Risale-i NurNimet-i İslâm

İSKAT-I SAVM:

Nimet-i İslâm · s.491

İskat-ı savm dahi, iskatı salât gibi farz ve vacip olarak, meyyitin zimmetinde kalmış olan, oruçlara taallûk eder. Her günlük oruca, her namaz için olduğu gibi, bir fidye verilmek lâzım gelip, fidyenin miktarı, lüzum ve itasının sureti ve devrin icrası, kitabı salâtın iskat faslında beyan olunduğu veçhiledir. {(1) Salâtın ıskatında zikr olunduğu üzere, kimsenin namazını kimse kılamadığı gibi, kimsenin orucunu da, kimse tutamaz. Hadîs-i şerifte "Hiç kimse başkasının orucunu tutamaz, namazını kılamaz ve lâkin tarafından tasadduk eder." buyurulmuş. Dolayısiyle, meyyitin namazını kılmak ve orucunu tutmak, yahut kendisinin savm ve salâtından, bir miktarını meyyite bağışlamak üzere, fakire para vermek abestir. Meyyiti muahazeden, Cenab-ı Hak, ancak şer'in takdir ettiği, sadaka vasıtasiyle tefaddulen geçer.} Kazâ olunacak ramazan orucunun günleri malûm olduğu gibi, nezr edilmiş olan savmın günlerinin miktarı dahi, nezr edence malûmdur. Keffareti var ise, o da malûm olmak gerekir. Vasiyyeti de, ona göre olur. Vasiyyetin lüzumu, kazâ lüzumunun fer'idir. {(2) Özürler faslının sonlarına, ve kitâb-us-salâtın iskat bahsine bakınız.} Kadınlar, âdet ve lohusalık günlerinde geçen, namazları kazâ etmezler ise de, oruçları ederler.