MUHARREMAT (NİKÂH DÜŞMEYENLER):
Nimet-i İslâm · s.621
{(1) Tef'il babından, ismi mef'ûl müennes siygası üzere cemidir. Bu bapta asıl, ﺍِﻧَّﻪُ ﻛَﺎﻥَ ﻓَﺎﺣِﺸَﺔً ﻭَﻣَﻘْﺘًۜﺎ ﻭَﺳَٓﺎﺀَ ﺳَﺒِﻴﻼﺎ (Nisâ: 22 ve 23) âyet-i kerimesiyle, o bapta varid, ehadis-i şerifedir.} Muharremat: İstinkâh ve tezevvüçleri haram olan kadınlar demektir ki, muvakkaten haram olanlara dahi, şâmil olmak üzere, türlü tahrim sebepleri itibariyle tâdat olunacaktır. Haram olması sebepleri şunlardır: Neseb, sıhriyyet, rıdâ', cemî, diğer cemi, gayrin hakkının taallûku, şirk, milk ve talâkat. Zikrolunan tahrim sebeplerinin, bir takımı müebbet ve bir takımı muvakkattir: Nesep ve sıhriyyet ve rıdâ' sebebiyle olan hürmet, müebbettir. Bunların madâsından hâsıl olan hürmet, onların bekasiyle, muvakkattir. Nitekim, beyanlarından anlaşılmaktadır. Nesep sebebiyle nikâhı haram olan kadınlar, şunlardır: Ümmehât, benât, ehavât, ammât, hâlât, benatüleh, benatüluht. 1 - Ümmehât: Analardır. Kişiye, kendi anası haram olduğu gibi, anasının anası ve babasının anası dahi haramdır. {(2) Ahiret anam denen kadını, tezevvüç câiz olur.} 2 - Benât: Kızlardır. Kişiye kendi kızı ve kızının kızı ve oğlunun kızı haramdır. {(3) Evlât edindiği kız ve ahiret kızı, nikâhı haram değildir. Nitekim det (evlâtlık) ahkâmında beyan olunur.} 3 - Ehavât: Kız kardeşler. Ana baba bir kız kardeş, haram olduğu gibi, babadan kız kardeş yahut anadan kız kardeş dahi haramdır. {(4) Süt hemşire dahi, haramdır. Nitekim, rıdâan olan hürmette zikrolunur. Kardeşlik kadın, haram değildir. Neseb ve rıdaın gayri bir yol ile, erkeğin kadına kardeşliği olamaz.} 4 - Ammât: Halalardır: Kişiye, li-ebeveyn olan halası, yâni (babasının ana baba bir hemşiresi) haram olduğu gibi, li-eb halası ve li-üm hafası dahi, haramdır. Babasının ve ecdadının halaları dahi, böyledir. Anasının ve ecdadının halaları dahi, bu hükme tâbidir. 5 - Hâlât: Teyzelerdir. Kişiye, anasının ana baba bir kardeşi haram olduğu gibi, yalnız babadan teyzesi ve yalnız anadan teyzesi dahi, haramdır. Âbâ ve ümmehatının teyzeleri dahi öyledir. 6 - Benâtül-eh: Kardeş kızlarıdır. Ana baba bir olan biraderinin kızları - haram olduğu gibi, li-eb yahut li-üm kardeşlerinin kızları -dahi haramdır. 7 - Benâtül-uht: Kız kardeş kızlarıdır. Kişiye, li-ebeveyn olan hemşiresinin kızları - haram olduğu gibi, li-eb yahut li-üm olan hemşiresinin kızları -dahi, haramdır. Sıhriyyet sebebiyle nikâhı haram olan kadınlar, dört kısımdır: Birincisi: Kayın validelerdir. Kişiye halîlesinin {(1) Halîle tâbiri, zevceye ve sürriyeye "odalığa" şâmildir. "Zeyd, zevcesi Hindin, anasının anası Zeynebi, şehvetle mes veya tekbil eylese, Hind Zeyde - aletteyid- haram olur." "Zeyd cariyesi Hindin anası Zeynebi -vikâ- da bulunsa, Zeydin Hind ile muvakaada bulunması haram olur. "} anası haram olduğu gibi, anasının anası - ve babasının anası -dahi haramdır. {(2) Zeyd, Hindi sahih akd ile tezevvüç ettikten sonra, Hindi boşasa, Zeyd, Hindin anası Zeynebi tezevvüç etmek, câiz olmaz.