2- REŞHALAR
Mesnevî-i Nuriye · s.260
Bu Reşhalar risalesi, imanın en mühim üç erkânından nübüvvetin hakikatını ve nübüvvet-i Ahmediye'yi (A.S.M.) gayet kat'î ve parlak bürhanlarla isbat ediyor. Şems nasıl ziya vermemesi mümkün değildir. Aynen öyle de: Uluhiyet de risaletsiz mümkün olmadığını isbat ediyor. Ve nübüvvetin hakikatını güneş gibi gösteriyor. Kâinatı mücessem bir Kur'an-ı kebir olarak temsil edip, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm onun âyetü'l-kübrası olduğunu, gözünde perde ve kalbinde pas olmayanlara irae ediyor. Bu hârika risale "Onbir Reşha"dır. Onbirinci Reşha'da, yirmibir mu'cizat-ı Ahmediyeye (A.S.M.) işaret eden bir salavat-ı şerifeyi o Nebiyy-i Zîşan Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimize getiriyor. Onbirinci Reşha'dan sonra uzun birİ'lem'de,nübüvvet-i Ahmediyeye (A.S.M.) -başka bir tarzda- görülmemiş delilleri gösteriyor. Bu risalenin Türkçesi, Risale-i Nur'daki Ondokuzuncu Söz'dedir. Mesnevî'nin başındaki bu üç risale "Eski Said"in eserlerinden olmayıp, Üstadımızın tabiriyle, "Yeni Said"in eserleridir. Üstadımızın eski eserlerinden Risale-i Nur'a girenler olduğu gibi; Risale-i Nur'u te'lifi zamanında yazdığı Arabça eserleri de, bu suretle Mesnevî-i Arabiyeye idhal olunmuştur.