Risale-i NurNimet-i İslâm

CEMAATTAN ALIKOYAN ÖZÜRLER:

Nimet-i İslâm · s.234

On sekiz şeyin {(1) Ahbeseyn müdafaası ile rih müdafaası dahi, bunlara zam edilerek, yirmiye iblâğ olunduğunu, İbni Âbidin, Bahr-i râik haşiyesinde söylemiştir.} biriyle cemaatın huzuru {(2) Cemaata çıkmak demektir. Muhaşşî der ki, ifadeden anlaşıldığına göre, Cumave bayram namazları cemaatine dahi şâmildir. Artık cumayı, öğle olarak kılar. Bayram namazı sâkıt olur.} sâkıt olur: 1 - Yağmur. {(3) Mişkât şerhinde mezkûrdur ki: "Hudeybiyye vak'asında, Resulullah sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem ile beraber idik. Bize yağmur isabet etti, ayak kaplarımızın altı ıslanmadı. Peygamberimiz efendimiz münadisi; herkes namazı bulunduğu yerde kılsın, diye nida eyledi" denildiği sahihtir.} 2 - Şiddetli soğuk. {(4) Aliyyül-kariî, imam Muhammedin, Muvatta' şerhinde, şiddetli harareti dahi, şiddetli soğuğa ilhâk etmiştir.} 3 - Muteaddi havf, (tecavüz korkusu). {(5) Yâni birinin, haksız yere kendi canına veya maline teaddisinden korkmak yahut malının ziyamdan ve yahut namaz için cemaate katıldığı takdirde, kafilenin göçüp gitmesinden korkmak (malından maksut elindeki maldır, velev emanet olsun).} 4 - Şedit zulmet. 5 - Mu'sir olarak habs. {(6) Yâni dar gelirli ve müşkül durumda olan borçlunun, borcunu ödemek için mahpusiyyeti. Çünkü, zengin olan borçlu, cemaati terkte mâzûr olamaz. Darda olan borçlunun ise, mâzûriyyetinde, Muhaşşinin ifadesine göre, kendinin haps edilmesi şart olmayıp, bundan korkması dahi, cemaate çıkmaması için özürdür.} 6 - Körlük. {(7) Yedeni, yok ise, âmâdan cemaatin sukûtu ittifâkîdir. Yedeni var ise, imameyne göre çıkması lâzım, imam indinde cemaati terkte mazurdur.} 7 - Mefluçluk. {(8) Felç: İnme, meflûç: İnmeli demektir. Muhaşşinin ifadesine göre, felcin cemaati terkte mâzur olması, yürümeğe muktedir olmamasiyle mukayyettir.} 8 - Bir elin ve bir ayağın kesikliği. {(9) Çapraz olarak kesik demektir. İkisinin kesikliği bir taraftan ise, evleviyyetle özürdür. Yalnız bir ayağının kesikliği ile dahi cemaat sâkıt olur.} 9 - Hastalık. 10 - Aksaklık. {(10) Yâni, müellifin ifadesine göre, kötürümlük demektir. On ikincisinin haşiyesine de bakınız.} 11 - Yağmurun dinmesinden sonraki çamur. {(1) İnkita-ı matardan sonra demesi, yağmur hakkında söz geçmekle bu özür müstakil olarak zikrolunmuş olmasındandır.} 12 - Kötürümlük. {(2) Müellifin ifadesine göre, uğradığı âfet sebebiyle kötürüm hale gelmektir. Bu gibiler cemaatten sâkıttır.} 13 - İhtiyarlık. {(3) Yürümeğe kaadir olamayan ihtiyardan cemaat sâkıt olur.} 14 - Nahv ve lügatle değil de, fıkıh ilmiyle iştigal eden bir takım kimseler ki, sonra o kimseleri kaçırabilir. {(4) Fıkıh kitaplarını mütalâa ve tetebbu eden kimseler cemaate çıkarsa o kimseleri bulamaz. İşte bu hal aled-devam olmamak üzere özürdür. Eğer terke muâzabet ederse, mâzur olmaz, tazir olunur. Dürr-ü Muhtâra göre, tâlim ve teallüme ve telîfe şâmil olmak üzere, mutlak fıkıh ile iştigal edenler maksuttur.} 15 - Nefsinin arzu ettiği taamın hazır olması. {(5) Gerek akşam taamı olsun, gerek akşamın gayri olsun, ifadeye nazaran, velev ki ondan sonra cemaat bulunmasın. Müellif: Çünkü gönlüyle meşgul olur, ahbeseynin ve rîhin müdafaaları dahi böyledir. Bu faslın ilk hamişine de bakınız.} 16 - Teheyyu ettiği yolculuğu kasdetmek. {(6) Teheyyü, hazırlanmaktır. Muhaşşî der ki: Hemen yola çıkmak için olan hazırlık maksat olmak gerektir.} 17 - Bir hastaya bakmak ki, kendinin gaybubetinde o, hasta mütezarrır olur. {(7) Böyle değil ise, özür olmaz.} 18 - Gündüz değil de, geceleyin rüzgârın şiddeti. {(8) Yâni aşırı karanlık gece demektir.} Mübah kılan özürlerden bir özre mebni cemaatten munkati' olan kimse, eğer özrü olmasa, cemaatte bulunmağı niyyet etmiş ise, ona cemaat sevabı hâsıl olur. Kişinin hayırlı niyyeti fiile gelmese bile kendisine nâfi olur.