} İkincisi: Üvey kızlardır. Kişiye, mukarenette bulunduğu zevcesinin {(3) Yâni, damat girip cinsî münasebette bulunduğu karısının ve müstefrişe cariyesinin.} kızları {(4) Kız gerek kendisinin terbiyesi altında olsun, gerek olmasın. Mezkûr hürmette -validenin medhul biha- olması şarttır. Bu bapta -halveti sahiha- duhul makamına ikame olunmamıştır.} - oğullarının kızları - haramdır. Üçüncüsü: Gelin hanımlardır. {(5) Burada gelin, oğul, karısı mânâsınadır.} Kişiye kendi oğlunun halîlesi haram olduğu gibi, oğlunun oğlu - ve kızının oğlu - nın halîlesi dahi haramdır. {(6) Oğlunun zevcesinin, başka kocadan olan kızını, tezevvüç câiz olur.} Oğulluğunun {(7) Oğulluk tâbiri, (rebîb) e ve (dei) ye şâmildir. Rebîb üvey oğul, de! , oğulluk edilendir.} halîlesi haram olmaz. {(8) Zeyd, zevcesi Hindin, başka kocadan olan oğlu müteveffa Amrin zevcesi. Zeynebi tezevvüç edip, Hint ile cemi etmesi câiz olur mu? Cevabı: Olur.} Dördüncüsü: Üvey analardır. Kişiye babasının halîlesi - ki kendinin üvey anasıdır - haram olduğu gibi, ceddinin, yâni gerek baba babasının ve gerek ana babasının...halîlesi dahi haramdır. Müzniyesi {(1) Müzniye, zinâ eden kadındır. Babasının zina ettiği kadını almak, oğula helâl olmaz.} bile, haramdır. Müsaheret (sıhriyet) hürmeti - ki, nikâh hürmetinde zikrolunan dört hürmettir - sahih nikâhın semeresi {(2) Fâsid nikâhta -vikâ- veya onun devâisi olmadıkça, musahere hürmeti sâbit olmaz, nitekim, babında beyan olunur. Gerek helâl ve gerek şüpheli ve gerek hâlis haram olsun, onunla ve onun devâisiyle, hürmeti musahare, sabit olur.} olmakla beraber, rıdâ ve zinâ ile dahi sabit olur. Kişiye, zevcesinin kızı ve zevcesinin anası haram olduğu gibi zevcesinin süt kızı ve zevcesinin süt anası dahi haramdır. {(3) Bunları nikâh ile almak, haram olduğu gibi, bunlarla -şehvet üzere-oynaşmak dahi, kişiye kendi halîlesini müebbeden haram eder. "Zeyd zevcesi Hindin, rıdâan kızı Zeynebi -istifraş- eylese, Hind Zeyde haram olur. "} Zinâ ettiği kadının kızı ve anası ve süt kızı ve süt anası dahi, haramdır. Rıdâ (süt) sebebiyle, nikâhları haram olan kadınlar: Nesebî ve sıhrî karabet sebebiyle - nikâhı haram bulunan - kadınlardır ki, kişiye neseben olan analar ve kızlar ve hemşireler - haram olduğu gibi, rıdâan olan analar ve kızlar ve hemşireler -dahi haramdır. {(4) Neseb sebebiyle nikâhı haram olan, yedi sınıfa ve âtide kitabı ridâa bakınız. Hüccetüllahil-bâligada der ki, murdia dahi, çocuğun yetişmesinin sebebi olmakta, validesi gibidir. Şu kadar var ki, valide, yaratış çocuğunu, kendi karnında bulundurmakta, ve süt ana, ona doğduktan sonra yaşamasını ve yetişmesini temin etmektedir. Çocuğun anasından sonra, bir anası da odur. Onun çocukları da, o çocuğun kardeşleridir.