İKİNCİ BASKININ ÖNSÖZÜ
Nimet-i İslâm · s.5
Nimet-i İslâm, yeni harflerle ilk defa 1957 de basılmıştı. O zaman gerek âcil bir ihtiyacı hemen karşılamak, gerek eski Türk harflerini bilmeyen yeni nesle daha faydalı olmak isteğiyle kitap içinde geçen âyet, hadîs ve duâ gibi metinler de yeni harflerle yazılmıştı. Ayrıca kitabın ilk tertip şekline sadık kalmak istediğimizden her bölüme ayrı sayfa numarası verilmişti. Kısmen de sadeleştirilerek irfan hayatımıza sunulan eser, okuyucudan ümidimizin üstünde büyük bir alâka görmüş ve kısa zamanda mevcudu tükenmiştir. Hem muhteva genişliği, hem de ilmî tetkik ve tahkik değeri itibariyle Türkçede yazılmış en büyük fıkıh kitabı olan bu kıymetli eseri neşretmemiz, dindar ve kadirşinas münevverlerimiz tarafından takdirle karşılandı. Fakat onlar kitabı daha da mükemmel görmek istediklerinden irşad, ikaz ve tenkitlerini esirgemeyerek, bizi teşvik ettiler ve eserin ikinci baskısının hazırlanmasına mânen yardımcı oldular. İkinci baskıyı aceleye getirmek istemedik. Kitabın ehemmiyetini göz önünde bulundurarak, salâhiyetli kimselerce dikkat ve itina ile hazırlanmasına ve hataların asgariye indirilmesine çalıştık. İşte elinizdeki bu ikinci baskı böyle bir çalışmanın sonunda meydana geldi. Şu hususlarda değişiklik yapmayı ve bunları sizlere açıklamayı uygun bulduk. 1) Nimet-i İslâm'ın eski Türk harfleri ile ve merhum Hacı Zihni efendi tarafından neşredilen ilk baskısı ayn zamanlarda ve ayn ayn kitaplar olarak meydana getirilmiş olduğundan, o zamanlar her kitaba müstakil bir sayfa numarası verilmişti. Fakat kitabın bütün bölümleri tek cilt halinde bir araya getirilince, gerek kitaba kazandıracağı bütünlük, gerek okuyucuya sağlayacağı kolaylık bakımından, sayfa numarasının da devamlı olması zarureti vardır. 2) Âyet ve hadîs metinlerinin yeni harflerle yazılması umulan kolaylığı sağlamamış, aksine birçok imlâ ve mâna yanlışlarının meydana gelmesine sebep olmuştu. Kitabın ilmî ve dinî hüviyetini nazarı dikkate alarak, bu baskıda gerekli bütün metinlerin islâmî harflerle yazılmasını, bazı yerlerde tercümesi ile birlikte verilmesini, bazı yerlerde de mehaz gösterilmek şartiyle yalnız tercümesi ile yetinilmesini daha faydalı bulduk. Böylece daha sıhhatli bir yol tuttuğumuza ve maksada hizmet ettiğimize inanıyoruz. 3) Bu baskı, merhum Hacı Zihni efendinin hayatında neşrettiği ilk ana baskı esas tutularak hazırlandı. Istılâh (terim) olan kelimelere dokunulmadan, geri kalan tarafı günümüzün lisanına uygun düşecek şekilde kısmen sadeleştirilmiştir. Kitapdan azamî istifadeyi mümkün kılacak her şeyi yapmaya çalıştık. Cenab-ı Hak muvaffakiyet ihsan eylesin.
