hem Sure-i Furkan'ın üç bin adet hurufuna hem Sure-i Fâtır'ın üç bin adet hurufuna hem Sure-i Sebe'in üç bin adet hurufuna hem Sure-i Ve's-sâffât'ın üç bin adet hurufuna hem Sure-i Sâd'ın üç bin adet hurufuna hem Sure-i Ra'd'ın üç bin adet hurufuna hem Sure-i Er-Rum'un üç bin adet hurufuna hem Sure-i Zuhruf'un üç bin adet hurufuna hem Sure-i Şûra'nın üç bin adet hurufuna hem Sure-i İbrahim'in üç bin adet hurufuna tevafuku ve o on bir surenin birbiriyle muvafakatı ve mutabakatı bilbedahe tesadüf işi olamaz. Aynen öyle de Sure-i Kevser'in en kısa sure olmakla beraber hurufunun makam-ı ebcedîsi olan üç bin adet ile; En uzun sure olan El-Bakara örfî kelimatının üç bin adedine... Hem Sure-i Âl-i İmran kelimatının üç bin adedine... Hem Sure-i Nisa kelimatının üç bin adedine muvafakatı... Elbette kör tesadüfün işi değil ve rastgele şuursuz ittifakî bir vaziyet olamaz. Bu tevafukatta küçük küsurat, münasebat-ı tevafukiyeyi bozmadığından nazara almadık. Hem en kısa sure olan Sure-i Kevser'den bahsettiğimiz münasebetiyle Sure-i ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎﻩُ ﻓ۪ﻰ ﻟَﻴْﻠَﺔِ ﺍﻟْﻘَﺪْﺭِ 'in {(Hâşiye): ﺍِﻧَّﺎ ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎﻩُ suresinin hurufatı tekerrürde terakkiyatı muntazamdır. Şöyle ki: ﺫ،ﻁ،ﻉ،ﺵ،ﺱ،ﺥ،ﺝ birbiriyle müttefik birerdir. ﺡ iki. ﻕ،ﺏ،ﻭ üçer, birbiriyle müttefik. tenvin ﻑ،ﺩ dörder, birbiriyle müttefiktir. ﻩ beş. ﻯ،ﺕ yedişer, birbiriyle müttefik. ﻥ sekiz. sakin elif ﻡ dokuz, birbiriyle müttefik. ﻭ on, ﻥ (tenvin) ile on bir, (hemze) on iki. İşte bir'den on ikiye kadar muntazaman terakkisi, şu hurufat tesadüfe tabi olmadığına letafetli bir işarettir. ﺍِﻧَّﺎ ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎﻩُ nün makam-ı ebcedîsi, dokuz bin yedi yüz ondur (9710). Surenin hurufatı işaretli olduğuna işaret eden, Leyle-i Kadr'in üç defa tekerrürüyle yirmi yedi huruf olup, Ramazan'ın yirmi yedinci gecesindeki Leyle-i Kadr'in tevafuk sırrıyla kat'î işaretidir. Sair işaratı, inşâallah başka vakitte meşiet-i İlahiye taalluk etse yazılacaktır.} bir tek tevafukundan bahsedeceğiz. Şöyle ki: Sure-i Kadr'ın yüz yirmi hurufu var. Gayr-ı melfuz hemze sayılmazsa yüz on dörttür. En evvel nâzil olan Sure-i Alak küsuratından kat'-ı nazar nısf-ı evvelin hurufatı ve tam surenin kelimat-ı nahviyesi yüz küsur olmakla; Sure-i Duha, Sure-i Elem Neşrah Leke ve Sure-i Zilzal ve Sure-i Tekâsür ve Sure-i El-Maun ve Sure-i El-Alak'ın nısf-ı evveli ve Sure-i Vettîn ve Sure-i El-Karia ve Sure-i Hümeze'nin her birinin yüz aded-i hurufuna tevafuku ve o on surenin küsuratından kat'-ı nazar birbiriyle manidar muvafakatı tesadüfî olamaz. Aynen öyle de: Sure-i El-Kadr'in mütevafıkları olan o on surelerin her biri yüz adet hurufu ise, kelimat noktasında da Sure-i Fecr, Sure-i Abese, Sure-i El-Mürselât, Sure-i El-Buruc, Sure-i El-Mutaffifîn, Sure-i El-İnşikak, Sure-i En-Naziat, Sure-i Nebe', Sure-i Münafikûn ve Sure-i Cumua'nın her birinin yüz küsur örfî aded-i kelimatına yüzlükte manidar tevafukları tesadüfî olmadığı gibi... Evvelki huruf cihetinde de on adet sure-i mütevafıkanın ve kelimat cihetinde son on adet suver-i mütevafıkanın