Risale-i NurRumuzat-ı Semaniye

Mukaddime

Rumuzat-ı Semaniye · s.132

Evvela:Münasebat-ı tevafukiye, eğer taaddüd etse ve ayrı ayrı cihetten bir hâdiseye muvafık gelse, hem bilhassa makama mutabık, hem bilhassa kelâmın manasına muvafık ve müeyyid olsa o muvafakat, o vakit işaret derecesine çıkar ve o tevafukla"Şu âyet işaret eder."

denilebilir. Evet muzaaf münasebet, işarettir. Muzaaf işaret, delâlettir. İşte sair remizlerde beyan edilen sair surelerin tevafukatı gibi şuSure-i Nasr'ınbir hâdiseye dair tevafukat-ı harfiyesi dahi hem müteaddiddir, hem surenin manasına müeyyiddir, hem makama mutabıktır, hem işaret ettiği aynı hâdiseyeSure-i KevserveFatihaveAlakgibi sureler ve âyet-i ﺍِﻧَّٓﺎ ﻓَﺘَﺤْﻨَﺎﻟَﻚَ gibi âyetler aynı hâdiseye tevafukla işaret ediyorlar. Ve böyle bir işaret ise delâlet derecesinde kuvvetlidir denilebilir. Sâniyen:Madem şu kudsî sure, Allâmü'l-guyub'un kelâmıdır. Ve madem sebeb-i nüzulü, feth-i Mekke ve nusret-i İlahiyedir. Ve madem sebeb-i nüzul ne kadar has olursa olsun, mana-yı maksud küllî hükmüne geçip Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâma ihsan edilen bütün fütuhat ve nusretlerine şâmildir. Ve madem bu mana-yı maksudun cüz'iyatına işaretle müjde vermek, mu'ciz bir kelâmın şe'nindendir. Ve madem bir rivayetteHazret-i Ebu Bekri's-Sıddık(radıyallahu anh) gibi bir Sıddık-i âlîşan ve bir rivayetteHazret-i Abbas(radıyallahu anh) şu sureden sahabelerin fevkinde işarî bir mana-yı âher fehmedip herkesin süruruna mukabil ağlamışlar. Evet, bu sure nâzil olduğu vakit sahabeler müjde ve beşaret-i İlahiyeye karşı kemal-i süruru hissettikleri vakit,Hazret-i Ebu Bekri's-SıddıkveHazret-i Abbas(radıyallahu anhüma) ağlamışlar. Demişler ki: -Şu surenin âhiri ve bu surenin iki hakikatine muvafık- ﺍَﻟْﻴَﻮْﻡَ ﺍَﻛْﻤَﻠْﺖُ ﻟَﻜُﻢْ ﺩ۪ﻳﻨَﻜُﻢْ ﻭَﺍَﺗْﻤَﻤْﺖُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻧِﻌْﻤَﺘ۪ﻰ ﻭَﺭَﺿ۪ﻴﺖُ ﻟَﻜُﻢُ ﺍﻻﺎِﺳْﻼﺎﻡَ ﺩ۪ﻳﻨًﺎ âyeti vefat-ı Peygamberîye işaret eder, onun için ağlıyorum. Hem madem beliğ, âlî bir kelâmın i'caz-ı Kur'an risalesinde beyan edildiği gibi, o kelâmın hurufatı ve hey'atı dahi o kelâmın manasına kuvvet verip teyid etmekle o kelâmın derece-i ulviyeti ve belâgatı ziyadeleşir. Ve madem şu surede müteaddid vecihle harfleri tevafuk münasebetiyle fütuhat-ı Ahmediye'ye (asm) ve nusret-i Muhammediyeye (asm) parmak basar bir tarzda işaret eder. Elbette bu mezkûr altı esaslara göre, bahsedeceğimiz işarat-ı gaybiye ve tevafukat-ı harfiye, yalnız münasebat-ı belâgatiye ve letaif-i kelâmiye değildir. Belki lemaat-ı belâgat ve reşehat-ı fesahat olmakla beraber işarat-ı Kur'aniye ve ihbarat-ı gaybiye nevindendir. Ezcümle: Hazret-i Ebu Bekri's-Sıddık(ra) veHazret-i Abbas'ı(ra) ağlatan ﻭَﺍﺳْﺘَﻐْﻔِﺮْﻩُ cümlesiyle işaret edilen vefat-ı Nebeviyeyi şu surenin başından ﻭَﺍﺳْﺘَﻐْﻔِﺮْﻩُ 'nun vav'ına kadar altmış üç harf {(Hâşiye): Yalnız ﺍﻟﻨَّﺎﺱَ ve ﺍﻟﻔَﺘْﺢُ 'deki okunmayan hemze-i vasl sayılmayacak. Sayılsa sene-i vefat ve sene-i veladet dâhil olacak.} olarak ömr-ü Nebevînin nihayetine işaret etmekle beraber ﻓَﺴَﺒِّﺢْ ﺑِﺤَﻤْﺪِ ﺭَﺑِّﻚَ ﻭَﺍﺳْﺘَﻐْﻔِﺮْﻩُ ile işaret edilen en mühimüç vezaif-i nübüvvetinhurufatı yirmi bir olmakla, o zamanda yirmi bir sene o vazife-i nübüvveti îfa ettiğine ve iki sene kaldığına îma edip Sıddık'ın (ra) ağlamasına gizli bir sebep olmuştur. Ve şu surenin yüz beş (105) harfi, fütuhat-ı Ahmediye ve Kur'aniyenin yüz beş (105) sene nihayetinde şark ve garbı tutacağına işaret ve ﻓَﺴَﺒِّﺢْ ﺑِﺤَﻤْﺪِ ﺭَﺑِّﻚَ makam-ı ebcedîsiyle dört yüz yirmi sekizde (428) ve yalnız ﺭَﺑِّﻚَ makam-ı ebcedîsiyle iki yüz yirmi ikide (222) terakkiyat-ı maddiye ve maneviye tarihine işaret etmekle beraber ﺍَﻟﻨَّﺎﺱَ ﻳَﺪْﺧُﻠُﻮﻥَ ﻓ۪ﻰ ﺩ۪ﻳﻦِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍَﻓْﻮَﺍﺟًﺎ cümlesiyle bin iki yüz yirmi ikiye (1222) kadar galibane o fütuhat ve nusret devam edeceğine tevafukla işaret eder. Mukaddime nihayet buldu, şimdi maksada giriyoruz.