- NÂŞİR -
MERHUM HACI ZİHNİ EFENDİNİN, HAL TERCÜMESİ
Müellifin ismi (Mehmet) olup (Zihni) mahlası, hocası tarafından konmuştur. (Hacı Zihni Efendi) diye anılır ve tanınırdı. 1262 hicrî senesinde (1845) İstanbul'da doğmuştur. Babası, Mülkiye kaymakamlarından Mehmet Reşit efendi, anası Güzide Gülsüm hanımdır. Cami derslerine devam ile, ulûmu âliye şahadetnamesi demek olan (icazetname-i esâtize) yi ihraz etmiştir. Arapça ve Türkçe, telif ve. tercüme suretiyle bir hayli eserleri vardır. Hayatını tetebbü, telif ve tedrise hasretmiştir. Evinde veya vazifesi başında olmadığı zaman, umumî kütüphanelerde bulunurdu. Evinde, ailesine ayırdığı mahdut fakat şefkat dolu zaman haricinde vakti, ibadetle, tetebbû ile ve yazmakla geçerdi. Az uyurdu. (Şâbânî) tarikatına mensup idi İlmi ile âmildi. Ciddîlik, samimîlik, edep ve terbiye, çalışkanlık, şefkat, hamiyyet, kendisinde kemâliyle bulunan vasıflardandı. Resmî Hayatı: 1280 hicrî senesinde (1864) Bâbıâlide Meclisi Vâlânın mazbata odasına devama başlamış, 1868 de Matbaa-i Âmire Takvim-i Vakay-i kitabet ve musahhihliğine geçmiştir. 1878 senesinde Mekteb-i Sultanî (Galatasaray) ulûm-u arabiye ve diniye muallimliğine tâyin olunarak 1879 da Matbaa-i Âmiredeki vazifesinden istifa etmiştir. 1883 de, Mektebi Sultanîdeki muallimliği uhdesinde kalmak üzere, mülkîye mektebinin usul-ü fıkıh muallimliğine tayin olunmuştur. 1891 de Maarif Nezareti Reisliğinde beş âzadan mürekkep olarak teşekkül eden "Tetkik-i Müellefat" komisyonu âzalığına tâyin olunmuş ve Mülkiye Mektebindeki vazifesine arabî muallimliği ilâve edilmiştir. 1895 senesinde Mülkiyedeki dersine "fıkıh-ı şerîf" ilâve olunmuş, bunun üzerine arabî muallimliğini terketmiştir. Aynı sene, uhdesindeki vazifelere halel gelmemek üzere, "Meclisi - kebiri maârif" âzalığına tâyin edilmiştir. 1903 te Maârif Nezareti Encümen-i Teftiş ve Muayene Reisliğine tâyin edilmiştir. 1908 de Mülkiyedeki muallimliğini terketmiştir. Aynı sene "Meclis-i Kebir-i Maârif" âzalığına avdet etmiştir. Bu sırada sinni kanunen muayyen olan haddi geçmiş olmasına rağmen, "erbab-ı fazl-ü kemâl'den bulunmasına mebni, mezkûr mecliste ilmî hususlarda rey ve malûmatından istifade edilmekte olmasından dolayı, tahdidi sinden istisnası" Meclis-i Vükelâca tezekkür edilmiştir. 1884 Eylülünde Stockholm'de toplanmış olan Müsteşrikin Cemiyeti ilmiyesine gönderdiği eserlerinden dolayı kendisine altın madalya verilmiştir. Vefatı: Son eseri olan Muhtasarat'ın tab'ına başlanıldığının on yedinci günü, 1332 hicrî senesinde (1914) irtihali vuku bulmuştur. Beylerbeyinde, Küplüce cami-i şerifi yanındaki kabristanda medfundur. Matbaa-i Âmire'de tab edilen (Sahih-i Buhârî) nin tashihi ile iki sene kadar meşgul olmuş, sekiz ciltten müteşekkil bu kitabın tab'ını 1315 hicrî senesinde (1898) sona erdirmeğe muvaffak olmuştur. Son zamanlarını, yine tab'ına nezarete memur edildiği Hadîs kitaplarından (Müslim) in tashihine hasretmiştir; bu kitabın hâşiyeleri kendi tetebbuları mahsulüdür. Mutadı üzere geceleri pek az