İkinci Nükte
Rumuzat-ı Semaniye · s.86
Sureler itibarıyladır.Onun dahi çok nükteleri var. Bir intizam, bir kasd ve bir iradeyi gösterir bir tarzda tevafukatı vardır. Sure-i Bakara'da,âyâtın adediyleLafz-ı Celal'ınadedi birdir. Fark dörttür kiAllah lafzıyerinde dörtHüvelafzı var. Mesela, ﻻﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ 'daki ﻫُﻮَ gibi. Onunla muvafakat tamam olur. Âl-i İmran'dayine âyâtıylaLafz-ı Celaltevafuktadır, müsavidirler. YalnızLafz-ı Celaliki yüz dokuzdur (209), âyet ikiyüzdür (200). Fark dokuzdur. Böyle meziyat-ı kelâmiyede ve belâgat nüktelerinde küçük farklar zarar vermez, takribî tevafukat kâfidir. Sure-i Nisa, Maide, En'amüçünün mecmu-u âyetleri, mecmuundakiLafz-ı Celal'inadedine tevafuktadır. Âyetlerin adedi dört yüz altmış dört (464),Lafz-ı Celal'ınadedi dört yüz altmış bir (461); Bismillah'takiLafzullahile beraber tam tevafuktadır. Hem mesela, baştaki beş sureninLafz-ı Celaladedi;Sure-i A'raf, Enfal, Tevbe, Yunus, Hûd'daki Lafz-ı Celaladedinin iki mislidir. Demek bu âhirdeki beş, evvelki beşin nısfıdır. Sonra gelenSure-i Yusuf, Ra'd, İbrahim, Hicr, Nahl surelerindeki Lafz-ı Celaladedi, o nısfın nısfıdır. SonraSure-i İsra, Kehf, Meryem, Tâhâ, Enbiya, Hacc{(Hâşiye): Bu beşer taksimat üzere bir sır inkişaf etmişti. Hiçbirimizin haberi olmadan şurada altı sure kaydolmuş. Şüphemiz kalmadı ki; gaybdan, ihtiyarımızın haricinde altıncısı girmiş; tâ bu nısfiyet sırr-ı mühimmi kaybolmasın.} o nısfın nısfının nısfıdır. Sonra gelen beşer beşer, takriben o nisbetle gidiyor; yalnız bazı küsuratla fark var. Öyle farklar, böyle makam-ı hitabîde zarar vermez. Mesela: Bir kısım yüz yirmi bir (121), bir kısmı yüz yirmi beş (125), bir kısmı yüz elli dört (154), bir kısmı yüz elli dokuzdur (159). SonraSure-i Zuhruf'tanbaşlayanbeş sure;o nısıf, nısf-ı nısfın nısfına iniyor. Sure-i Necm'denbaşlayanbeş;o nısıf, nısf-ı nısf-ı nısfın nısfıdır, fakat takribîdir. Küçük küsuratın farkları, böyle makamat-ı hitabiyede zarar vermez. Sonra gelen küçük beşler içinde, üç beşlerin yalnız üçer adetLafz-ı Celal'ivar. İşte bu vaziyet gösteriyor ki Lafz-ı Celal'in adedine tesadüf karışmamış, bir hikmet ve intizam ile adetleri tayin edilmiş.