Birinci Kısım
Rumuzat-ı Semaniye · s.112
Sure-i Alak'tahurufatın vaziyetindeki letaif çoktur. Biz yalnız tevafukatla münasebettar dört letafetlerine işaret edeceğiz: Birinci Letafet:En evvel nâzil olan bu surede,hemzeninkırk beş defa tekerrürü ile ﻝ ın kırk beş defa tekerrürüne tevafukla beraber, kırk bir surenin başına parmağını basıyor. ﺏ on altı defa tekerrürüyle ﻯ nin on altı defa tekerrürüne tevafuk edip, ﻯ on dört surelerin başına işaret edip ﺏ başka sırları gösterir. ﺕ on dört defa tekerrürüyle ﺭ nın on dört adedine tevafuk ile vücudlarını hissettiğim ve şimdilik teşhis edemediğim, Kur'an ile münasebettar sırlara işaret ediyorlar. ﻕ sekiz tekerrürüyle sekiz surenin başına işaret ettiği gibi, ﺱ in sekiz adedine tevafuk etmekle beraber, ﺱ dahi sekiz surenin başına parmak basıyor ve mühim sırlara medardır. ﻁ üç adet tekerrürüyle yine üç surenin başına işaret etmekle beraber, ﺹ ın ۙadedine ve ﺥ nın üç adedine tevafuk ediyor. ﻥ (tenvin) ile beraber yirmi dokuz tekerrürüyle medde denilen (sakin elif) in yirmi dokuz adedine tevafuk noktasında çok esrara medardır. ﻭ ebcedî makamı altı adedi ve tekerrüründeki altı adedine ve ﺩ ın altı adedine tevafukla vav-ı kasem ile başlayan on iki sureye işaret etmekle beraber, makam-ı ebcedi altı olduğundan tekerrürü dahi altı olsa otuz altı olur. Vav-ı kasem ile başlayan on altı surelerin başlarına otuz altıdan iki tanesi müstesna otuz altı vav-ı kasemiyeyi tevafuk ile göstermesi mühim esrara medar olduğunu gösterir. ﻉ on iki, ﻡ on üç adedine bir fark ile bir münasebet-i tevafukiye ile şimdilik bilmediğim bazı sırları gösterir. ﺫ yedi, ﻩ nin yedi adedine tevafuk etmekle ikinci ve üçüncü letafetlerde beyan edilen esbaba binaen elbette bunlar dahi öteki harfler gibi bazı esrara medardırlar. ﻍ iki, ﻑ iki, ﺝ iki birbirine tevafukla makam-ı ebcedî noktasında bin veya iki bin yüz altmış altı (1166 - 2166) gelecek veya geçmiş tarihindeki hâdisata îmadan hâlî değildir. ﻙ on defa tekerrürüyle makam-ı ebcedî noktasında iki yüz olmakla fütuhat-ı Kur'aniyenin en müterakki tarihi olan 200 tarihine ve fütuhat-ı Kur'aniyenin durmasıyla tedafüî vaziyetine girmesi zamanı olan 1200 tarihine işaret etmesi, bu esrarlı surenin şe'nindendir. Bu surenin hurufunda bir letafet daha var. Şöyle ki:Muntazaman terakki ediyor. Mesela: ﺯ bir; ﻓﻐﺞ ikişer; ﻃﺼﺦ üçer; ﻭﺩ altışar; ﻩ ﺫ yedişer; ﺳﻖ sekizer; ﻙ on; ﻉ on iki; ﻡ on üç; ﺭﺕ on dörderdir. ﺑﻰ on altışar; ﻥ tenvin ile (sakin elif) yirmi dokuzar; hemze, ﻝ kırk beşerdir. İkinci Letafet: Sure-i El-AlakHazret-iİbn-i Abbasradıyallahu anhümadan nakl-i sahih ile sabittir ki en evvel Hazret-i Cebrail aleyhisselâm ﺍِﻗْﺮَﺍْ ﺑِﺎﺳْﻢِ ﺭَﺑِّﻚَ suresini getirmiş. Bir rivayette tâ ﺍَﺭَﺍَﻳْﺖَ kelimesine kadar en evvel nâzil olan odur. Bir vakit sonra Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâm namaz kılarken Ebu Cehil taarruz ettiği hengâmda ﺍَﺭَﺍَﻳْﺖَ kelimesinden nihayete kadar nâzil olmuş. Demek en evvel nâzil olan, şu surenin ﺍِﻟٰﻰ ﺭَﺑِّﻚَ ﺍﻟﺮُّﺟْﻌٰﻰ kelimesine kadardır ve o da yüz yirmi dokuz (129) harftir. Bir cihette yüz yirmi birdir (121). Şedde sayılmazsa yüz on dokuzdur (119). Yalnız melfuz yüz on dört (114) oluyor. Demek en evvel nâzil olan bu nısf-ı evvel, yüz on dört (114) adet Kur'an surelerine işaret ediyor. Şu surede ﻇﻀﺸﺚ dan başka bütün huruf-u heca mevcuddur. Şu sure en evvel nâzil olduğu için ve ﺍِﻗْﺮَﺍْ ile"Kur'an'ı oku"demekle şu sure, Kur'an'ın bir nevi fihristesi hükmünde olduğuna delâlet eder. Madem bu sure en evveldir ve fihriste hükmündedir. Elbette hurufatıyla ve kelimatıyla Kur'an'ın surelerine bakacak ve haber verecek. Mesela, yüz on dört (114) nahvî kelimatıyla ve hem en evvel nâzil olan nısf-ı evvel hurufatıyla bir cihette umum suver-i Kur'aniyenin adedine tevafuk ve bir cihetle suhuf-u enbiyanın adedine tevafukla mühim esrara medardır. Şu surenin birinci letafetinde zikredilen mükerrer hurufat adediyle gayet manidar, gelecek suver-i Kur'aniyeyi haber veriyor. Ezcümle: Kur'an'ın kırk bir suresinin başıeliftir,yanihemzedir. Sure-i ﺍِﻗْﺮَﺍْ ﺑِﺎﺳْﻢِ ﺭَﺑِّﻚَ 'de hemze çendan kırk beş sayıldı. Fakat âhirdeki ﻭَﺍﺳْﺠُﺪْ ﻭَﺍﻗْﺘَﺮِﺏْ kelimelerinde ve ﺑِﺎﺳْﻢِ 'de ve ﺑِﺎﻟْﻘَﻠَﻢِ 'deki hemzeler hiçbir kıraatta okunmadıklarından sayılmazlar. Şu halde bu en evvel nâzil olan suredeki kırk bir hemze, kırk bir surenin başlarına kırk bir işaret parmaklarıyla gösterir, haber verir ve geleceklerine müjde verir. ﻯ on altı defa tekerrür etmiş. Fakat ﺍَﻟَّﺬ۪ﻯ ve ﺍَﺭَﺍَﻳْﺖَ her biri üçer defa tekerrür ettiğinden ikişer sayılsalar on dört ﻯ kalır. Bu on dört ﻯ ile Kur'an'ın surelerinden on dört surenin başlarında bulunan ﻯ lere tevafukla parmak basıyor ve gösteriyor. Ve on iki yerde (yâ-i nidaiye) ile başlayan surelere nazar-ı dikkati celb ettiriyor. Hemze ile ﻝ ın ﺍﻝ suretinde beraber zikredilmeleri şu surede on dört tekerrürü var. ﻡ in dahi on üç tekerrürü vardır. Kur'an sureleri içinde on üç surenin başındaelif-lâmism-i hecaileriyle bulunmakla beraber,Sure-iﺍَﻟَﻢْ ﺗَﺮَ ﻛَﻴْﻒَ 'de çendan ism-i hecaisiyle bulunmaz. Fakat öteki surelerin aynı şeklinde ﺍﻟﻢ yazıldığından on dört sure olur. ŞuSure-i AlakaynenFatihagibi on dört ﻻ den on dört parmaklarıyla o şifre-misal on dört surelerin başlarına işaret ediyor ve gösteriyor. Hem ﻡ siz beş ﺍﻟٓﺮٰ yerine ﻡ li altı ﺣٰﻢٓ gelse, on beş surede ﻡ dahi ism-i hecaisiyle zikredilmiş olur. Şu suremizde on üç ﻡ ve Besmele'nin üç mim'iyle on altı ﻡ olur. ﺍَﻟَﻢْ ﺗَﺮَ ﻛَﻴْﻒَ dahi o on beş sureye ilâve edilse o da on altı sure olur. Demek suremizdeki ﻡ ler, suver-i Kur'aniyedeki on altı şifreli ve ﻡ li surelerin başlarına tevafuk sırrıyla parmak basıyor. ﺱ nin sekiz tekerrürü var. SurelerinYâsinile beraber {(Hâşiye): Yâsin'deki ﺱ ism-i hecaisiyle zikredildiğinden başında ﺱ olan surelerden sayılır.