} Kezalik, sıhriyyet sebebiyle, kayın valideler haram olduğu gibi, süt kayın valide ve süt üvey kız ve süt evlât halîlesi ve süt baba halîlesi dahi, haramdır. Cemi sebebiyle, muharremattan olanlar, iki nevidir: Biri yekdiğerine ecnebi olanların cem'i ve diğeri -zevat-ul-erhamın- cemîdir. Ecnebilerin, yâni birbirlerine yabancı bulunan kadınların cemî sebebiyle, kişiye dört kadından ziyadesi, ve abdı memlûk olduğuna göre, velev mükâtip veya müdebbir gibi, satılamayacak köle olsun, {(1) Mükâtip ve müdebbir tâbirleri için, âtîde nikâhı rakîk faslına bakınız.} iki kadından ziyadesini - ceman - tezevvüç etmek, câiz olmaz. Zevcenin teaddüdü câiz olmakla beraber, zevcenin adedi - mezkûr vech üzere - mahduttur. Serârî (odalıklar) için, had yoktur. {(2) Dört zevcesi ve bin cariyesi var iken, bir cariye daha satın almak isteyen eri, levm eden kimsenin, küfründen korkulur. Çünkü, Cenab-ı Hak (feinnehum gayri melunîn) kavl-i kerîmiyle, ondan levmi selb etmiştir. Zevcesinin üzerine evlenmek isteyeni, levm edenin de hükmü budur. Evli iken, tezevvüç veya teserri etmek isteyen kişinin halîlesi: "kendimi öldürürüm" dese dahi zevc imtina etmeyebilir. Çünkü, (fenkihû mâ tâbe leküm) kavl-i kerîmiyle meşrudur. Ancak halilesini kederlendirmemek için, tezevvuc ve teserriyi terk ederse, mecur olur. Hadîs-i şerifte, benim ümmetime, rikkat edene Cenab-ı Hak rikkat ve rahmet eder, buyurulmuştur. Zevcenin teaddüdü meselesi için, âtîdeki (kasm) mesailini dahi okumak lâzımdır.} Hür müslim olan kimse, dörtten ve hür olmayanlar, ikiden ziyade zevce, cemi edemiyeceklerinden, {(3) Aralarında nikâh kaim iken, cemi edilemeyeceği gibi, onlardan biri mutallâka olmak takdirinde, onun talâk iddeti müddetince dahi, cemi edilemez. İddet bahsine bakınız.} bir hür kimse, arka arkaya, beş kadın tezevvüç ederse, evvelki dördün nikâhı câiz ve sahih ve beşincininki gayr-i câizdir. Eğer onları, - birden - nikâhlarsa, hiç birinin nikâhı sahih olmaz. Hür olmayan kimsenin, üç kadın tezevvücü dahi, bu hükümdedir. (Bunlar adeden olan cemin hürmetidir. Bundan sonrakiler, nevi itibariyle, olan cemin hürmetidir.) Zevil-erhâmın cemi sebebiyle, kişiye iki bacıyı nikâh ile, ve onlar, kendi memlûkesi bulunduğuna göre, - istifraşında - cemi etmesi câiz olmaz. Hemşireler, gerek neseben kardeş ve gerek rıdâan kardeş olsunlar. Asıl budur ki, hangi iki kadının biri erkek, farz olundukta birbirlerine nikâh düşmez olursa, onları nikâh veya teserrî yoluyla cemetmek câiz olmaz. {(4) Bir kadını, onun üvey kızı ile, ve keza bir kadını kendi cariyesiyle, nikâhla cemetmek caizdir. Bunlardan, birinci surette hürmet, yalnız bir cihettedir. İkinci surette dahi, zikrolunan farz ve takdire güre, nikâhın helâl olmamasını gerektiren karâbete yahut ridâa mebni bir mâni mevcut değildir.