Risale-i NurMuhakemat

Yedinci Mes'ele

Muhakemat · s.74

Kur'an'da zikrolunan: ﺩَﺣٰﻴﻬَﺎ ve ﺳُﻄِﺤَﺖْ ve ﻓُﺮِّﺷَﺖْ ve ﺗَﻐْﺮُﺏُ ﴾ﺍﻟﺸَّﻤْﺲُ﴿ ﻓ۪ﻰ ﻋَﻴْﻦٍ ﺣَﻤِﺌَﺔٍ ve emsalleri gibi; bazı ehl-i zahir tağlit-ı ezhan için, onlar ile temessük ederler. Lâkin müdafaaya biz muhtaç değiliz. Zira müfessirîn-i izam, âyâtın zamairindeki serairleri izhar eylemişlerdir. Bize hâcet bırakmamışlar fakat bir ders-i ibret vermişler ve sermeşk yazmışlar. ﻭَﻟٰﻜِﻦْ ﺑَﻜَﻮْﺍ ﻗَﺒْﻠ۪ﻰ ﻓَﻬَﻴَّﺠُﻮﺍ ﻟِﻰَ ﺍﻟْﺒُﻜَﺎﺀَ ﻭَ ﻫَﻴْﻬَﺎﺕَ ﺫُﻭ ﺭَﺣْﻢٍ ﻳَﺮُﻕُّ ﻟِﺒُﻜَﺎﺋ۪ﻰ Malûmdur: Malûmu i'lam bâhusus müşahed olursa, abestir. Demek içinde bir nokta-i garabet lâzımdır, tâ onu abesiyetten çıkarsın. Eğer denilse: Bakınız nasıl arz küreviyetiyle beraber musattaha ve size mehd olmuştur, denizin tasallutundan kurtulmuş. Veyahut nasıl şems, istikrarla beraber tanzim-i maişetiniz için cereyan ediyor. Veyahut nasıl binler sene ile uzak olan şems, ayn-ı hamiede gurub ediyor. Maânî-i âyât kinayetten sarahate çıkmış oluyor... Evet şu garabet noktaları, belâgat nükteleridir.