uyur ve sabaha kadar evinin bir köşesinde bu kitaba hâşiye tedariki ile meşgul olurdu. Sekiz cilt üzerinden mürettep olan bu kitabın beşinci cildinin hitamına iki forma kadar kaldığı bir sırada, Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenâbı "Tahirül - mevlevî" nin, merhumun vefatı hakkında söylediği tarih: Yine hayfâ ki sîne-i vatanı bir ziya-i müessir incitti Yine bir fâzılı yegânesini ilm-ü irfân cihanı kaybetti Son zamanlarında âlem-i islâm, ne mühim zâyiat ile bitti Düşdü bir nev hasâr marifete Hacı Zihni Efendi de gitti (1332) Adne pervâz eden o rııh-i güzîn, bulsun â'Iel-meratibi âmîn. Eserleri: İlk eseri, on sekiz yaşında iken arapça olarak kaleme aldığı (Sarf-ı Arabî) dir. Basılmamıştır. Birer sene fasıla ile, gene Arapça olarak kaleme aldığı (Teshilittahsil şerhi) ve (Şerh-i ebyat-ı İsfehendi) de basılmış değillerdir. (Elmunkız mineddalâl) tercümesi, basılmıştır. (Etvakuzzehep) tercümesi, basılmıştır. (Tuhfetülerip) tercümesi, basılmıştır. (Feyz-i yezdan): (İbnverdi) nin (Nasihatül-İhvan) kasidesinin tercümesi olup basılmıştır. (Meşâhirinnisa) meşhur kadınlar hakkındadır; iki cilt olarak basılmıştır. (Düstûrül-muvahhidin) itikada ve ahlâka dair olup basılmamıştır. (Usulün-nuka) usulü fıkıhtan; basılmamıştır. (Tercüme-i Tuhfetül-mülûk) fıkıhtan; basılmamıştır. (Siham-ül isabe fi kenzi daavat-ül müstecabe) basılmıştır. (El müntahap fi Ta'limi lûgat-ilarap) arapça için sarf kitabıdır. Basılmıştır. (Kitabütteracüm) Arap âlim ve ediplerinin hâl tercümelerine dairdir; basılmıştır. (Elmüktadap) Arapça için sarf ve nahiv olmak üzere iki cilt; basılıdır (Elgazı fıkhiye) fıkıh kitabıdır; basılmıştır. (Elkavlülceyyid) meşhur Arap beyitlerinin şerhi ve izahı. Basılmıştır. (Elhakâyik) ilmi hadisdendir. İki cildi hayatında basılmıştır. Kalanı, el yazısı ile, vefatından sonra Diyanet İşleri Reisliğine tevdi edilmiştir. (Elmüşezzep) yahut Elmürteep Arapça için sarf ve nahiv kitabıdır; basılmıştır. Nimet-i islâm adı altında telif edilmiş ve basılmış eserleri: Akaid-i İslâmiyye Kitab-ut-tahare, Kitab-us-salât Kitab-us-savm Kitab-uz-zekât Kitab-ul-hac Kitab-un-nikah (Elkavlüssedid fi ilm-i tecvid) yahut (Tecvid-i cedid). Tecvid kitabıdır; basılmıştır. (Elmuhtasarat): Kitab-ut-tahare, Kitab-us-salât, Kitab-us-savm, Kitab-uz-zekât, ve Kitab-ul-hac adındaki beş eserinden ihtisar yolu ile telif edilmiştir. Basılmıştır. ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﻋَﻠٰﻰ ﻧِﻌْﻤَﺔِ ﺍﻻﺎِﺳْﻼﺎﻡِ ﻭَﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓُ ﻭَﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠٰﻰ ﺭَﺳُﻮﻟِﻪِ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺳَﻴِّﺪِ ﺍﻻﺎَﻧَﺎﻡِ ﻭَﻋَﻠٰﻰ ﺍٰﻟِﻪِ ﺍﻟْﻜِﺮَﺍﻡِ ﻭَﺍَﺻْﺤَﺎﺑِﻪِ ﺍﻟْﻌِﻈَﺎﻡِ "İslâm nimetinden dolayı Allaha hamd olsun. İnsanlığın göz bebeği ve efendisi olan Resûlüne, Resûlünün değerli âline ve büyük ashabına salât ve selâm olsun." Ehl-i İslâmın, kabul ve doğruluğuna kat'î olarak inandıkları umûrdan ibarettir ki, aşağıda beyan olunan tarif ve izahlarda görülecektir.