} Binaenaleyh neseben ve rıdaan olan iki bacıyı, nikâhta veya - mülkü yemin ile - istifraşta cemî câiz olmadığı gibi, bir kadını neseben veya ridâan olan halası yahut teyzesi ile dahi, o veçhile cemi etmek câiz olmaz. {(1) Zevcenin, kardeşi kızını dahi, zevcesiyle nikâhta cem etmek caiz olmaz.} İstinkâh suretinde, onların ikisi ceman nikâh edilmiş ise, ikisinin de nikâhları fâsit olup, birer birer nikâhlanmış olduğuna göre, evvelkinin nikâhı sahih ve ikincisinin nikâhı gayr-i sahih olur. Bunlardan birinci sûrette zevc, onların her ikisinden ve ikinci surette, yalnız ikincisinden tefrik olunur. {(2) İki hala veya iki tezyenin cemi dahi câiz olmaz. Meselâ, iki kimse, yekdiğerinin validelerini yahut kerimelerini tezevvüç edip, birer kızları olsa, birinci surette kızlar, birbirinin halası ve ikinci surette teyzesi olmakla, onları bir erkek, nikâhında cemedemez.} Kardeş olan iki cariyeye malik bulunan kimse, onlardan hangisini isterse istifraş eder. Birini istifraş ettikten sonra, diğerini artık, istifraş edemez. Kezalik, istifraş ettiği cariyesinin, bacısını veya teyze yahut halasını temellük eyleyen kimse, evvelkini kocaya vererek yahut azat eyleyerek veya satmak veyahut hibe etmek ile milkinden çıkararak {(3) Onlardan biri satılmak suretinde, eski özrü sebebiyle red, ve tezviç suretinde tatlik, ve hibe suretinde rücû olundukta dahi, yine onlardan birini -diğerini nefsine tahrim etmedikçe- istifraş edemez.} nefsine haram kılmadıkça {(4) Bana haram olsun, demekle diğeri ona helâl olamaz.} ikinciyi istifraş edemez. Eğer onların ikisini de istifraş etmiş bulunursa, hiç birinin istifraşı kendisine helâl olamaz. Meğer ki, onlardan birini, zikrolunan tariklerin biriyle, nefsine tahrim etmiş ola. Birisinin memlûke cariyesini, tezevvüç eden kimse, o cariyenin bacısını satın alıncaya kadar, ona -dahil- olmamış bulunmak sûretinde dahi aldığı cariye ile cima edemez. Çünkü, nikâhlısının firaşı, nefsi nikâh ile ona sabit olur olduğundan, onun hemşiresini, istifraş edecek olursa, onları firaşta cemeylemiş bulunur. Müstefrişenin hemşiresini, tezevvüç etmek sûretinde nikâh sahih olur. Ve nikâhlısı ile münasebette bulunmamış dahi olsa, müstefrişeyi artık istifraş edemez. Mezkûr yolların biriyle, nefsine tahrim etmedikçe, nikâhlı ile cinsî münasebette bulunamaz. Eğer cariye, müstefrişe değil idiyse, onu istihdam ve nikâhlısına dahil olur. {(5) Bunlar sahih nikâha göredir. Eğer cariyesinin hemşiresini, fâsit nikâh ile tezevvüç etmiş ise, ona -dahil- olmadıkça, müstefrişesi kendisine haram olmaz. Duhul ederse, haram olur.} Muharreme ile beraber nikâhlanan bir kadının tezevvücü helâldir. Meselâ, mahrem yahut evli veya müşrike bulunmak gibi, nikâhı helâl olmayan kadın ile beraber, bir kadını nikâhlamak câizdir. Helâl olan kadının nikâhı sahih, ve helâl olmayan kadının nikâhı bâtıl olur. Mehr-i müsemmanın tamamı, nikâhı câiz olanındır. Diğer cemi sebebiyle, muharemattan olanlar dahi, şu ki: Hürre ile beraber, birinin memlûke cariyesini nikâhlamak {(1) Meğer ki, evvelce aldığı hanımın kendi cariyesi ola.