} başlarında ﺱ ile başlayan yalnız sekiz tane sure var. Bu sekiz o sekize tevafuk sırrıyla sekiz parmak ile sekiz sureyi gösteriyor. ﻕ sekiz defa tekerrür etmiş. Kur'an sureleri içinde yalnız sekiz sure ﻕ ile başlamış. Demek şu sure sekiz ﻕ larıyla o sekiz sureleri gösterip geleceklerine müjde veriyor. Şu surede ﻁ üç defa tekerrür etmiş. Suver-i Kur'aniyede ﻁ ile başlayan dört sure var: ﻃٰﻪٰ , iki ﻃٰﺴٓﻢٓ ve ﻃٰﺲٓ dir. Halbuki iki ﻃٰﺴٓﻢٓ bir tarzda olmakla bir sayıldığı için yalnız üç sure vardır ki ﻁ ile başlıyor denilebilir. Şu suremizdeki üç ﻁ onlara tevafuk sırrıyla sair arkadaşları gibi kasdî bir işaret eder, tesadüfî olamaz. ﻭ ın tekerrürü altı, makam-ı ebcedîsi dahi altı, mecmuu on iki olmakla suver-i Kur'aniye içinde yalnız on altı sure var ki ﻭ ile başlıyor. İki ﻭَﻳْﻞ 'den başka vav-ı kasemiyedir. ﻭَﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ iki defa tekerrür ettiğinden bir sayılsa, hem bir tek sure bir mühim sır için müstesna kalmak cihetiyle, on iki sure, vav-ı kasemiye ile başlıyor. Demek şu sure, on iki surenin başlarındaki ﻭ ile tevafuk sırrıyla kasdî işaret eder denilebilir. Hem ﻭ ın ebcedî makamı altı olduğundan bu makamın altılık noktasında altı defa tekerrür ettiğinden otuz altı adet olur. ﻭ ile başlayan surelerin başlarında on altı surenin ﻭ larıyla beraber o surelerin bir kısmının başlarında yine vav-ı kasemiye yirmi defa tekerrür eder. Mesela ﻭَﺍﻟﺸَّﻤْﺲِ suresinde birbiri arkasında altı vav-ı kasemiye geliyor. Demek şu sure-i ﺍِﻗْﺮَﺍْ ﺑِﺎﺳْﻢِ ﺭَﺑِّﻚَ otuz altı parmak ile on altı surelerin başlarında bulunan otuz altı vav'a tevafuk ettiğine binaen ve sair arkadaşlarının surelerinin başlarına işaret ettiklerine istinaden ve şu sure ise Kur'an'a bir nevi fihriste olduğuna itimaden bilâ-tereddüt deriz ki: Bu ﻭ lar ile o ﻭ ları gösteriyor ve işaret ediyor. Üçüncü Letafet: Sure-i El-Alak'ınşedde ve medde ve tenvin ile beraber hurufatı üç yüz yirmi sekizdir (328). Madem Kur'an Allâmü'l-guyub'un kelâmıdır ve madem ﻭَﻻﺎ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻻﺎ ﻳَﺎﺑِﺲٍ ﺍِﻻَﺎ ﻓ۪ﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒ۪ﻴﻦٍ işaretiyle Kitab-ı Mübin'in bir nüshası olan Kur'an'da hâdisat-ı âleme işaret vardır. Hem madem en evvel nâzil olan şu sure mecmu-u Kur'an'ın bir nevi fihristesidir. Hem madem Kur'an'ın intişarına ve fütuhatına ve Kur'an'a ait hâdisata dair âyât-ı kesîre vardır. ElbetteSure-i El-Alak,hurufatıyla dahi Kur'an ile alâkadar olan mühim hâdisattan haber verir. Öyle ise şu surenin üç yüz yirmi sekiz (328) adediyle 1328 tarihine tevafuk noktasında ve işarat-ı Kur'aniye cihetinde, âlem-i İslâm'ın başına gelen müthiş hâdisatın başlangıcı olan 1328 tarihine {(Hâşiye): Besmele'de şeddeli ﺭ bir sayılmak itibarıyla, ﺍِﻗْﺮَﺍْ ile beraber ebcedî makamı bin küsur adet olduğundan ve her şeyde besmele bulunduğundan bu makamdaki üç yüz adedimiz, binden sonraki üç yüzdür. Evet ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ in makam-ı ebcedîsi dokuz yüz doksan dokuzdur (999), hurufu on dokuzdur. Çünkü ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ kaide-i sarfiyece bir müteallak ister. Makam itibarıyla o müteallak taayyün eder. Kur'an-ı Hakîm'de müteallakı ﺍِﻗْﺮَﺍْ lafzıdır. Yani ﺍِﻗْﺮَﺍْ ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ yani "Allah'ın namıyla oku." Sure-i El-Alak'ta o müteallak zahire çıkmış, surenin başına girmiş. İşte bu hesapla şeddeli harfler birer sayılsa, çünkü tekellümde birdir. O vakit: ﺍَﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦْ Bir ﺭ iki yüz; ﻧﻢ doksan; ﺡ , iki (elif) ondur. Cem'an yekûnü üç yüzdür (300). ﺍَﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ 'in ﺭ sı iki yüz; ﻣﻰ elli; (elif) bir; ﺡ sekiz: İki yüz elli dokuz (259). Demek ﺍَﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ beş yüz elli dokuz (559) eder. ﺍَﻟﻠّٰﻪْ lafzı, lâm-ı müşeddede bir sayıldığından ﻝ otuz, ﻩ beş, iki (elif) otuz yedi: Beş yüz doksan altı (596). ﺑِﺴْﻢِ o da yüz iki: Altı yüz doksan sekiz (698). Müteallak olan ﺍِﻗْﺮَﺍْ üç yüz iki: Mecmuu 1000 adettir. Eğer Bismillah'taki hemze-i Allah sayılmazsa, 999 eder. Madem her bir suver-i Kur'aniyede Bismillah zikrediliyor ve madem her mübarek şeyde besmele ile emredilmiş ve madem şu surede ﺍِﻗْﺮَﺍْ lafzı zahire çıkmış ve madem her bir âyât-ı Kur'aniye mübarektir, manen besmele ister ve ona istinad eder. Elbette üç yüz elli bir (351), üç yüz kırk iki (342) gibi adetler bu surette bin üç yüzdür (1300) ve "Binden sonraki adettir." denilir. ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ } gayet manidar nazar-ı dikkati celbetmek için gösteriyor. Şu surenin kelimat-ı nahviyesi yüz on dört (114) olmakla suver-i Kur'aniye'nin adedine tevafukuna binaen ve bu sure ise Kur'an'a fihriste olduğuna istinaden deriz ki: Kelimat-ı nahviyesiyle hem Kur'an'ın umum surelerine işaret ediyor, hem bir hesapla umum suhuf ve kütüb-ü enbiyaya (aleyhimüsselâm) îma ediyor. Eğer şu suremizde tenvin sayılmazsa hurufatı üç yüz yirmi iki (322) olur. Şu adet ile 1322'de hürriyet hâdiseleri gibi mühim hâdisatın hazırlanması ve 1324'te tezahür etmesi tarihine tevafukuna binaen ve Kur'an ile alâkadar hâdisata sair âyetlerin işaretlerine istinaden denilir ki hurufatıyla aynı tarihi göstermekle nazar-ı dikkati celb eder. Âhirde gayr-ı melfuz iki (elif), tenvinler ile beraber sayılsa 1331 tarihindeki {(Hâşiye): Bu ayrı ayrı adetlerin işaret ettikleri vukuata bazı hurufatın sayılmasıyla ve bazı sayılmamasıyla derin manidar münasebetleri var. Mesela: Gayr-ı melfuz ve mahfî tenvin, zahiren ve aşikâre huruf gibi hesaba girmekle, gizli diplomatların gizli planlarını Harb-i Umumî meydanına aşikâre çıkarmasına münasebettar olduğu gibi, öteki adetlerin de böyle dakik münasebetleri vardır.