küsurattan kat'-ı nazar tevafuklarıyla beraber o iki kabile olan onar adet sureler müttefikan âyet nokta-i nazarında Sure-i İsra, Sure-i Kehf, Sure-i Tâhâ, Sure-i Yusuf, Sure-i Hûd, Sure-i Yunus, Sure-i Nahl, Sure-i Enbiya, Sure-i Mü'minûn, Sure-i Tevbe, Sure-i Maide her birinin yüz küsur adet âyetlerine manidar tevafukları elbette bir hikmeti var. Ve her halde şuursuz, hikmetsiz tesadüfün işi değildir. {(Hâşiye): Elhasıl: Sure-i Kadr harfleri ve Sure-i Alak'ın kelimat-ı nahviyesi ve en evvel nâzil olan nısf-ı evvelin hurufatı yüz küsur hurufuyla, on surenin hurufatına manidar tevafuk ediyor. Ve diğer on surenin kelimatına manidar tevafuk ediyor, hem uzun diğer on surenin âyâtına gayet manidar tevafuk ediyor. Demek bu otuz sureden her birisi yirmi dokuz sureye tevafuk ediyor. Demek bu küçük tevafuk-u Kur'aniyede dokuz yüz tevafuk var. Küsurattan kat'-ı nazar edilmiş. Çünkü münasebat-ı tevafukiyeyi bozmaz. Bu tarzdaki tevafuka hiç mümkün müdür ki tesadüf içine karışsın? Hem hiç mümkün müdür ki mühim hikmetleri bulunmasın?} Küsuratlarının farkları cüz'îdir. Mesela: Tenvirü'l-Mikbas tefsirinin gösterdiği adede binaen Sure-i Yunus'un kesri dokuz, Kehf'ın on, İsra'nın on bir, Hûd'un on iki, Mü'minûn'un on dokuz, Maide yirmi, Alak'ın nısf-ı evveli yirmi bir, El-Kadr yirmi iki, Nahl yirmi sekiz, Tevbe otuz, Tîn elli, El-Karia elli iki ve hâkeza... İşte böyle kesirlerin küçücük farkları, münasebat-ı tevafukiyeyi elbette bozmaz. Hem Sure-i Kadr yüz on dört (114) harfiyle, yüz on üç (113) surelerin adedine bir fark ile tevafuku manidardır. Güya benden başka yüz on iki (112) sure ile bir de küçük bir Kur'an olan Fatiha geleceğine bir îmadır. Bu surelerin âyât cihetindeki tevafukatta bir letafeti şudur ki: ﺍﻟﻒ isminin ebcedî makamı olan yüz on bir (111) ki üç eliftir yani ﺍﺍﺍ Hem Sure-i İsra, hem Sure-i Yusuf, hem bir kavle göre Sure-i Kehf aynen yüz on bir (111) olması ve o üç eliften ikisi bir çizgi üstüne konulsa, bu suret olur ﺍﻟﻞ ki Lafzullah'tır. Sure-i Kevser ve Kadr ve Alak bahsi münasebetiyle Sure-i İhlas'ın bu nevi tevafukatta bir küçük nüktesini beyan etmek münasiptir. Şöyle ki: İhlas'ın ebcedî makam-ı hurufîsi bin üçtür (1003). Küsurdan kat'-ı nazar Sure-i Nur, Sure-i Hacc, Enfal, Nahl ve İsra ve Kehf ve Enbiya ve Mü'minûn ve Zümer ve Yusuf ve Hûd ve Yunus ve Neml ve Şuara ve Tâhâ surelerinin her birinin bin küsur kelimat adetlerine tevafukuyla beraber; Huruf cihetinde Sure-i Sebe' ve El-Hākka ve Mümtehine ve İnsan ve Tûr ve Secde ve ve'z-Zariyat ve Rahman ve Tahrim ve Talak ve Duhan surelerinin her birinin bin adet küsur hurufuna manidar tevafuku elbette bir sülüs-ü Kur'an addedilen Sure-i İhlas'ın hikmettar bir nüktesidir ve bir sırr-ı azîmi var ve şuursuz ve hikmetsiz tesadüfün işi değildir. Mezkûr surelerin küsuratı çendan bir kısmı büyükçedir, fakat Tenvirü'l-Mikbas tefsirine göre birbirine yakındırlar. Mesela; Sure-i Tûr ve Secde ve Mümtehine ve Sebe'in kesirleri beş yüzde müttefiktirler, yalnız küçük farkları var.
Yirmi Dokuzuncu Mektub'un Sekizinci Kısmı'nın
ÜÇÜNCÜ REMZİ
Bu Remiz çok ehemmiyetlidir.
ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