} ve yahut hürre üzerine, cariye tezevvüç eylemek, câiz değildir. {(2) İddet bahsinde -evlâd anası- meselesini okuyunuz.} Onları, bir akidde cemetmiş olmak takdirinde, hürrenin nikâhı sahih ve cariyenin nikâhı bâtıl olduğu gibi, hürre üzerine nikâhlanan, cariyenin nikâhı dahi, bâtıldır. {(3) Mutallâka hürrenin, iddeti içinde cariye nikâhlamak dahi böyledir. Talâk, ricî ise meselenin hükmü, ittifâkîdir. Talâk, bâin yahut üç olmak suretinde, imameyn indinde nikâh câizdir.} Eğer evvelâ cariyeyi nikâhlayıp, sonra da, hürreyi nikâhlar ise, ikisinin de nikâhı sahih olur. Müslime veya kitabiyye olan -gayr-i hür - cariyeyi tezevvüç etmek câiz ve fakat, hürre - nikâhlamağa iktidar halinde - mekruhtur. {(4) Çünkü, doğacak çocuk - mesrûtül-hürriyye - olmadıkça, validesine tebean, memlûk olur. Nikâhı rakîke bakınız.} Gayrin hakkının taallûkuna mebni, muharremattan olanlar: Başkasına nikâhlı bulunanlar veyahut onun vefatına veya talâk vukuuna mebni, henüz iddet içinde olanlardır {(5) Müslimin nikâhında olan, zimmiyye dahi, - ittifakla - böyledir. Zimminin nikâhında olan zimmiyye, onlar İddete riayet etmemekte olmalarına göre, indel-imam bundan müstesnadır ki, zevci zimmînin vefatını veya talâkını müteakip hâmil olmadıkça, müslim ve gayr-i müslim bir erkeğe varabilir.} ki, bu gibileri nikâhlayanların nikâhları bâtıldır. Bir kadın, başka diyarda bulunan zevcinin, vefatının şuyuu yahut onu boşadığı haberinin kendisine - mevsukan - vâsıl olması üzerine, nefsini - İddetin ifasından sonra - diğer birine tezviç edebilir ise de, evvelki zevcin - salimen - zuhur ve vürudunda boşamadığı iddiasında, ikinci nikâhın fesadı tebeyyün etmekle, ondan tefrik olunarak, - akdi yenilenmeksizin - evvelki zevcin olur. (Nikâhı fâsit babına bakınız). Şirk sebebiyle muharremattan olanlar mecusiyye (ateşperest) ve veseniyye (putperest) olan kadınlardır. Onların hürresi ve cariyesi müslimlere helâl değildir. Güneşe ve yıldızlara tapanlar, ve beğendikleri - türlü suretlere - tapanlar, ve muattıla ve zenadıka ve bâtıniyye {(1) Bâtıniyye ki, onlara Tâlimiyye ve İsmâiliyye ve İbâhiyye -, dahi denir. İmam-ı Gazâli eserlerinden olup, fakirin izahatı ile mütercem ve iki kerre matbu bulunan (el-munkızü mineddalâl) tercümesinde ve sefine-i râgibta meşruhtur. Son asırlarda onlar Vehhâbiyye ismini almışlardır. Ve din kisvesi içre, öteden beri dinsiz oldukları halde ehl-i dine ihanet edegelmişlerdir.