} Harb-i Umumî'nin dehşetine nazar-ı dikkati tevafukla kasden işaret etmek, bu esrarlı surenin şe'nindendir. Besmele sayılmazsa üç yüz on iki (312) adediyle 1312 tarihinde dâhilî komitelerin hürriyet bahanesiyle hilafet-i İslâmiyeyi parçalamak gibi hâdisatın hazırlanma tarihine tevafukuna binaen ve Allâmü'l-guyub'un en evvel bir fihriste-i Kur'aniye olarak nâzil ettiği şu surenin manidar hurufatının vaziyetlerine istinaden deriz ki; o tevafuk tesadüfî değil, kasdî bir işarettir. Eğer okunmayan gayr-ı melfuz hemzeler çıkarılsa aded-i hurufatı üç yüz on yedi (317) olmakla 317 tarihindeki, Balkan'ın Kur'an ve İslâm aleyhinde müthiş ve meş'um ittifaklarının hazırlanması tarihine tevafukuna binaen, bu sure -Hâlık-ı Zülcelal'in Kur'an'dan en evvel nâzil ettiği bu sure- her şeye bakabilir bir kelâm-ı ezelî olduğuna istinaden, o gibi hâdisata kasdî îma eder denilebilir. Tenvini saymayan mezhebe göre, üç yüz yirmi beş (325) adediyle Kur'an ve İslâm ile münasebettar en mühim hâdisat-ı hilafet olan hanedan-ı Osmaniyedeki hal' ve nasb ile hasıl olan hilafet tarihine {(Hâşiye): Hem ﺍِﻥَّ ﺍﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥَ ﻟَﻴَﻄْﻐٰﻰ cümlesiyle mu'cizane ve kat'î bir tarzda bu hazır zamanın en ehemmiyetli bir aktörüne işaret ediyor.} tevafuk noktasında elbette işaret etmekten hâlî değildir. Şeddeleri huruf saymayan mezhebe göre, 1306 tarihindeki vakıalara şöyle bir kelâm, şöyle bir tarihe, şöyle bir tevafuku kasdî bir işarettir denilebilir. Meddeyi saymayan mezhebe göre, 1303'teki hâdisata tevafukla îmadan hâlî değildir. Besmele hariç ve medde sayılmazsa 1288 tarihindeki vukuat ile ve 1293'te tezahür eden hâdisatın istihzaratı tarihine tevafukla elbette kasdî bir işarettir. Dördüncü Letafet:Sure-i ﺍِﻗْﺮَﺍْ ﺑِﺎﺳْﻢِ ﺭَﺑِّﻚَ nasıl ki hurufatıyla sair suver-i Kur'aniyeye işaret ediyor. Öyle dekelimatıylada çok esrara işaret ile beraber, suver-i Kur'aniyenin bir kısmına dahi manidar işaret ediyor. Mesela: Şu surede Lafz-ı ﺭَﺏّ üç defa, ﺍَﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥ dahi üç defa, ﺍَﺭَﺍَﻳْﺖَ yine üç defa tekerrürüyle dokuz mühim suver-i Kur'aniyenin başlarına parmak basıyor. Mesela: Üç ﺭَﺑِّﻚَ : ﺍِﻗْﺮَﺍْ ﺑِﺎﺳْﻢِ ﺭَﺑِّﻚَ suresine Ve ﺳَﺒِّﺢِ ﺍﺳْﻢَ ﺭَﺑِّﻚَ suresine Ve ﻛٓﻬٰﻴٰﻌٓﺺٓ ﺫِﻛْﺮُ ﺭَﺣْﻤَﺖِ ﺭَﺑِّﻚَ surelerine işaret ettiği gibi; ﺍَﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥ 'ın üç defası: ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺎﺱُ ﺍﺗَّﻘُﻮﺍ ﺭَﺑَّﻜُﻢُ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺧَﻠَﻘَﻜُﻢْ Ve ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺎﺱُ ﺍﺗَّﻘُﻮﺍ ﺭَﺑَّﻜُﻢْ ﺍِﻥَّ ﺯَﻟْﺰَﻟَﺔَ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ Ve ﻫَﻞْ ﺍَﺗٰﻰ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥِ ﺣ۪ﻴﻦٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺪَّﻫْﺮِ surelerine parmak basmakla işaret ettiği misillü; Üç ﺍَﺭَﺍَﻳْﺖَ dahi: ﺍَﺭَﺍَﻳْﺖَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﻳُﻜَﺬِّﺏُ ﺑِﺎﻟﺪّ۪ﻳﻦِ ve ﺍَﻟَﻢْ ﺗَﺮَ ﻛَﻴْﻒَ Ve ﺍَﻟَﻢْ ﻧَﺸْﺮَﺡْ ﻟَﻚَ surelerinin başlarına istifham ile işaret ediyor. Şu surede altı kelime ikişer defa zikriyle,Fatiha-i Şerife'ninaltı kelimesinin ikişer defa tekerrürüne tevafukla, mühim esrara medardırlar. Bu surede ﺍِﻗْﺮَﺍْ iki, ﺧَﻠَﻖَ iki, ﻋَﻠَّﻢَ iki, ﻳَﻌْﻠَﻢُ iki, ﻧَﺎﺻِﻴَﺔ iki, ﻧَﺪْﻉُ ﻳَﺪْﻉُ ile iki. İşte bu altı ikiler sırsız ve hikmetsiz değiller. Hem şu surede medde, şedde, tenvin, besmele dâhil olmakla beraber,El-Alak'ınüç yüz yirmi sekiz (328) hurufatı bulunduğundan on üç surenin aded-i kelimatı olan üç yüz adedinde tevafuk etmekle beraber, dört surenin hurufatıyla ve her biri üç yüz hurufatıyla tevafuk noktasında mühim işaretler ediyor. 300 tarihinden 351'e kadar hâdisat-ı İslâmiyeye şu surenin işaret ettiğine şahit olarak, on yedi sureyi tevafuk sırrıyla şahit gösteriyor ve işaretini teyid ediyor. O şahit sureler de şunlardır: Tenvirü'l-Mikbas tefsirine göre: El-Furkankelimatı üç yüz yetmiş (370),Vakıaüç yüz yetmiş sekiz (378),Rahmanüç yüz elli bir (351),Kamerüç yüz kırk üç (343),Necmüç yüz (300),Tûrüç yüz on iki (312),Zariyatüç yüz altmış (360),Kafüç yüz doksan (390),Hucuratüç yüz kırk üç (343),Duhanüç yüz kırk altı (346),Mümtehineüç yüz sekiz (308),Mülküç yüz otuz beş (335),Kalemüç yüz (300). Ve hurufat itibarıylaİnfitarüç yüz elli dokuz (359), {(Hâşiye): ﺍِﺫَﺍ ﺍﻟﺴَّﻤَﺎﺀُ ﺍﻧْﻔَﻄَﺮَﺕْ (Besmele bindir.) Üç yüz elli dokuz (359) hurufuyla beşerin başına semadan atom bombası inmesine ve kalbine anarşi mikrobu girmesine remzeder.}Gaşiyeüç yüz seksen bir (381),Beledüç yüz yirmi (320),Leylüç yüz yirmi (320), her biri üç yüz küsur harftir. Şu surelerin kelimatlarının ve harflerinin adedi,tefsir-i İbn-i Abbas'aistinadenTenvirü'l-Mikbasnamındaki meşhur tefsirin tahkikatına binaendir ki o tefsir hemHazret-i İbn-i Abbas'a(ra) hem rivayete istinad ettiği için onun tahkikatı muteberdir. Çendan bazı yerde kelimat-ı nahviyeyi kısmen sayar, bazen sırf kelimat-ı örfiyeye bina etmiştir. Madem rivayete istinad eder, onu tenkit edemeyiz. Fakat bazen matbaa yanlışları vardır. Hem hurufatta kısmen şedde ve tenvin ve gayr-ı melfuz hemze-i vaslı nadiren sayar, dâhil eder. Ekseriyetle yalnız melfuz hurufatı hesap etmiştir. Onun için bazı tahkikatımız ona muhalif çıkıyor. Bir hikmeti vardır ki iki suretle gidiyor diye ilişmiyorum.