Bu mes'elenin hâtimesi:
Muhakemat · s.110
Kelâmın kanaat ve istiğnası ve asabiyeti ise makamın haricinde üslûbu aramamaktır. Şöyle ki: Mananın kametine göre bir üslûbu kestirmek istediğin vakit, dâhil-i makamda olan menbadan ve mevzuun fabrikasından lâekal kelâmın tazammun ettiği mevzuun veya kıssatın veya san'atın levazımının parça parçasından ve tevabiinin kıt'a kıt'asından bir üslûbu dikmek, zaruret olmadan harice medd-i nazar etmemek, tabir hata olmasa, harice boykotaj etmek ile elbette kelâmın kuvveti tezayüd ettiği gibi, servetin dağılmamasına en büyük esastır. Demek mana ve makam ve san'at ise, kelâmın delalet-i vaz'iyesine yardım edebilir. Nasıl kelâm, delalet-i vaz'iye ile manayı gösterir, öyle de böyle üslûb ise tabiatıyla manaya işaret eder. Eğer bir numune istersen Dokuzuncu Mes'eledeki Arabî parçalarına bak. İşte: ﻓَﺎﻧْﻈُﺮْ ﺍِﻟٰﻰ ﻛَﻼﺎﻡِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﻋَﻠَّﻢَ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥَ ﻓَﺒِﺎَﻯِّ ﺍٰﻳَﺎﺕِ ﺭَﺑِّﻚَ ﻻﺎ ﺗَﺘَﺠَﻠّٰﻰ ﻫٰﺬِﻩِ ﺍﻟْﺤَﻘ۪ﻴﻘَﺔُ ﻓَﻮَﻳْﻞٌ ﺣ۪ﻴﻨَﺌِﺬٍ ﻟِﻠﻈَّﺎﻫِﺮِﻳّ۪ﻴﻦَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻳَﺤْﻤِﻠُﻮﻥَ ﻣَﺎ ﻻﺎ ﻳَﻔْﻬَﻤُﻮﻥَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﺘَّﻜْﺮَﺍﺭِ ﻓَﺎِﻥْ ﺷِﺌْﺖَ ﻓَﺎﻧْﻈُﺮْ ﺍِﻟٰﻰ ﻗِﺼَّﺔِ ﻣُﻮﺳٰﻰ ﻓَﺎِﻧَّﻬَﺎ ﺍَﺟْﺪٰﻯ ﻣِﻦْ ﺗَﻔَﺎﺭ۪ﻳﻖِ ﺍﻟْﻌَﺼَﺎ ﺍَﺧَﺬَﻫَﺎ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥُ ﺑِﺎﻟْﻴَﺪِ ﺍﻟْﺒَﻴْﻀَﺎﺀِ ﻓَﺨَﺮَّﺕْ ﺳَﺤَﺮَﺓُ ﺍﻟْﺒَﻴَﺎﻥِ ﻣَﺤَﺒَّﺔً ﻭَﺣَﻴْﺮَﺓً ﺳَﺎﺟِﺪ۪ﻳﻦَ ﻟِﺒَﻼﺎﻏَﺘِﻪِ Eğer istersen ulûm-u âliyenin ﺍٓﻟِﻴَﻪ kitablarının dibacelerine bak. Eğer çendan o dibacelerde şu san'at-ı belâgat çok dakik ve latîf olmazsa da; fakat ondaki beraatü'l-istihlal, bu hakikata bir beraatü'l-istihlaldir. Hem de şu kitabın dibacesinde mu'cizata işaret yolunda Peygamberimizin zâtı, nübüvvetine mu'cize gösterilmiştir. Hem deÜçüncü Makale'nindibacesinde kelime-i şehadetin iki cümlesi birbirine şahid gösterilmiştir. Hem deYedinci Mukaddeme'de,inşikak-ı Kamer'e yere inmeyi ilâve edenlere denilmiş: Mu'cizenin kamerini münhasif ve Şems gibi bürhan-ı nübüvveti Süha gibi mahfî olmasına sebeb oldunuz. Buna kıyasen şu hakikate, şu kitabda birçok numune bulabilirsin. Zira bu kitabın mesleği, benim gibi harice boykotajdır. Hattâ zaruret olmazsa, efkâr ve mesailde ve misallerde ve esalibde harice boykotaj etmektir. Fakat tevafuk-u hâtır olabilir. Zira hakikat birdir. Hangi kapıyla girsen, aynını göreceksin.