} ve ibâhiyyeden bulunanlar ve - islâm olduğu iddiasında bulunduğu halde - itikadı kendisini ikfar eden, her ehli mezhep, puta tapanlarla birdir. Müşrikenin, milki, yemini ile dahi- istifraşı - müslimlere helâl olmaz. Kitabiyye, gerek harbiyye ve gerek zımmiyye olsun, {(2) İslâm dini üzerine olmayan milletler, putperest ve ateşperest ise (müşrik) ve (ehli şirk) ve Yahudi ve Nasârâdan ise (ehli kitâb) tesmiye olunduktan sonra, ehli İslâmın zimmetini kabul ile, müslimlerin tabiiyyetinde bulunurlarsa (ehli zimmet) ve bulunmuyorlarsa (ehli harb) tesmiye olunurlar. İşte (kitabi) kelimesi, ehli kitâbın ve (zimmi) kelimesi, ehli zimmetin, müfredidir. Müennesi (kitabiyye) ve (zimmiyye) dir. (Harbiyye) dahi, ehli harbin müfred müennesidir. Ehli harbin bilâdı dahi (dârül-harp) olmakla, onlardan - muvakkaten - dâr-ı İslâma gelip, tahtı amanda bulunanları (müstemen) tesmiye olunur. Enkiha-i küffar faslına bakınız.} gerekse hürre veya cariye bulunsun, müslim için, onu tezevvüç etmek veya milki yemin ile, - istifraş - eylemek câizdir. {(3) Ehli kitabın zebihlaları yenildiği, gibi kızları dahi, tezevvüce kabul olunur. Müslime olmak üzere, tezevvüç edilen kadın, kitâbiyye zuhur etse, zevc nikâhı feshedemez. Hindiyyede der ki, evlâ olan onların ne kızlarını tezevvüç etmek, ne de zebihalarını yemektir. Meğer ki, zaruretten ola. Bu surette, kerahetin tenzihiyye olduğu, Dürr-ü Muhtârda tasrih olunmuştur. Tahtâvî der ki, ashaptan Huzeyfe bin Yemân ve Kaab bin Mâlik (radiyallahü teâlâ anhuma) hazretlerinin, birer Yahudiye tezevvüç etmiş oldukları sahihtir. Harbiyyeyi, dârül-harpte nikâhlamak mekruhtur.} Şu kadar ki, din ihtilâfı, - rikk gibi - mânîi irstir. {(4) Mehrini almağa mâni yoktun Feyziyyede mezkûrdur ki, vefat eden müslim Zeydin zevcesi Nasraniyye Hind, mehr-i müsemmâsını, Zeydin terekesinden almağa kaadir olur.} Müslimin sülbundan doğan çocuk müs-limdir. Kitabiyye tezevvüç eden müslim, onu kiliseye ve sinagoga gitmekten ve evde şarap kullanmaktan, menedebilir. Âdetten veya lohusalık-tan ve Cünüplükten dolayı, gusletmek için, ona cebredemez. {(1) Kitab-ut-tahâreye bakınız.} (Onları, örtü altına almaktan bahse lüzum yoktur. Çünkü, onlar islâm bilâdında, mestûre bulunmak gerektir. Mesturiyyete dâir yazılan bahsi, hukuku zevceyn faslında okuyunuz.) Ebeveynden biri kitabiyye ve diğeri mecûsi olanın hükmü, ehli kitap hükmüdür. {(2) Çünkü, çocuk dinen ebeveynin hayırlısına tabidir.} Müslimin tezevvüç ettiği kitabiyye, mecûsi olsa, nikâhı münfesih ve - muvakaa - sı haram olur. Müslimin tezevvüç ettiği kitabiyye, Yahudi iken Nasrânî veyahut Nasrâni iken Yahudi olsa, nikâh fâsit olmaz. Müslime üzerine kitabiyye, ve aksi, kitabiyye üzerine, müslime tezevvüç etmek, câiz olur. {(3) Ve onlar, nikâhın mahalliyetinde müsavi oldukları için, kasımda dahi müsavi bulunur.} Müslimenin, hiç bir gayr-i müslime, ve hattâ itikadı kendisini mükeffir olan, müslimi zahire, tezvici câiz olmadığı gibi, {(4) Müslim Zeyd, ebû Bekr-i Sıddîk ve Ömerül-Faruk (radiyallahu teâlâ anhuma) hazretlerine, seb ve lânet eylese, Zeyde ne lâzım olur? Cevabı: Tehirsiz öldürülür. Çünkü bu ikisinin sebbi küfürdür. Müslim namına olan Zeyd, bazı kabahatlar işlemekle, Amrû, Zeyde bu türlü işi işleme, âhiret vardır, dedikte, Zeyd âhiretin aslı yoktur, insan ot, gibi biter ve yine ot gibi yiter, bu âlemde sefan var ise, sen dahi işleye gör, deyip bu itikat üzere, musir olsa Zeyde ne lâzım olur? Cevabı: Katl olunur.