Dördüncü Mes'ele
Muhakemat · s.93
Kelâmın kuvvet ve kudreti ise; kelâmın kuyudatı birbirine cevab vermek ve keyfiyatı birbirine muavenet etmekle umumen karınca kaderince, asıl garaza işaret ve herbiri parmağını maksad üzerine bırakmak ile ﻋِﺒَﺎﺭَﺍﺗُﻨَﺎ ﺷَﺘّٰﻰ ﻭَﺣُﺴْﻨُﻚَ ﻭَﺍﺣِﺪٌ ﻭَﻛُﻞٌّ ﺍِﻟٰﻰ ﺫَﺍﻙَ ﺍﻟْﺠَﻤَﺎﻝِ ﻳُﺸ۪ﻴﺮُ düsturuna timsal olmaktır. Demek kuyudat zenav gibi veyahut dereler gibi.. maksad ise ortalarından istimdad edici bir havuz gibi olmak gerektir.
Elhasıl:
Zihnin şebekesi üstünde tersim olunan ve nazar-ı akl ile alınan suret-i garaz, müşevveş olmamak için, tecavüb ve teavün ve istimdad lâzımdır.
İşaret:Bu noktadan intizam neş'et etmekle tenasüb tevellüd edip hüsün ve cemal parlar. Eğer istersen Rabb-i İzzet'in kelâmına teemmül et... Ezcümle: Zerresi büyük bir taş kadar büyük olan azabdan tahvif ve insanı, kalâk ve tahammülsüz olduklarını göstermek için sevk edilen ﻭَﻟَﺌِﻦْ ﻣَﺴَّﺘْﻬُﻢْ ﻧَﻔْﺤَﺔٌ ﻣِﻦْ ﻋَﺬَﺍﺏِ ﺭَﺑِّﻚَ olan âyete bak. Nasılki "şeyi zıddından in'ikas ettirmek" olan kaide-i beyaniyeye binaen tehvil ve tahvif için azabın bir parçasının derece-i tesirini göstermek istediğinden,kılletolan esas-ı maksada, nasıl kelâmın her tarafı elini oraya uzatıp kuvvet veriyor. Şöyle: ﺍِﻥْ lafzındaki teşkik ile tahfif ve ﻣَﺴَّﺖْ deki yalnız temas ve ﻧَﻔْﺤَﺔٌ maddesinde ve sîgasında ve tenkirindeki taklil ve tahkir.. ve ﻣِﻦْ deki teb'iz ve nekale bedel ﻋَﺬَﺍﺏِ zikrindeki tehvin ve ﺭَﺑِّﻚَ deki îma-i rahmet, umumen taklili göstermekle, azabı nihayet derecede ta'zim ve tehvil eder. Zira azı böyle olursa, çoğundan Allah esirgesin...