ON ÜÇÜNCÜ İŞARET
Mu'cizat-ı Ahmediye · s.115
Mu'cizat-ı Ahmediye aleyhissalâtü vesselâmın hem mütevatir hem misalleri pek çok bir nev'i dahi hastalar ve yaralılar nefes-i mübareğiyle şifa bulmalarıdır. Şu nevi mu'cize-i Ahmediye aleyhissalâtü vesselâm, nev'i itibarıyla manevî mütevatirdir. Cüz'iyatları, bir kısmı dahi manevî mütevatir hükmündedir. Diğer kısmı âhâdî ise de ilm-i hadîsin müdakkik imamları tashih ve tahric ettikleri için kanaat-i ilmiye verir. Biz de pek çok misallerinden birkaç misalini zikredeceğiz: Birinci Misal:Allâme-i Mağrib Kadı-yı İyaz, Şifa-i Şerif'inde, ulvi bir an'ane ile ve müteaddid tarîklerle, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın hâdimi ve bir kumandanı ve Hazret-i Ömer'in zamanında ordu-yu İslâm'ın baş kumandanı ve İran'ın fatihi ve Aşere-i Mübeşşere'den olan Hazret-i Sa'd İbn-i Ebî Vakkas diyor: Gazve-i Uhud'da ben Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın yanında idim. Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, o gün kavsi kırılıncaya kadar küffara oklar attı. Sonra bana okları veriyordu "At!" diyordu. Nasl'sız, yani okun uçmasına yardım eden kanatları olmayan okları verirdi. Ve bana emrederdi: "At!" ben de atardım. Kanatlı oklar gibi uçardı, küffarın cesedine yerleşirdi. O halde iken, Katade İbn-i Nu'man'ın gözüne bir ok isabet etmiş, gözünü çıkarıp gözünün hadekası yüzünün üstüne indi. Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm mübarek, şifalı eliyle onun gözünü alıp eski yuvasına yerleştirip iki gözünden en güzeli olarak hiçbir şey olmamış gibi şifa buldu. Şu vakıa çok iştihar etmiş. Hattâ Katade'nin bir hafidi, Ömer İbn-i Abdilaziz'in yanına geldiği vakit, kendini şöyle tarif etmiş: "Ben öyle bir zatın hafidiyim ki Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm onun çıkmış gözünü yerine koyup birden şifa buldu. En güzel göz o olmuş." diye nazım suretinde {(Hâşiye:) ﺍَﻧَﺎ ﺍﺑْﻦُ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺳَﺎﻟَﺖْ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺨَﺪِّ ﻋَﻴْﻨُﻪُ ٭ ﻓَﺮُﺩَّﺕْ ﺑِﻜَﻒِّ ﺍﻟْﻤُﺼْﻄَﻔٰﻰ ﺍَﺣْﺴَﻦَ ﺍﻟﺮَّﺩِّ ﻓَﻌَﺎﺩَﺕْ ﻛَﻤَﺎ ﻛَﺎﻧَﺖْ ﻻﺎَﻭَّﻝِ ﺍَﻣْﺮِﻫَﺎ ٭ ﻓَﻴَﺎ ﺣُﺴْﻦَ ﻣَﺎ ﻋَﻴْﻦٍ ﻭَﻳَﺎ ﺣُﺴْﻦَ ﻣَﺎ ﺭَﺩٍّ } Hazret-i Ömer'e söylemiş; onun ile kendini tanıttırmış. Hem nakl-i sahih ile haber verilmiş ki: Meşhur Ebî Katade'nin, Yevm-i Zîkarad denilen gazvede, bir ok mübarek yüzüne isabet etmiş. Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm, mübarek eliyle meshetmiş. Ebî Katade der ki: Kat'iyen ve aslâ ne acısını ve ne de cerahatini görmedim. İkinci Misal:Başta Buharî ve Müslim, kütüb-ü sahiha haber veriyorlar ki: Gazve-i Hayber'de, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm Aliyy-i Haydarî'yi bayraktar tayin ettiği halde, Ali'nin gözleri hastalıktan çok ağrıyordu. Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm tiryak gibi tükürüğünü gözüne sürdüğü dakikada, şifa bularak hiçbir şey kalmadı. Sabahleyin Hayber Kalesi'nin pek ağır demir kapısını çekip elinde kalkan gibi tutup Kale-i Hayber'i fethetti. Hem o vakıada, Seleme İbn-i Ekva'ın bacağına kılınç vurulmuş, yarılmış. Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ona nefes edip birden ayağı şifa bulmuş. Üçüncü Misal:Başta Nesaî olarak erbab-ı siyer, Osman İbn-i Huneyf'ten haber veriyorlar ki Osman diyor ki: Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın yanına bir âmâ geldi, dedi: "Benim gözlerimin açılması için dua et." Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ona ferman etti: ﻓَﺎﻧْﻄَﻠِﻖْ ﻭَﺗَﻮَﺿَّﺎْ ﺛُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﺭَﻛْﻌَﺘَﻴْﻦِ ﻭَﻗُﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺍِﻧّ۪ﻰ ﺍَﺳْﺌَﻠُﻚَ ﻭَﺍَﺗَﻮَﺟَّﻪُ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﺑِﻨَﺒِﻰِّ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻧَﺒِﻰِّ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﺔِ ﻳَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪُ ﺍِﻧّ۪ﻰ ﺍَﺗَﻮَﺟَّﻪُ ﺑِﻚَ ﺍِﻟٰﻰ ﺭَﺑِّﻚَ ﺍَﻥْ ﻳَﻜْﺸِﻒَ ﻋَﻦْ ﺑَﺼَﺮ۪ﻯ ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺷَﻔِّﻌْﻪُ ﻓِﻰَّ O gitti, öyle yaptı, geldi. Gözü açılmış, güzel görüyormuş, gördük. Dördüncü Misal:Büyük bir imam olan İbn-i Vehb haber veriyor ki: Gazve-i Bedr'in on dört şehidinden birisi olan Muavviz İbn-i Afra', Ebucehil ile dövüşürken Ebucehil-i Laîn, o kahramanın bir elini kesmiş. O da öteki eliyle elini tutup Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın yanına gelmiş. Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm onun elini yine yerine yapıştırdı, tükürüğünü ona sürdü; birden şifa buldu. Yine harbe gitti, şehit oluncaya kadar harp etti. Hem yine İmam-ı Celil İbn-i Vehb haber veriyor ki: O gazvede Hubeyb İbn-i Yesaf'ın omuz başına bir kılınç vurulmuş ki bir şakkı ayrılmış gibi dehşetli bir yara açılmış. Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm onun kolunu omuzuna eliyle yapıştırmış, nefes etmiş; şifa bulmuş. İşte şu iki vakıa, çendan âhâdîdir ve haber-i vâhiddir fakat İbn-i Vehb gibi bir imam tashih etse Gazve-i Bedir gibi bir menba-ı mu'cizat olan bir gazvede olsa hem bu iki vakıayı andıracak çok misaller bulunsa elbette şu iki vakıa, kat'î ve vakidir denilebilir. İşte ehadîs-i sahiha ile sübut bulan belki bin misal var ki Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli ona şifa olmuş.