Risale-i NurNimet-i İslâm

MEYYİTİN GASLİ:

Nimet-i İslâm · s.421

Meyyiti yıkayan erkeğe, gasil ve kadına, gasile denir. Meyyit, teneşir denilen, bir kerevet üzerine ve olmadığı takdirde yıkama ve çevrilmesi mümkün olacak, yüksekçe bir yere, arka üzeri yatırılıp, etrafı - üç, beş, yedi gibi - tek adetle tütsülenir. Avret mevzii olan, dizlerinden göbeğine kadar örtüldükten sonra, elbisesi çıkarılır. Avret mevzii, ele bir bez sarılarak, {(1) Çünkü, bakılması câiz olmayan yere, el sürülmesi dahi câiz olamaz.} örtünün altından, ve bez bulunmadığına göre, örtünün üstünden yıkanır. Ondan sonra, meyyite bir abdest aldırılır. {(2) Diri ve ölü, gasilde sünnet olan, abdesttir. Yıkamadan sonra, tekrar abdest almak ve aldırmak, zaittir. Halebînin ifadesine göre, meyyit daha namazı anlamayan, çocuk ise, abdest aldırılmaz.} Ellerini, ayrıca bileklerine kadar yıkamağa hacet olmayarak, {(3) Çünkü, meyyit bu işler için, ellerini kullanacak değildir.} yüzünden başlanır. Mazmaza ve istinşak dahi, güç olduğundan, edilmeyip dudaklarının içi ve dişleri ve burun delikleri ve göbek çukuru, parmağa sarılan bir bez parçasiyle, mesh olunur. Yüzü ve - elleriyle beraber - kolları gasl ve başı mesh edilip, ayakları dahi yıkanmak, {(4) Su birikintisi olmadığı için, ayaklarının yıkanması en sonraya bırakılmaz.} suretiyle abdesti - tertip üzere - tamamlandıktan sonra, üzerine mümkün ise, ısıdılmış, {(5) Çünkü, suyun sıcağı daha iyi, pak eder.} tatlı su dökülür. Saçı ve sakalı, hatmi ile {(6) Hatmi, güzel kokulu, bir ot olup, sabun işini de görür.} ve yok ise, sabun ile yıkanır. {(7) Saç ve kıl yok ise, bu tekellüfe ihtiyaç olmaz.} Başı ve bedeni pâk olduktan sonra, meyyit sol tarafına çevrilerek, iptida sağ tarafı yıkanır. Dökülen sular, sırtın teneşire gelen yerlerine kadar vardırılır. Ondan sonra, sağ tarafına çevrilerek, sol tarafı dahi, o suretle yıkanır. Ondan sonra, yıkayıcı onu, kendine yaslayarak, karnını, yavaşça mesh eder ve bir şey, zuhur ederse, onu yıkar. Verdiği abdesti ve guslü, iâde etmez. Yıkamanın, her defası üçerden eksik olmamak sünnettir. Hacete mebni ziyade dahi, olabilir. Su - lüzumsuz yere - israf edilmez. Cenazenin yıkandığı yer, örtülü olup, onu yıkayıcısı ve yardımcıdan başka kimse, görmez. {(8) Meyyitin evinde yıkanması, kendi havayicinden olmakla, her şeyden mukaddem bulunduğundan, veresenin (rızalarının alınmasına) lüzum yoktur.} Yıkayan kimse, gasl farizasını iskata niyyet edip, {(9) Ölüleri yıkamak, dirilere farz-ı kifayedir. Meyyiti yıkamağa niyyet, meyyitin temizlenmesi için değil, bu farzı ifa için, olmalıdır. Onu, niyyetsiz yıkamak dahi temizlenme için kifayet eder. Suda boğulmuş bulunan kimse dahi, bu niyyetle, suyun içinde ırgalanarak, çıkarılır. Çıkarılma sırasında, yıkanılması niyyet edildiğine göre, ırgalanmamış bile olsa, farz sâkıt olup, çıkarıldıktan sonra, iki kere yıkanmakla, sünnet dahi yerine gelmiş olur.