} irtidat etmiş yâni İslâm dininden dönmüş olan kimseye dahi, ne mürtedde, ve ne müslime, ve ne asıl dini kâfire olanı, tezviç câiz olmaz. Mürtedde olan kadın dahi, hiç kimseye tezviç olunmaz. Veseniyye ve mecusiyyenin, mürtedden başka, her kâfire tezvici câiz olur. Ehli zimmet - mezhepleri muhtelif -dahi olsalar, onların biri birlerine, nikâhı câizdir. Mülk sebebiyle muharremattan olanlar: Memâlîke (köle bulunanlara) göre, kendi hanımlarıdır ki, bir hürre kadın kendi memlûkü bulunan köleye - nikâhsız olarak - nefsini teslim edemediği gibi, - köleyi âzat etmedikçe - onunla tezevvüç dahi edemez. Müstakillen sahibi bulunduğu köleye, varamadığı gibi, başkası ile müştereken, sahip olduğu köleye dahi, varamaz. Nikâh üzerine, milki yemin varit olmak, yâni Zevceynden biri diğerine, yahut onun bir hissesine (yarısına, dörtte birine...) irsen veya hibe suretiyle malik oluvermek ile dahi nikâh bâtıl olur. Bir kimse, kendi memlûkesi olan câriyesini {(1) Yahut mükâtibesini veya müdebbiresi yahut ümm-ü veledini veyahut kısmen malik olduğu cariyeyi.} - âzat etmeden - tezevvüç ederse, o nikâh bâtıldır. Yâni, mehrin vücûbü, talâkın vukuu irsin husulü gibi, nikâha müterettip olan şeyler, ona terettüp etmez ve azaddan sonra, o nikâh bâki olmaz. Kişi kendi cariyesini azat etmiş olmadıkça nikâhsız istifraş edebilir ki, teserrî yoludur. Nikâhın lüzumu azadlıya göredir. Lâkin zamanımızda teserrî edecek kimseye, evlâ olan, itaktan evvel dahi, nikâh etmektir ki, câriye aslen hürre olmak, yahut azadlı bulunmak ihtimaline mebni haram şüphesinden, ihtiyat edilmiş olur. {(2) Buna (nikâhı tenezzülü) diyoruz. Cariye bununla azat edilmiş olmaz. Ve efendinin vefatında, câriye o nikâhtan dolayı, terekeden miras alamaz.} Talâk sebebiyle muharremattan olanlar: Mebtûte, nikâh hakkından münkati bulunanlardır ki, zevcleri tarafından, nikâh hakları kesilmiş olmakla, onlara - hürmeti galîza - ile haram olmuş bulunan kadınlardır. Zevcinden üç talâk ile mutallâka olan hürre, hulle görmedikçe, yâni diğer zevc kendisine duhul etmedikçe, evvelki zevcine helâl olmaz. (Hürre olmayan zevce hakkında iki talâk, hürre hakkındaki üç talâk gibidir. Kitabı talâka bakınız.) Hürre olmayan menkuhamn, iki talâktan sonra, zevcine - hullesiz - nikâh edilmesi, helâl olmadığı gibi, milki yemin ile - vikâ' - olunması da, helâl olmaz. Talâkın müntehası, hurre hakkında üç, ve câriye hakkında iki, olduğundan, bir kimse hurre olan zevcesini, ya defaten veya müteferrikan üç talâk ile tatlik ettikten sonra, o kadın, İddetin ifasından sonra sahih nikâh ile diğer zevce varıp, ve ona medhule olup (ondan sonra, talâk ile veya vefat ile) zevcinden ayrılarak, iddeti münkaziyye