Risale-i NurRumuzat-ı Semaniye

İKİNCİ MESELE

Rumuzat-ı Semaniye · s.10

Sözler namında yazılan risaleler, Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın bir nevi tefsir-i hakikisi olduğu ve o tefsirin telifinde merci ve me'haz ve hakiki üstad ve tam rehber, sırf âyât-ı Kur'aniye olduğu ve fakir ve âciz bu müellifin hissesi onda sırf bir tercüman olduğu ve doğrudan doğruya o risaleler, Kur'an'ın hakaiki ve o hakaikin bürhanları olduğu ve Kur'an'ın elinde bir kılınç hükmünde olarak o kale-i kudsiyeye gelen tehacümata karşı duran ve manen Kur'an'ın manası ve lâyenfek ondan gelmiş manevî bir cüzü olduğunu ve bütün kuvvetleriyle o Kur'an'a bakar ve işaret eder ve onu hedef ittihaz ederler. Ve âyâtından gelen sünuhat ve ilhamat olduğunu ve müellifinin iktidar ve ihtiyarının pek fevkinde bir tarzda olduklarını mükerreren ispat edip beyan ettiğimiz halde... Kur'an namına ve Kur'an hesabına rekabetkârane bunlara bakmak ve onlardaki i'caz-ı Kur'an'dan in'ikas eden cilveleri Kur'an'ın hakiki i'caziyle muvazene etmek ve rekabetkârane onların sukutunu ve kesadını ve çürüklüğünü arzu etmek, elbette Kur'an'a sadakat değildir. Çünkü Kur'an'ın elindeki kılıncı Kur'an'a çevirmek ve Kur'an'ın sadık hizmetkârını Kur'an'a karşı mübareze vaziyetini vermek ve Kur'an'dan gelen ve Kur'an'ın nurundan ve mizan-ı i'cazında bulunan nurlarını, Kur'an'a karşı muvazene etmek elbette bir hıyanettir ve bir cinayettir. Sakın dikkat ediniz ki nefs-i emmare bu cihette sizi aldatmasın. Hem Kur'an-ı Azîmüşşan'ın güneşini, âyinelerdeki küçücük cilveleriyle muvazene edip, kıymetini tenzil etmek ve cidden iltizam ve muhabbete lâyık olan o nurlara, Kur'an hesabına bir nevi adâvetkârane ve tenkitkârane bakmakla onların feyizlerinden mahrum kalmak gibi bir divaneliktir. Acaba ehadîs-i şerife, Kur'an'ı tefsir ederken Kur'an ile muvazene edilebilir mi? Hakiki bir tefsirdeki âyâtın güzel hakikatleri, hakaik-i Kur'aniye ile muvazene edilebilir mi? Halbuki risaleler ise doğrudan doğruya üstadı, menbaı, manası ve neticesi hakaik-i imaniye ve Kur'aniyedir ve o hakaikin bürhanlarıdır. Madem hakikat budur, o risalelerde tezahür eden tevafukat-ı gaybiye, doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîm'in bir nevi cilve-i i'cazıdır. Çünkü o risaleler, i'caz-ı manevîsinin numuneleridir ve onlardaki tevafukat-ı gaybiye, o i'caz-ı manevîsinin tecessüm etmiş bir nakşıdır, denilebilir. Çünkü o hakaikin mevzuniyeti ve intizamı ve güzelliğidir ki öyle muntazam libas-ı üslubu giyer, çıkar.