} besmele ile başlar ve nihayete değin, (gufraneke yâ rahmân) der. Ve meyyit hakkında muttalî olup ta, yayılması (şâyi olması) lâyık olmayan ahvali, yıkayıcı örter ve gizler. {(1) Yüzünün nurlanması, kokusunun güzellenmesi, kolaylıkla çevrilmesi gibi, meyyitin hoşa gidecek halleri olursa, yıkayıcı bunları, söylemek müstahaptır. Fenakokması, kararması, korkunç olması gibi hoşa gitmeyecek halleri olursa onları söylemek haramdır. Hadîs-i şerifte "Ölülerinizin güzel hallerini anin, kötülüklerini anlatmayın." buyurulmuştur. Dirinin, afv ve istihlâli mümkün olmakla, meyyiti giybet, diriyi giybetten fenadır.} Meyyiti, kendine en yakın olan kimsesi ve yahut takvâ ve emanet ehli, bir kişi yıkar ve bu işi meccânen yapar. Ücret istemek, kendisinden başka, yıkayıcı bulunduğu takdirde, câiz olur. Bulunmadığı takdirde, yıkamağa kendisi teayyün etmiş olmakla ücret istemek, câiz değildir. Erkeği, erkek ve kadını, kadın yıkar. Yıkayıcıların büyük hades halinde bulunmaları, mekrûhtur. {(2) Gayr-i müslimin yıkaması, daha ziyade mekruhtur. Meğer ki, müslim hakkında, ondan başka erkek ve müslime hakkında, ondan başka kadın bulunmaya,} Kadın kısmı, kendi kocasını yıkayabilir. {(3) Hazret-i Ebû Bekiri, kendi vasiyyetleri üzerine, zevceleri, Esma hatun yıkamıştır.} Ric'î talâk halinde olsa dahi, câizdir. Talâk-ı bâin ile mutâllâkası, ve iddeti sona ermiş bulunan, ricî mutâllâkası yıkayamaz. {(4) Zıharda ve iylada dahi, mess ve nazar helâl olmakla yıkama, câiz olur. (Zıhâr ve iylâ hakkında, Kitab-ut-talâkta izahat vardır).} Erkek kendi karısını, yıkayamaz. {(5) Eimme-i selâse, Hazret-i Alinin, Hazret-i Fatimeyi yıkamış oldukları beyaniyle, bunu dahi cevazına kaildir. Cevaben denilir ki, Hazret-i Fatimeyi, Hazret-i Ümmü Eymenin yıkadığı dahi, mervidir. Sabit olduğuna göre, Hazret-i Alinin, yıkaması (zevciyyetin bekasına) mahmuldür. Şu hadis-i şerife binaen ki, (Benim nesebim ve münasebetlerim hariç, her nesep ve münasebet ölümle sona erer.) buyurulmuştur. Bununla beraber ki, Hazret-i Alinin, müşarünileyhâyı yıkamasını, Hazret-i İbni Mes'ud, münker görmekle, Hazret-i Ali, ona cevaben: "Bilmez misin ki: Resulullah (S.A.), Fatıma senin dünya ve âhiret zevcendir demişti. ." buyurmuştur. Hazretin, hususiyyet iddiası dahi, aralarında onun mârûf olmadığına, delildir.} Yıkayacak kadın bulunmaz ise. kocası ona teyemmüm ettirir. {(1) Ve yabancı gibi, eline bez sarmaz ve kollarından gözlerini çevirmez.} Ümm-ü veled bile olsa, cariyeyi efendisi yıkayamaz. Cariye dahi. efendisini, yıkamayıp, eline bir bez alıp teyemmüm ettirir. {(2) Teyemmüm, kitab-ut-tahârede beyan olunmuştur. Onun için, meyyiti tecride de ihtiyaç yoktur.} Su bulunmaz ise, meyyite teyemmüm verilir olduğu gibi, erkekler içinde ölen kadına, onlardan biri ve kadınlar içinde vefat eden erkeğe dahi, kadınlardan biri, mahrem olmadığına göre, elini bir beze sararak ve - kadının - kollarını görmemek için, gözlerini yumarak, ve mahremi ise, elini beze sarmayarak ve gözlerini yummayarak, teyemmüm verir. Müştehat olmayan kız çocuğu, {(3) Salâtın müfsidatı bahsinde, muhazat meselesine bakınız.} erkek ve mürahik olmayan erkek çocuğu, kadın yıkayabilir. Tenasül âleti kesik olan ile, yumurtaları yok edilmiş (enenmiş) olan erkekle sağlam olan erkeğin farkı yoktur. Meyyitin tırnağı kesilmez. {(4) Tırnak kopuk olursa, alınıp atılmakta beis yoktur.} Saçı sakalı kırpılmaz ve taranmaz ve başına sarık sarılmaz ve hitan edilmemişse, meyyit sünnet edilmez.