olmadıkça - o kimseye - nikâhlanmaz. Başkasının memlûkesini tezevvüç etmiş olan kimse dahi, onu defaten iki talâk ile veya iki kerre tatlik ettikten sonra alabilmek, velev ki, o cariyeyi sonradan kendisi iştirâ ve âzât dahi etmiş bulunsun, ancak onun zikrolunduğu veçh üzere, diğer zevce varıp ayrılması ile câiz olur. Muvakkat nikâh bâtıldır: Müddetin uzun ve kısa olmasında ve malûm veya meçhul bulunmasında, fark dahi yoktur. {(1) Meğer ki, akit sırasında, tarafeyn kendilerinin yaşayamayacakları bir müddeti tesmiye etmiş olalar. O halde nikâh münakit ve şart bâtıl ve hükümsüz olur: Bin sene yahut kıyamete kadar veya deccalın çıkmasına değin yahut İsâ aleyhisselâmın inmesine kadar, demek gibi.} (Nikâhı müt'a) dahi, bâtıl olan, muvakkat nikâh cümlesindendir: Muharremattan olmayan kadın ile, şahitler huzurunda "şu kadar müddet, şu mal mukabilinde, seninle istimta edeyim" diye, ya asaleten veya vekâleten, icap ve kabulde bulunmaktır. Bâtıl nikâh, helâliyyet ifâde etmez ve ona talâk, ilâ, zıhâr {(2) İlâ, Zıhâr, talâk kitabında müstakil fasıldır.} vâki olmaz, ve onunla, mütezevviç olanlar, yekdiğere vâris olamaz. {(3) Memûn halifenin kaziyul-kuzâtı olan Yahya bin eksemin, tercemesinde, vefeyatül-âyânda zikrolunmuştur ki, Memûn, Şam yolunda Müt'anın helaliyyet. ininidâ ettirmişken, kadı Yahyanın, âyet ve hadise dayanarak, sen zinanın helâl olduğunu nida ettiriyorsun, demesi üzerine Memûn istiğfar ederek, Müt'anın tahrimi nida olunmasını emreylemiştir. Kadı müşârünileyh demiştir ki, Cenab-ı Hak, kitabı kerimesinde (Kad eflehâl-müminûn) âyâtı şerifesinde, izdivaç için, meşru olan iki yolu (istinkâh ve teserrî tariklerini) beyan ile, onlardan mâdâya udul edenlerin, hududullâhı tecavüz etmiş, olacaklarını bildirmiştir. Zevce-i müt'a, milki yemîn olmadığı gibi, zevcine varis veya mevrus olan, ve veledi validine ilhak eyleyen zevce dahi, değildir. İmam Zührî Muhammed bin el-Hanefiyyenin oğulları Abdullah ve Hasandan, ve onlar dahi pederlerinden, ve o dahi, pederi Hazret-i Aliden olmak üzere, rivayet eylemiştir ki, Hazret-i Ali radiyallahu teâlâ anhu: "Resûlullah sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem, müt'ayı emretmiş olduklarından sonra, onun nehiy ve tahrimini, nida etmekliğimi bana emreyledi" buyurmuştur. Müt'a zinadır. Hattâ zina etmemeğe şart eden kimsenin zevcesi, müt'a ile vat'ında mütallâka olmuş olur.} Nehariyyât tezevvücünde beis yoktur (Nehariyyat): Gündüzlük kadın mânâsına olan, nehariyyenin cemidir. Yalnız gündüzleri beraber bulunmak üzere, tezevvüç câizdir. {(4) İş sahipleri için, kadınlar hep leyli olmakla gecelikleri zikre hacet yoktur.} Hac ve umre ihramı, nikâhı mânî olmadığından, muhrim olan kimse, ihram halinde - duhul etmemek üzere - tezevvüç edebilir, ve ihramda bulunan kadını dahi, alabilir. Muhrim bulunan velî dahi, velâyeti altında olan kızı, birine tezviç edebilir.