Birinci Bab
Rumuzat-ı Semaniye · s.135
Sekiz Mesele'dir.
Birinci Mesele: Bu birinci bab, şu kudsî surenin letaif-i kesîresinden yalnız tevafukla münasebettar bir kısım mezayasından bahseder. Tevafuk letafetine medar olmak için kudsî ve nurani hurufatın vaziyetlerini bilmek lâzımdır. Şöyle ki: Besmele'siz (hemze) on, (medde) sekiz, ﻥ sekiz, (tenvin) ile beraber on, ﻭ yedi, ﻝ altı, ﺏ altı, ﻑ beş, ﺕ dört, ﻯ dört, ﺭ dört, ﻩ dört, ﺡ üç, ﺱ üç, ﺩ üç, ﺝ iki, ﻙ iki, (tenvin) iki, ﺹ bir, ﺫ bir, ﺥ bir, ﻍ bir, ﻡ bir. Besmele ile (hemze) on üç, (medde) on, ﻥ dokuz, (tenvin) ile on bir, ﻝ sekiz, ﺭ sekiz, ﻭ yedi, ﺏ yedi, ﻯ beş, ﻩ beş, ﺡ beş, ﻑ beş, ﺱ dört, ﻡ dört, ﺕ dört, ﺩ üç, ﺝ iki, ﻙ iki, (tenvin) iki, ﺫ bir, ﺥ bir, ﻍ bir. İşte bu kudsî surenin nurani hurufatının vaziyeti şudur ve şu vaziyetin letaif-i kesîresinden bir letafet-i tevafukiyesi budur ki: Hurufatı Besmele ile beraber beş kısım olup, beşler kısmı dört olup diğer üç kısm-ı âher üç olarak üçer manidar tevafuku var. Bir kısım dahi ikişer manidar tevafukları var. Evet ﺡ،ﻩ،ﻯ،ﻑ beşer, beşte manidar tevafuk ediyorlar. ﺕ،ﻡ،ﺱ dörder. Üçü, dörtte manidar tevafuk ediyorlar. Tenvin ،ﻙ،ﺝ , ikişer tevafuk ediyorlar. ﻍ،ﺥ،ﺫ birde ittifak ediyorlar. Hem iki kardeş olan ﺭ،ﻝ sekizerdir, sekizde ittifak ediyorlar, feth-i Mekke'ye parmak basıyorlar. ﺏ،ﻭ yedişer, yedide ittifak ediyorlar. Sulh-u Hudeybiye'nin neticesinde galibane hacc-ı Peygamberî (asm) gibi feth-i Mekke mukaddematına işaret eder. Altı ile on iki müstesna, bir'den on üçe kadar, hurufatı muntazaman terakki ediyor. Meşhur on üç adet, bu surede dahi sırrını göstereceğini îma ediyor. Şu surenin hurufatı seksen altı olup, fütuhat-ı Ahmediyenin (asm) bir nokta-i kemaline işaretle beraber, Besmele ile 105'te fütuhatın bir derece tevakkuf ve kemaline ve hurufat-ı melfuzası Besmele'siz 81'deki hâdisat-ı nusrete ve Besmele'siz kelimatı Besmele hurufatına muvafık olup on dokuz (19) olarak Beytü'l-Makdis'ten sonraki fütuhat-ı Ömeriyeye işaret ediyor. Besmele'siz surenin hurufatı ﻩ،ﺭ،ﻯ،ﺕ dördü dörder, ﺩ،ﺱ،ﺡ üçü üçer, ﻙ،ﺝ ikisi ikişer, ﻡ،ﻍ،ﺥ،ﺫ dördü birer olarak tevafuk etmekle beraber -dokuzuncu müstesna olarak- bir'den on üçe kadar muntazaman terakki etmeleri gösteriyor ki bu mukaddes hurufat tesadüfe tabi değiller, hikmet dairesinde mevki alıyorlar. İkinci Mesele: Fütuhat-ı Muhammediye ve nusret-i Ahmediye (aleyhissalâtü vesselâma) işaret eden ﺍِﺫَﺍ ﺟَٓﺎﺀَ Suresi elbette fütuhat içinde mühimlerinden olan feth-i Şam ve feth-i Beytü'l-Makdis ve feth-i Irak ve feth-i İstanbul gibi hâdisat-ı azîme-i İslâmiyeye işaret eder. Evet ﺍِﺫَﺍ ﺟَٓﺎﺀَ cümlesi ﻧَﺼْﺮُ 'deki ﻥ nusrete beşaret için dâhil olarak 757'deki feth-i İstanbul'un mukaddimesi olan Süleyman Paşa'nın muhasara-i meşhuresine Sure-i Kevser'in ﺍَﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ kelimesiyle işaret ettiği gibi, tevafukla işaret eder. Ve ﺍِﺫَﺍ ﺟَٓﺎﺀَ 'den sonra melfuz hurufun vav-ı ﻭَﺭَﺍَﻳْﺖَ 'ye kadar netice-i fethe işaret olarak vav-ı ﻭَﺭَﺍَﻳْﺖَ dâhil olmakla beraber 857'deki İstanbul'un fethine Sure-i Kevser gibi ﻙَ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ ﻑ ile tevafukla işaret ettiği gibi, onu tasdikan ve teyiden birbirine şahit olarak müttefikan gösteriyorlar. Hem ﺍَﻟﻨَّﺎﺱَ ﻳَﺪْﺧُﻠُﻮﻥَ ﻓ۪ﻰ ﺩ۪ﻳﻦِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍَﻓْﻮَﺍﺟًﺎ bin iki yüz yirmi iki (1222) makam-ı ebcedî adediyle Sure-i Kevser ve Sure-i Fatiha ve âyet-i ﺍِﻧَّﺎ ﻓَﺘَﺤْﻨَﺎﻟَﻚَ ﻓَﺘْﺤًﺎ ﻣُﺒِﻴﻨًﺎ gibi müteaddid sadık şahitlerin şehadetlerine istinaden ve işaretlerine binaen bu sure o adet ile fütuhat-ı Kur'aniyenin devamı ve insanların fevc fevc İslâmiyet'e dâhil olmaları tâ 1222'ye kadar istimrarına ve ondan sonra tevakkufuna işaret ediyor. Şöyle her tarafta teeyyüd eden bir işaret, elbette delâlet belki sarahat derecesine çıkıyor. Şu sure nasıl ki Besmele ile ﺍِﺫَﺍ ﺟَٓﺎﺀَ ﻧَﺼْﺮُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ sekiz kelimatıyla ve ﻧَﺼْﺮُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ kelimesinin sekiz hurufuyla ve ﻧَﺼْﺮُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ 'deki ﺭ nın sekiz tekerrürüyle ve ﻧَﺼْﺮُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ 'deki ﻝ ın yine sekiz tekerrürüyle şu surenin sarahatiyle beşaret verdiği feth-i Mekke'deki nusret-i İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene-i hicriyesine tevafuk sırrıyla beşaretvari işaret ediyor. Öyle de ﺍِﺫَﺍ 'dan ﻭَﺍﺳْﺘَﻐْﻔِﺮْﻩُ 'ye kadar on dört kelimatıyla ﻭَﺍﻟْﻔَﺘْﺢُ 'deki ﻑ nin beş, ﺡ nın beş ve ﺕ nin dört tekerrürleriyle hasıl olan on dört adediyle, hem ﺍِﺫَﺍ ﺟَٓﺎﺀَ ﻧَﺼْﺮُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ cümlesinin on dört hurufuyla, hem ﻧَﺼْﺮُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﺍﻟْﻔَﺘْﺢُ fıkrasının on dört harfiyle on dördüncü sene-i hicriyesindeki feth-i Şam'da ihsan edilen nusret-i hârika tarihine tevafuk sırrıyla işarî beşaret veriyor. Üçüncü Mesele: Devlet-i İslâmiyenin en mühimmi ve hilafet-i İslâmiyenin en devamlısı olan Osmanlı Devleti olduğundan, küçük surelerden bir iki tanesi o devletin safahatına bir vecihte baktığı gibi, bir iki sure-i âher dahi işarî tarzda yine bakıyorlar. ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻋْﻄَﻴْﻨَﺎ sırrında, hem ﺍِﺫَﺍ ﺟَٓﺎﺀَ ﻧَﺼْﺮُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ 'ın mukaddimesinde beyan edildiği vecihle, tevafukat cihetindeki işaret ise kelimat manasındaki remizleri teyiden gösterdikleri gibi, Sure-i ﻭَﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﺫَﺍﺕِ ﺍﻟْﺒُﺮُﻭﺝِ başka bir nevi tevafukat ile şimendifer vasıtasıyla âlem-i İslâm'ın mağlubiyetine ve ecnebinin tasallutuna işaret ettiği gibi, kudsî kelimatında Osmanlı Devleti'nin mağlubiyet devresini ve bilhassa Sultan Abdülaziz, Sultan Abdülmecid zamanlarına ve sonraki komitelerin fitnekârane, mü'minlere verdiği teşevvüşe ve o fitnenin cezası olarak harîk-ı kebir gibi yangınlara ve Kur'an'a bir nevi tahrifkârane taarruza ve Kur'an'ın hıfz-ı İlahî ile mahfuz ve galib vaziyetine işaret eder. {(Hâşiye): Bu Sure-i Nasr'ın işarat-ı gaybiyesi çoktur. Ve üç kısma ve bablara taksim edip o işarat-ı gaybiye-i i'caziyeyi yazacaktım. Fakat maatteessüf birinci babın sekiz meselesinden üç meseleyi yazdım, perde kapandı, mütebâki kaldı. Bu remzin bâki kısmı çok ehemmiyetlidir, fakat bir hikmet için yazdırılmadı.} لَايَعْلَمُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ اِلَّا ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻋْﻠَﻢُ ﺑِﺎَﺳْﺮَﺍﺭِ ﻛِﺘَﺎﺑِﻪ۪ ﺭَﺑَّﻨَﺎ لَا ﺗُﺆَﺍﺧِﺬْﻧَٓﺎ ﺍِﻥْ ﻧَﺴ۪ﻴﻨَٓﺎ ﺍَﻭْ ﺍَﺧْﻄَﺎْﻧَﺎ ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﻭَﻓِّﻘْﻨَﺎ ﻟِﻔَﻬْﻢِ ﺍَﺳْﺮَﺍﺭِ ﻛِﺘَﺎﺑِﻚَ ﻭَﻭَﻓِّﻘْﻨَﺎ ﻟِﺒَﻴَﺎﻥِ ﺍِﻋْﺠَﺎﺯِﻩ۪ ﻛَﻤَﺎ ﺗُﺤِﺐُّ ﻭَﺗَﺮْﺿٰﻰ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ لَا ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ اِلَّا ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠٰﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ۨ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺑَﻠَّﻎَ ﺍِﻟَﻴْﻨَﺎ كَلَامَكَ ﻭَﻓَﺴَّﺮَﻩُ ﻟَﻨَﺎ ﻋَﻠٰﻰ ﻣُﺮَﺍﺩِﻙَ ﻭَﻋَﻠٰﻰ ﺍٰﻟِﻪ۪ ﻭَﺻَﺤْﺒِﻪ۪ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ ﻭَﺍٰﺧِﺮُ ﺩَﻋْﻮٰﻳﻬُﻢْ ﺍَﻥِ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﻭَﻓِّﻖِ ﺍﻟْﻜَﺎﺗِﺐَ ﻭَﺭُﻓَﻘَﺎﺋَﻪُ ﻟِﻜَﻤَﺎﻝِ ﺧِﺪْﻣَﺔِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﻭَﻟِﻔَﻬْﻢِ ﺗَﻤَﺎﻡِ ﺍِﻋْﺠَﺎﺯِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﻭَﺍﺟْﻌَﻞِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥَ ﺷَﺎﻓِﻌًﺎ ﻣُﺸَﻔِّﻌًﺎ ﻳَﻮْﻡَ ﺍﻟْﺤَﺸْﺮِ ﻭَﺍﻟْﻤ۪ﻴﺰَﺍﻥِ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ
Yirmi Dokuzuncu Mektub'un Sekizinci Kısmı'nın
ALTINCI REMZİ
ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻋْﻄَﻴْﻨَﺎﻙَ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ Sure-i Kevser'in hurufu, kırk altı, Besmele ile altmış beş, huruf-u hecaiyeden mevcudu on yedidir. Nüzul-ü vahyin havz-ı ekberi ve ekser enbiyanın meşhur kevseri olan Kudüs-ü Şerif'in fetih tarihi olan on yedi adediyle tevafuk etmek sırrıyla işaret eder. Besmele ile on dokuz. Mevcudu olmayan on ikidir. Besmele ile dokuz. Tekerrürsüz olan harfleri on, tekerrür eden sekizdir. Besmele ile Kevser'in kelimatı on dörttür. Bir cennet-i dünyeviye ve bir kevser-i İslâmiyet olan Şam'ın fethine tevafuk sırrıyla işaret eder. Nahvî kelimatı yirmi yedi, (hemze elif) tekerrürü sekiz, Besmele ile on iki, ﻥ tekerrürü yedi, Besmele ile sekizdir. Çok meşhur sekizler ile beraber havz-ı kevser-i Kur'anî olan Mekke-i Mükerreme'nin fethine tevafuk sırrıyla îma edip (elif) ve ﻥ , ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻋْﻄَﻴْﻨَﺎﻙَ 'den ﺍِﻧَّﺎ ﻓَﺘَﺤْﻨَﺎﻟَﻚَ 'nin başına baktırıyor. (Sakin elif) üç, Besmele ile beş; ﻯ bir, Besmele ile iki; ﻙ dört; ﻝ beş, Besmele ile dokuz; ﻭ üç; ﺭ dört, Besmele ile altı; ﺏ üç, Besmele ile dört. ﺡ bir, ﻩ bir, Besmele ile ikişer. İşte şu Sure-i Kevser'in vaziyet-i hurufatında çok esrar ve işarat ve letaif var. Yalnız burada tevafuka münasebettar üç letaifine işaret edeceğiz.