Risale-i NurMu'cizat-ı Kur'aniye

BİR TETİMME

Mu'cizat-ı Kur'aniye · s.274

ﻭَﻟَﻬَﺪَﻳْﻨَﺎﻫُﻢْ ﺻِﺮَﺍﻃًﺎ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻤًﺎ ﻭَﻣَﻦْ ﻳُﻄِﻊِ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻭَ ﺍﻟﺮَّﺳُﻮﻝَ ﻓَﺎُﻭﻟٰٓﺌِﻚَ ﻣَﻊَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍَﻧْﻌَﻢَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺒِﻴّ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟﺼِّﺪّ۪ﻳﻘ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟﺸُّﻬَﺪَٓﺍﺀِ ﻭَ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﺣَﺴُﻦَ ﺍُﻭﻟٰٓﺌِﻚَ ﺭَﻓ۪ﻴﻘًﺎ Bu âyetin beyanında binler nüktelerindeniki nükteyeişaret edeceğiz. Birinci Nükte:Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan mefahimiyle, mana-yı sarîhiyle ifade-i hakaik ettiği gibi; üsluplarıyla, hey'atıyla çok maânî-i işariyeyi dahi ifade ediyor. Her bir âyetin çok tabaka-i manaları var. Kur'an, ilm-i muhitten geldiği için bütün manaları murad olabilir. İnsanın cüz'î fikri ve şahsî iradesiyle olan kelâmlar gibi bir iki manaya inhisar etmez. İşte bu sırra binaen âyât-ı Kur'aniyenin ehl-i tefsir tarafından hadsiz hakaiki beyan edilmiş. Müfessirînin beyan etmediği daha çok hakaiki var. Ve bilhassa hurufatında ve mana-yı sarîhinden başka, işaratında çok ulûm-u mühimme vardır. İkinci Nükte:İşte bu âyet-i kerîme ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺒِﻴّ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟﺼِّﺪّ۪ﻳﻘ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟﺸُّﻬَﺪَٓﺍﺀِ ﻭَ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﺣَﺴُﻦَ ﺍُﻭﻟٰٓﺌِﻚَ ﺭَﻓ۪ﻴﻘًﺎ tabiriyle sırat-ı müstakimin ehli ve hakiki niam-ı İlahiyeye mazhar, nev-i beşerdeki taife-i enbiya ve kafile-i Sıddıkîn ve cemaat-i şüheda ve esnaf-ı salihîn ve enva-ı tabiînin bulunduklarını ifade etmekle beraber, âlem-i İslâmiyet'te o beş kısmın en mükemmelini dahi ayrıca sarahaten gösterdikten sonra o beş kısmın imamları ve baştaki rüesalarını sıfât-ı meşhureleriyle zikretmekle onlara delâlet edip ifade ettiği gibi ihbar-ı gayb nevinden bir lem'a-i i'caz ile o taifelerin istikbaldeki reislerinin vaziyetlerini bir vecihle tayin ediyor. Evet ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺒِﻴّ۪ﻦَ nasıl ki sarahatle Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâma bakıyor. ﻭَﺍﻟﺼِّﺪّ۪ﻳﻘ۪ﻴﻦَ fıkrasıyla Ebubekiri's-Sıddık'a bakıyor. Hem Peygamber aleyhissalâtü vesselâmdan sonra ikinci olduğuna ve en evvel yerine geçeceğine ve "Sıddık" ismi, ümmetçe ona unvan-ı mahsus ve sıddıkînlerin başında görüneceğine işaret ettiği gibi... ﻭَﺍﻟﺸُّﻬَﺪَٓﺍﺀِ kelimesiyle Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali Rıdvanullahi Aleyhim Ecmaîn'i üçünü beraber ifade ediyor. Hem üçü Sıddık'tan sonra nübüvvetin hilafetine mazhar olacaklarını ve üçü de şehit olacaklarını, fazilet-i şehadetleri de sair fezaillerine ilâve edileceğini işaret ve gaybî bir surette ifade ediyor. ﻭَﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤ۪ﻴﻦَ kelimesiyle Ashab-ı Suffa, Bedir, Rıdvan gibi mümtaz zevata işaret ederek ﻭَﺣَﺴُﻦَ ﺍُﻭﻟٰٓﺌِﻚَ ﺭَﻓ۪ﻴﻘًﺎ cümlesiyle mana-yı sarîhiyle onların ittibaına teşvik ve tabiînlerdeki tebaiyeti çok müşerref ve güzel göstermekle, mana-yı işarîsiyle hulefa-i erbaanın beşincisi olarak ve ﺍِﻥَّ ﺍﻟْﺨِﻼﺎﻓَﺔَ ﺑَﻌْﺪ۪ﻯ ﺛَﻼﺎﺛُﻮﻥَ ﺳَﻨَﺔً hadîs-i şerifin hükmünü tasdik ettiren müddet-i hilafeti azlığıyla beraber kıymetini azîm göstermek için o mana-yı işarîsiyle Hazret-i Hasan radıyallahu anhı gösterir. Elhasıl:Sure-i Feth'in âhirki âyeti, hulefa-i erbaaya baktığı gibi bu âyet dahi teyiden, ihbar-ı gayb nevinden onların istikbaldeki vaziyetlerine kısmen işaret suretiyle bakar. İşte Kur'an'ın enva-ı i'cazından olan ihbar-ı gayb nevinin lemaat-ı i'caziyesi âyât-ı Kur'aniyede o kadar çoktur ki hasra gelmez. Ehl-i zahirin kırk elli âyete hasretmeleri, nazar-ı zahirî iledir. Hakikatte ise binden geçer. Bazen bir âyette dört beş vecihle ihbar-ı gaybî bulunur. ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﻻﺎ ﺗَُﺎﺧِﺬْﻧَٓﺎ ﺍِﻥْ ﻧَﺴ۪ﻴﻨَٓﺎ ﺍَﻭْ ﺍَﺧْﻄَﺎْﻧَﺎ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