BİRİNCİ MAKAM
Mu'cizat-ı Kur'aniye · s.193
ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ ﻭَﺍِﺫْ ﻗُﻠْﻨَﺎ ﻟِﻠْﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺔِ ﺍﺳْﺠُﺪُﻭﺍ ﻻﺎٰﺩَﻡَ ﻓَﺴَﺠَﺪُٓﻭﺍ ﺍِﻻَﺎٓ ﺍِﺑْﻠ۪ﻴﺲَ ٭ ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻳَﺎْﻣُﺮُﻛُﻢْ ﺍَﻥْ ﺗَﺬْﺑَﺤُﻮﺍ ﺑَﻘَﺮَﺓً ٭ ﺛُﻢَّ ﻗَﺴَﺖْ ﻗُﻠُﻮﺑُﻜُﻢْ ﻣِﻦْ ﺑَﻌْﺪِ ﺫٰﻟِﻚَ ﻓَﻬِﻰَ ﻛَﺎﻟْﺤِﺠَﺎﺭَﺓِ ﺍَﻭْ ﺍَﺷَﺪُّ ﻗَﺴْﻮَﺓً Bir gün şu âyetleri okurken iblisin ilkaatına karşı Kur'an-ı Hakîm'in feyzinden üç nükte ilham edildi. Vesvesenin sureti şudur. Dedi ki: Dersiniz: "Kur'an mu'cizedir. Hem nihayetsiz belâgattadır. Hem umuma her vakitte hidayettir." Halbuki şöyle bazı hâdisat-ı cüz'iyeyi tarihvari bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var? Bir ineği kesmek gibi bir vakıa-i cüz'iyeyi, o kadar mühim tavsifat ile böyle zikretmek, hattâ o sure-i azîmeye de El-Bakara tesmiye etmekte ne münasebet var? Hem de Âdem'e secde olan hâdise, sırf bir emr-i gaybîdir. Akıl ona yol bulamaz. Kavî bir imandan sonra teslim ve iz'an edilebilir. Halbuki Kur'an, umum ehl-i akla ders veriyor. Çok yerlerde ﺍَﻓَﻼﺎ ﻳَﻌْﻘِﻠُﻮﻥَ der, akla havale eder. Hem taşların tesadüfî olan bazı hâlât-ı tabiiyesini ehemmiyetle beyan etmekte ne hidayet var? İlham olunan nüktelerin sureti şudur: